Bitmedi daha sürüyor o kavga

Bitmedi daha sürüyor o kavga

6 Mayıs 1972. Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan; faşizme ve emperyalizme karşı savaşırken idam edildi. Büyüyen gençlik hareketi, artan işçi sınıfı mücadelelerinden ve Amerika karşıtı öfkeden korkan rejim ve uzantısı meclis, idamlarını onayladı. Üç gencin idamı Türkiye siyasal tarihinin en kara günlerinden biri oldu. Onlar onurlu mücadele geleneğini bugünlere taşıyanlardı. Onları idam sehpasına sürükleyenler ise tarihin çöplüğüne atıldı.

Düzen karşıtı 68 kuşağı

1968 gençlik hareketi, en çok tartışılan hareketlerden bir tanesidir. Fransa’da, dönemin koşullarını değiştirmek için başlayan gençlik hareketleri, kısa sürede ülke sınırlarını aşıp tüm dünyaya yayılmıştır. Hareketin gençlik üzerinden çıkmasının nedeni vardı. Gençlik, toplum içerisinde meydana gelen sorunlara en fazla duyarlılığı gösteren bir konumdaydı ve üniversitelerin demokratikleşmesini, daha özgürlükçü bir yapıya kavuşturulmasını talep etmekteydi. Bu talepler doğrultusunda üniversite işgallerinin, boykotların ve gösterilerin yapıldığı yoğun eylemler oldu. Hareket, üniversite talepleri ile sınırlı kalmadı ve Avrupa’da giderek artan bir ivme kazandı. Fransa’da başlayan hareket kuşkusuz Türkiye’yi de etkiledi ve o günün sosyal, ekonomik ve siyasal koşulları içerisinde, bu koşulların bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Türkiye’deki gençlik olayları da tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi üniversitelerde çıkmıştı. Gençliği muhalefetin öncüsü haline getirecek eylemler 10 Haziran 1968’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki boykotla başlamıştır. Bu boykotların bir kısmı işgale dönüşmüş ve işgallerin yarattığı etki diğer üniversitelere sıçramıştı. Öğrenciler fakültelerde işgal komiteleri kurmuş ve bu komiteleri kent konseyleri biçiminde merkezileştirmişti. Üniversitelerde forum, boykot ve işgaller 12 Mart sürecine kadar eksik olmamıştı.

Öğrenci mücadelesi üniversitelerle sınırlı kalmadı. Hareket her şeyden önce antiemperyalist bir karakter taşımaktaydı, sistem karşıtıydı. 1967’nin haziran ve ekim aylarında Dolmabahçe’ye demirleyen Amerikan 6. Filosu protestoları, ODTÜ’de Amerikan eğitime karşı boykot ve Amerikan Büyükelçisi Commer’in aracının yakılması gibi eylemler, hareketin karakterini gözler önüne seriyordu.

68 hareketi başarısız bir hareket miydi? Tamamlanmış bir başarıdan söz edemeyeceğimiz gibi hareketin siyasal kazanımları üzerindeki etkisini yadsıyamayız. Dönemin itirazlarının kitlesel bir şekilde duyurulması, mücadelenin yayılması, işçiler ve öğrenciler arasındaki dayanışması ile kopan fırtınanın etkisiz olduğunu kim söyleyebilir ki?

Gençlik önderlerinin arayışı

Gençlik hareketi, yeni kuşak devrimci liderlerini de ortaya çıkardı. 68 kuşağının sembol isimlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşları siyasal arayış içinde ön plana çıktılar. 68’in efsane gençlik lideri Deniz Gezmiş, İstanbul Üniversitesi’ndeki ilk işgalin ateşleyicisiydi. Ve o günden başlayarak ya gözaltında ya tutuklu ya da sürekli polis tarafından aranan bir öğrenci lideri konumundaydı. Bu durum, 1970 yılında öğrenci liderleri için kural haline geldi.1 Deniz sadece bir gençlik lideri değildi aynı zamanda bir eylem adamıydı.

İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesinden 6. Filo’yu protesto eylemlerine, ABD büyükelçisi Kommer protestosundan Samsun-Ankara Yürüyüşüne kadar birçok eylemde ön plana çıkmış oldu. Bu ön plana çıkış sadece gençlik arasından değildi. Hükümetin, polisin, basının ve birçok kovuşturmanın da hedef noktalarından biri haline gelmişti.

İktidarın protestolar karşısında cevabı gecikmiyordu. Polis ile öğrenciler arasında şiddetli çatışmalar çıkıyor ve çatışmalar sokaklara taşınıyordu. Gençler, bir yandan hükümetin baskı tedbirleri karşısında mücadele ederken diğer yandan iktidar destekli sağ grupların saldırılarına maruz kalıyordu. Öyle ki gençlerin karargâhı haline gelen üniversite ve yurtlara saldırılar düzenleniyor ve bu saldırılarda hükümet destekli gruplar başı çekiyordu.

Deniz, 28 Ağustos 1969’da 26 Aralık 1968’de üniversiteyi işgal ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi’nden ihraç edilmişti, üstelik hakkında da yakalama kararı çıkarılmıştı. Dönemin şartları iyice ağırlaşmış, Yusuf Aslan “vur emri” ile aranmaya başlanmıştı bile. Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’ın yakalanmasına yardım eden kişilere 15.000 lira ödül verileceği bile açıklanmıştı. Gençlerin gizlendikleri ya da gizlenebilecekleri yerler ya ihbar ediliyordu ya da yapılan baskınlarla gençler gözaltına alınıyordu. 12 Mart 1971’de de TRT radyolarından muhtıra ile ilan edilmişti. 3 gün sonra Denizler yollara düşecekti.

Dar Ağacında Üç Fidan

12 Mart sonrasında motosikletle Sivas’a gitmekteyken üzere harekete geçen Deniz Gezmiş yapılan bir ihbar sonucu Gemerek’te yakalandı. Deniz önce Kayseri’ye getirildi ve Kayseri valisi Abdullah Asım İğneciler’in karşısına çıkarıldı. Sonra da Ankara’ya, zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu’nun makamına götürüldü.

Ankara 1 Nolu Askeri Mahkemesi’ndeki davadan önce 18 kişi hakkında idam kararı çıktı. 10 Ocak 1972’de Yargıtay, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf İnan’ın idamlarını onadı, diğerlerininkini bozdu. Dönemin CHP lideri İsmet İnönü idamlara karşıydı, yapılmaması için de uğraş verdi ama ne Anayasa Mahkemesi’ne ne de Cumhurbaşkanı’na yapılan başvurulardan sonuç alabildi. 24 Nisan’da Meclis, idamları onayladı. Onaylayan vekiller için idamlar “üçe karşı üçtü”

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de asılarak idam edildi.

1968’den 2021’e gençliğin bitmeyen kavgası

Gençlik 68’den bu yana kampüste, sokakta, sınıfta bulunduğu her alanda mücadeleye devam etmekte. Geleceksizliğe, geçim sıkıntısına, anti-demokratik uygulamalara karşı; özgür, özerk, demokratik bir üniversite talebini haykırmaktan geri durmadık. Yemekhane eylemleriyle, boykotlar ve direnişlerle kararlılığımızı göstermiş olduk. İstibdat rejimi o günlerde olduğu gibi günümüzde de baskı ve sindirme politikaları ile gençliği sindirmeye çalışmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. Gençlik aşağı bakmadı, boyun eğmedi. Onlar seslerimizi kısmaya çalıştıkça “Kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet” diyerek daha gür bir şekilde seslendik.

Onlar sadece 68 kuşağının simge isimleri değildi, kararlılığın ve iradenin simgeleriydi. Onların verdiği mücadeleyi bugün bir kez daha anımsatmış olduk. Bugünün mücadelesini Denizlerden ve 68 öğrenci hareketinden aldığımız cüretle, örmeye devam edeceğiz.