DEÜ’de Kadro Temizliği

DEÜ’de Kadro Temizliği

Tarih boyunca egemenler sömürüyü güvenceye almak, hakimiyetlerini sürdürülebilir kılmak için her türlü araçtan faydalanmaktan geri durmadı. Türkiye akademi tarihine bakacak olursak bu durum pek de farklı değildir. Haliyle bu baskı politikalarının en yoğun hissedildiği alanların başında da kitlelerin en dinamik öznesi olan öğrenci hareketi geldi. Özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra başlayan sindirme politikaları ile binlerce öğrenci ve akademisyen üniversitelerden tasfiye edildi, Yükseköğretim Kurulu(YÖK) kuruldu, üniversitelerin en önemli bileşenleri olan öğrenci ve akademisyenlerin üniversite üzerindeki söz hakları gasp edildi. Üniversitelerin sahip olması gereken özerk yapıya pranga vuruldu.

Üniversiteler üzerindeki tahakküm, cumhurbaşkanının bütün yetkileri kendi üzerinde toplamasıyla daha da yoğun bir hal aldı. Zaten YÖK ile birlikte özerkliğine ket vurulan üniversitelere, çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile birlikte kayyum atamaları başladı. Kayyum olarak atanan rektörlerden biri de Dokuz Eylül Üniversitesi rektörü Nükhet Hotar oldu. Hotar’ın rektörlüğe atanmasından itibaren üniversite içerisinde adeta “temizlik” başladı. Fakültelerde dekanlık, bölüm başkanlığı gibi kademelere atamalar yapılarak veya hızlı yükselişlerin önü açılarak anti-demokratik skandallarına imza atıldı. Sayıştay 2020 yılında yayımlanan Dokuz Eylül Üniversitesi Denetim Raporu’nun ‘Bulgular’ kısmında; şube müdürü kadrolarına mevzuata uygun olmayan atamaların yapılması, öğretim üyesi kadrolarına objektif kriterlere aykırı atama yapılması, üniversite mülkiyetindeki taşınmazların mevzuata aykırı olarak pazarlık usulü ihale edilmesi başlıkları yer aldı. Raporda ayrıca, DEÜ (Döner Sermaye İşletmesi)’nin 2020 yılını 4 milyon 415 bin 576 TL zarar ile kapattığı tespit edildi. Yaşanan tüm bu skandallar hakkında sorumlulara soruşturma açılmadığı gibi gerekli merciler tarafından herhangi bir açıklama da yapılmadı. Son olarak da geçtiğimiz günlerde üniversite üst yönetimin aldığı kararla, gerekli kriterleri sağlayamadıkları gerekçesiyle rektörlük tarafından dört hocamız görevden alındı.

Sistematik bir şekilde üniversiteler demokratik, özgür, özerk bilim ve eğitim kurumları olmaktan uzaklaştırıldı ve uzaklaştırılmaya devam ediliyor. Bugün üniversitelerde öğrencilik olgusunun doğrudan kendisine yönelik tahrip edici düzenlemeler yapılıyor. Hali hazırda var olanlar ise kalıcılaştırılıyor. Fikir kulüpleri kapatılıyor, öğrencilerin küçük gruplar halinde toplanmasına dahi müsaade edilmiyor. İktidarlarını güvence altına almak isteyenler, yarattıkları korku iklimi ile öğrencileri seyirci durumunda kalmaya zorluyor. Çok yakın tarihte yaşanan barınamıyoruz hareketi, öğrencilerin ve akademisyenlerin omuz omuza mücadelesini sürdürdüğü Boğaziçi Direnişi gibi eylemlerin, AKP’nin üniversitedeki temsilciliklerini oluşturan kayyumlukları sıkıştırdığını, sıkıştırdıkça baskı ve yıldırma mekanizmalarını kullanma alanlarını arttırdığının farkındayız. Rektörlük kademelerinde rastlanılan gericilik ve antidemokratikliğin şahsi bir nitelik olmadığını; temsil ettikleri sistemin devamı durumunda bir rektörün gidip yerine aynı duruşun bir başka rektörünün geleceğinin de farkındayız.

Bizler Öğrenci Sendikası üyeleri olarak, bu antidemokratik müdahaleleri kabul etmiyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesinden haksızca uzaklaştırılmaya çalışılan öğretmenlerimizin disiplin sürecinden derhal çıkarılmasını, bu hukuksuzluğun önüne geçilmesini istiyoruz. Bilimsel, eşit, özgür, özerk bir eğitim için bütün arkadaşlarımızı bizlerle dayanışmaya çağırıyoruz!

#GeleceğimiziKurtaralım #KayyumRektörİstemiyoruz

Yazar: Arda Bulgan

Dokuz Eylül Üniversitesi

+1
2
+1
10
+1
0
+1
0
+1
1
+1
0