Uzak olmadığımız tablo: Eğitim

Uzak olmadığımız tablo: Eğitim

Bildiğiniz gibi COVID-19 olarak da bilinen yeni tip koronavirüs salgını sonrasında tüm dünyada virüsün yayılma hızını azaltmak için çeşitli tedbirler alındı. Sosyal mesafenin korunmasının oldukça önemli olduğu bu süreçte hepimizin mümkün olduğunca evlerde kalması gerekiyor. Ne yazık ki toplumun çok sınırlı bir kısmı olarak evlerde kalabiliyoruz, milyonlarca insan ölüm tehdidiyle burun buruna çalışmaya devam ediyor. İnsanlık, pandemi ile mücadele ederken elbette günlük yaşamamız da değişiyor. Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görülmesinden bu yana örgün eğitim durmuş durumda. İlköğretimden, Yükseköğretime kadar eğitim uzaktan eğitim aracılığıyla devam ediyor.

Eğitim en kısa anlamda, dünyaya gelmiş bir insanı büyütüp, yetiştirme ve topluma kazandırmadır. Bir bakıma çift yönlüdür. İçinden geçtiğimiz bugünlerde çift yönün bir tarafının boş bırakıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Hatta eğitimin kendisinin konuşulmadığını söyleyebiliriz.

18 Mart 2020 tarihinden itibaren okullarda örgün öğretim tatil edildi, eğitim uzaktan devam ediyor. Eğitim bir şekilde devam ediyor fakat bugünlerde eğitimin içeriğinden daha çok biçimi konuşuluyor. Yaygın bilinenin aksine uzaktan öğretim ülkemizde yeni başlamış bir uygulama değil. İlk temelleri okullarda tablet dağıtımı ve akıllı tahtaların sınıflara yerleştirilmesiyle bildiğimiz Fatih projesiyle başlıyor, çeşitli üniversitelerin açık ve uzaktan öğretim programlarıyla devam ediyor. Açık ve uzaktan öğretimde belirli alanlarda tecrübesi olan üniversiteler var fakat bu alanlar çok sınırlı. Fatih projesi ise erişilebilirlik, verimlilik, fırsat eşitliği, ölçülebilirlik ve kalite gibi faktörleri başarı kıstası olarak alıyor. Bu kavramları başarı kıstası kabul eden bu projenin  planlananın aksine, ülke çapında  %8’i tamamlanıyor. Anlayacağınız üzere uzaktan öğretimin temelleri geçmişte atılmış olsa dahi ortada biçimsel olarak bile tamamlanılmış herhangi bir şey yok. Elde olanlarsa üniversitelerin sınırlı alanları.

Hiç uzak olmadığınız bir tablonun içerisinde korona günlerinde günü kurtarmaya yönelik eğitim görüyoruz. Halbuki eğitimin içeriğini konuşmamız gerekirken biçimini konuşmak zorunda kalıyoruz. Vakıf üniversitelerinde, özel liselerde görülmeyen eğitimin ücreti ödenmeye devam ediliyor, eğitim emekçileri ve okul çalışanları ücretsiz izne zorlanıyor. Bu tablonun gösterdiği şey açık, günü kurtarmaya yönelik eğitim yaklaşımıyla milyonlarca insan mağdur ediliyor. Üniversitelerin çeşitli programlarında sınavlara girerken aklın alamayacağı güvenlik yöntemlerine zorlanıyor, liselerde bilimin yanına uğramadığı ders içerikleriyle karşılaşıyoruz. Sınavlara girerken öğrenmemiz gereken bilgilere, kitaplara bakacağımıza, kameramızın açısına bakmakla, güvenlik önlemi adı altında sınava gireceğimiz odanın fotoğrafını çekmekle uğraşıyoruz. Deyim yerindeyse korona günlerinde eğitim olduğu iddia edilen fakat eğitim olmayan bir şey görüyoruz.

Belirsizliklerin içerisine mahkum edilmiş uzaktan eğitimle karşı karşıyayız.. Yanlış anlaşılmasın eğitim uzaktan olmadığında da işler pek parlak değil. Okullarımızda bilimden ve aydınlanmadan uzak, gerçekleri yansıtmayan, ezberci bir eğitim görüyoruz. Sorunun eğitim biçimi değil, içeriği yani kendisinin olduğunu vurgulamak gerekiyor. Ne yakından ne de uzaktan hakkımız olan nitelikli eğitimi göremiyoruz. Korona günleri arkamızda kaldığında belki de eğitimin içeriğinin ne kadar boşaltıldığını bir kez daha göreceğiz. Eğitimin çift yönünden bir tarafı yani öğrencilerin tarafı ihmal ediliyor. Liselerin ve üniversitelerin içi boşaltıldı, okullarımızın içinde herhangi bir sosyal alanımız kalmadı, öğrenciden daha çok esnaf olduk neredeyse, geleceğin kaygısıyla, sınavların stresiyle geçen yıllarla boğuşan bir gençlik yarattılar. En güzel günlerimizi ay sonunu denk getirebilmek için çalıştığımız yarı zamanlı işlerde kaybettik, korona ile beraber o işler de elimizde kalmadı zaten.

Koronavirüs hayatımıza girdiğinden beri dayanışmanın ne kadar önemli bir yer kapladığını belki de acı bir şekilde tecrübe etmiş olduk. Uzaktan ya da yakından fark etmeksizin aldığımız niteliksiz eğitimi değiştirecek, stresle, kaygıyla yaşamayacağımız, rahat bir nefes alacağımız günlerin yaratıcısı, onca çileyi çeken bizler olacağız. Birleşince uzak olmadığımız bu tabloyu değiştireceğimize şüpheniz olmasın. O gün geldiğinde eğitimin biçimini değil niteliğini konuşacağız.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0