Biz bu duruma nasıl geldik?

Biz bu duruma nasıl geldik?

Eğitim sadece bireylerin hayatlarını devam ettirebilmek için edindiği bilgiler değildir, aynı zamanda toplumun temel yapı taşını da oluşturur. Eğitimsiz toplum geride kalmış demektir. Bu toplum sorgulamaz, düşünmez  ve itaatkar bir toplum halini alırlar. Günümüzde de böyle bir toplum olduğunu görmezden gelemeyiz. Pekala sormamız gerekir: “Bu duruma nasıl geldik?”. O halde geçmişte bir gezintiye çıkalım.

Köy Enstitüleri

‘’ Elektriksiz köy,  susuz kır , işlenmemiş kafa kalmayacaktı. Bu ülke , baştan başa aydın insanların, çalışkan insanların ülkesi olacaktı. Ama gericiliğin ağır bastığı yerde hangi iyi niyet toza dumana karışmamıştır? Hangi ışıklar söndürülmeye çalışılmamıştır?”

-Talip APAYDIN-

Cumhuriyetin ilk yılları Anadolu’da okul ve öğretmen eksikliği vardı. Cumhuriyet köylere ulaşamamış,yöre halkı kalkınamamıştı. Bu doğrultuda 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa ile eğitim projesi başlatıldı. Köy enstitülerinin Tonguç Babası, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç eğitimde bir adım attı. Demir yollarına ve tarıma elverişli 21 bölgede köy enstitüleri kuruldu. Bu enstitülerde yetişen öğrenciler hem eğitimlerini devam ettiriyorlar hem de mesleki yeterliliklerini kazanıyorlardı. Bu okullarda ne yoktu ki? Genel kültürden ziraata,müzikten marangozluğa, inşaat bilgisinden arıcılığa… Her köyün ihtiyacına göre şekillenirdi. Bilim üreten bu eğitim yuvaları ne oldu da kapatıldı? Bunun birkaç sebebi var şüphesiz. İktidara gelen muhafazakar ve tutucu Demokrat Parti, enstitülerin işleyişinin “Sovyet sistemine” benzetilmesi ve Türkiye’nin NATO süreci. Nihayetinde 1954 yılında köy enstitüleri kapatıldı. “Türkiye ne kaybetti?” sorusunu soracak olursak, Türkiye ileri doğru yaptığı atılımda kan kaybetti..

Zorunlu Din Dersi

“Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.”

   -Anayasanın 24. Maddesi-

Din dersleri 1980 darbe sürecine gelene kadar kesintili, zorunlu ya da seçmeli olarak okutuldu. 1980 darbesi ve beraberinde 1982 anayasası ile kısmen özgürleşen toplumu gericileştirmek amacıyla din dersleri zorunlu hale getirildi. 1982’den bugüne din ve vicdan özgürlüğüne aykırı bu uygulama, eğitime nüfuz etti. “Zorunlu din dersi kaldırılmalı mı?” tartışması ise sürüyor. Öncelikle bu uygulama eşit ve bilimsel eğitime aykırıdır. Din dersleri sadece Sünni İslam inancını işlemekte ve diğer inançlar ile birlikte inançsızlığı yoksaymaktadır. Devlet tüm inançlara karşı tarafsız olmak zorundadır. Dini eğitim devlete değil aileye bırakılmalıdır.

İmam Hatip Okulları

“Yarın, öbür gün bu dinciler iktidara gelip imam hatipten yetiştirdiği talebeleri yargıç, avukat, hekim, mühendis, belediye reisi gibi devletin her koluna atayıp en son bu talebeleri Harbiye’ye sokarak orduyu ele geçirip devleti her koldan kuşatacaklar. Ama şu an kimse farkında değil!”

-Aziz NESİN-

Mevcut iktidarın eğitimde gericileşme, bilimden uzaklaşma politikalarının en önemli ayağını, imam hatip okulları oluşturmaktaydı. İktidar bu projesinin önündeki katsayı sorunu ve imam hatiplerin orta kısımlarının kapalı olması gibi engelleri kaldırarak uygulamaya koyuldu. Bu engelleri kaldırırken diğer okulların durumunu hiç düşünmeden, üstelik bütçenin büyük bir kısmını imam hatip okullarına aktararak süreci devam ettirdiler. Bu kadar desteğe rağmen imam hatip okulları istenilen doluluk oranına ulaşamadı.Anadolu ve meslek liselerinin ardından YKS’ye en çok başvurunun yapıldığı okul türü olan imam hatip liseleri, başarı oranında en geride kaldı. Lisans programlarına yerleşmede başarı oranları yüzde 14.8 oldu. Açıklanan veriler başarısızlığı gözler önüne serdi. Bu okullarda verilen eğitim ise tamamen bilimsellikten ve laiklikten uzak bir şekilde sürdürülmektedir. Nihayetinde öğrenciler iyi düşünülmemiş, planlanmamış eğitim sisteminden mağdur olmaktadır.

4+4+4

“Dindar nesil yetiştireceğiz. Muhafazakar demokrat partisi kimliğine sahip bir partiden ateist bir gençlik yetiştirmesini mi bekliyorsun?”

-Recep Tayyip ERDOĞAN-

2012-2013 döneminde başlayan eğitim sistemi ile 4 sene ilkokul, 4 sene ortaokul ve 4 sene lise eğitimi zorunlu halde gelmesi birkaç sorunu beraberinde getirdi. Bu sorunlar arasında eğitime başlama yaşının düşürülmesi, eğitimde gericileşme adımlarının hızla sürdürülmesi vardır. İktidarın eğitimde kaliteyi arttırmak amacıyla sunduğu bu değişiklik tamamıyla ideolojiktir. Bu ideolojik nedenler nelerdir? 28 Şubat “postmodern” darbesi sonucu kapatılan imam hatip okullarının orta kısımlarını açmak ve zorunlu din dersi kaldırılmak şöyle dursun, seçmeli din dersleri ile pek çok alanda tartışmalı uygulamalara hız kazandırıldı. Bu değişimlerin hiçbiri eğitimdeki ihtiyaçlardan kaynaklı olarak değil, itaatkâr bir toplum yaratmak için gerçekleştirildi. Günümüzde de verilere baktığımız zaman bu değişikliklerin hiçbir  yararı olmadığı açıkça görülmektedir.

Müfredat Değişiklikleri

“Bilim, batıl inancın zehridir.”

-Adam SMITH-

Müfredattaki değişimler ders kitaplarının içeriğinin değiştirilmesiyle başladı. Kadın, toplumdan dışlanıp sadece ev işi yapan ve erkeğe hizmet eden konumda resmedildi. Zamanla cinsiyetçi eğitim anlayışı toplumun her kesiminde yaygınlaştırıldı. Bunun yanı sıra evrim teorisi için, “Evrim teorisi zaten bilimsel olarak eskimiş ve çürümüş bir teoridir.” diyen Numan Kurtulmuş şuanda devlette yüksek bir görevde yer almaktadır. Evrim teorisini öğrencilerin henüz bu tartışmayı yürütebilecek öncüllere sahip olmadıkları bahane ederek müfredattan çıkaran iktidar, “IŞİD”, “FETÖ”, “cihat” konularını müfredata eklemekten geri durmamıştır.

Laik, bilimsel ve aydınlıkçı eğitim anlayışının adım adım çöküşünü inceledik. Erk sahibinin halkı daha iyi yönetmek söylemlerinin altında halka dayattıkları bu uygulamalar ile “dindar ve kindar”nesil yaratmak istediler. Yazımızın başında sorduğumuz bir soru vardı: “Bu duruma nasıl geldik?”

Bu sorunun cevabını verdiğimi düşünerek yeni bir soru sorayım: Biz bu durumdan nasıl çıkacağız? Biz bu karanlıktan bilimin ışığıyla çıkacağız. Her türlü gerici uygulamaya ses çıkartıp laik ve bilimsel eğitimi savunacağız. Eleştiren ve sorgulayan bireyler olacağız. Boyun eğmeyen, biat etmeyen bir toplum olacağız. Birlikte aydınlık bir geleceğe yürüyeceğiz.

 

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0