Ne yapmak istiyoruz, nasıl yapmalı?

Ne yapmak istiyoruz, nasıl yapmalı?

Toplumsal anlamda mülksüzleştirilen ve buna paralel şekilde örgütsüzleşen, bu yoksunluk halinin üstesinden gelmek adına yapması gereken siyaset kanalları tıkanan yapısal sorunların ortasında kalmış bir halk yığınları, bir kuşak olarak başladık koronalı günlere. Böyle de gidecek gibi. Görünen köy ve tarih bilincimiz de bize öyle gösteriyor ki egemen sistemin, bozuk yapının temsilcileri yarattıkları tahribata dair bir geri adım atmayacaklardır, bu hiç olmamıştır. Öyleyse bu sürecin bilançosunun daha ağır olmamasının koşulu egemen sistemin temsilcilerine, yapıya seslenen bir tarzdan ziyade yapıyı aşan, alternatifi olabilecek somut bir araya gelişleri, toplumsal anlamda özneleşmeyi yaratmak diyebiliriz.

Son cümleden devam edelim, somut bir araya gelişlerin örneklerini özellikle bugünlerde semt ve mahalle dayanışmalarında, sektörel talepler için buluşmalarda veya biz öğrencilerin çeşitli eğitim taleplerinde görüyoruz. Bu bir araya gelişleri somutlamak ve etkin bir toplumsal özne yaratmak adına dayanışma ağlarını oluşturarak buradan meclisleşme ihtiyacı önümüzde duruyor. Özellikle bu ihtiyacı gidermeye yönelik atılmış adımlardan olan mahalle/semt dayanışma ağları, sektörel meclisler gibi yapılarla birlikte öğrenci sendikası da ihtiyaçlarımıza yönelik, öğrenci gençlik kitlesiyle birlikte siyasal etkinliğini artırma faaliyeti olarak değerlendirilmelidir.

İlk bir araya gelişimizde özgürlük, öğrenci sorunları, geleceksizlik olarak öğrencilere dair 3 temel sorun başlığı tanımlamıştık. Bugün hala bu başlıklar geçerli olmakla birlikte bu süreçte özellikle öğrenci sorunları ve geleceksizlik başlıkları iç içe geçmiş olarak kendisini daha da fazla hissettiriyor. Özellikle online eğitim süreciyle liselerdeki bilim dışı, gerici eğitim iyice ayyuka çıkmış, üniversite öğrencilerinin parasız eğitim hakkı ve talebi de önemini biraz daha ortaya koyarken, öğrenciler arasında yaratılan sosyal eşitsizlikler yine online eğitim imkanlarıyla kendisini yeniden vurgulamıştır. Tüm bunlar sürekli altını çizdiğimiz, ezberlediğimiz yıllardır süregelen taleplerimiz. Ancak yıllardır merkezi yapısını olabildiğine daraltarak ilerleyen ve son raddede tekleşmiş otoriter bir iktidar ile üstüne basarak yükseldiği halkın ne siyasete katılım araçlarından ne de talep mekanizmalarının işlerliğinden bahsedemeyiz bizce. Geldiğimiz noktada bahis konusu olabilecek, olanak barındıran şeyleri konuşarak devam etmek daha yapıcı olacaktır.

Elbette var olan siyaset kanalları ve talep mekanizmalarının tıkanıklığını kabullenip köşeye çekilmeyi değil, bu tıkanıklığı aşmayı öneriyoruz. Bunun yolunu cılız sesiyle yapıya seslenmeye çalışan, hakkını ‘dileyen’, sinik bir yöntem ile değil; artık ortada bir yapıdan ziyade yıkıntı olmaya mahkum bir sallantı olduğunun farkında olarak bu enkazın altında kalmadan yaşamak için dayanışma ağları ile örgütlenmiş bir toplumsallık temeli üzerinde yükselen, yapıyı aşan bir kitleselleşme ve kendi alternatifini yaratabilen bir özneleşme ile aşabileceğimize inanıyoruz. Emekçi halk mahalle, ilçe, sektör demeden küçüklü büyüklü dayanışma ağı ve meclislerini yeni deneyimlerle zenginleştirip kazanımlarla güçlendirirken biz Öğrenci Sendikası olarak tüm bu meclis tipi örgütlenmelerin neresinde duruyoruz?

Bugün bizlerin yaşam alanları olan üniversitelerde kampüsler ve fakülteler üzerinden birlik kurmak, kent merkezlerinde ise öğrencilerin yaşam alanlarını oluşturmak; bir yandan da çalışma hayatında olan emekçilerin örgütsüzken yaşadığı zorlukları görerek, çalışma hayatına atılmadan bölüm bazlı sektörel birliğimizi sağlamanın önemli olduğunu düşünüyoruz.Söylediğimiz gibi bir yıkımın eşiğindeyiz ve enkazın altında kalmak istemiyorsak öğrencilerin meclislerini kurmak ve koronalı günlerinde dayanışma deneyimleriyle bu meclisleri işleyen birer yaşam alanına dönüştürmek mecburiyetindeyiz.

Ücretli ve pahalı okul yemekhanelerine karşı kendi kantinimizi yaratabiliyor, soru-çözüm grupları kurarak problemlerimizi dayanışma içinde çözebiliyor,eğitim sisteminin çürümüşlüğünü bilim dışı tezlerini bilimsel doğrularla düzelterek gösterebiliyor, niteliksizleştirilmiş üniversitelere karşı bölüm bazlı seminerlerle mesleki formasyonumuzu dayanışmayla güçlendirebiliyorken; öğrenci meclislerimizle yürüteceğimiz siyaset ile kendi hayatlarımız üzerine söz sahibi olabilecek özgüvene ve yaratıcılığa sahibiz demektir.

Yıllarca biz gençleri“siyasete bulaşmayın” gibi telkinlerle edilgenleştirerek bizim adımıza karar verenler bizlere bugün güvencesiz bir gelecek,okurken çalışmak zorunda olduğumuz, mezun olup iş bulamadığımız bir yaşam bıraktılar. Siyaset yapmadan, bir araya gelmeden hak ve özgürlüklerimize sahip çıkamayacağımızı, kararı başkalarına bıraktığımızda geleceğimizin ne hale geldiğini yaşayarak öğrendik. Bu yazı tüm sıra arkadaşlarımıza da bir davet olsun, gelin öğrenci meclislerimizle geleceğimizi kendimiz yaratalım.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0