Türkiye Rock Tarihi – Psychedelic Rock 1

Türkiye Rock Tarihi – Psychedelic Rock 1

TÜRKİYE ROCK TARİHİ –PSYCHEDELİC ROCK 1

Dünya’da standart ve geleneksel müzik normlarını yakıp yıkan bir müzik türünün, Türkiye’de  yansımalarına değineceğim. Bu türün en kilit basamaklarından, hatta günümüzde hala etkileyiciliğini devam ettiren psychedelic rock  gelişiminin ülkemizde de büyük yeri vardır. Bu özel yer devam ediyor ve sadece Türkiye’deki insanların değil Batılı dinleyiciler tarafından dinlenmeye devam ettiğini görüyoruz. 21.yy’ın başından beri bu ilgi arttığı gibi peş peşe mixlenen albümler yayınlanıyor, çeşitli forum ve platformlarda hakkında başlıklar açılıyor. Peki “Turkish folk psychedelic rock” neden bu kadar ilgi çekiyor?

Batı-Doğu Sentezi

Türkiyede rock’n doğuşunda en önemli vurgulardan biri mutlaka yerel türkülerin “batılı müziğe” göre aranje edilme modasıdır. Cem Karaca, Kardaşlar, Erkin Koray, Barış Manço, Moğollar vb. birçok grup ve sanatçı bu yoldan başlamışlardır. Günümüzde “Anadolu Rock” diye anılan ama sınırlarının ve içeriğinin meçhul olduğu gibi birçok isimlendirmenin kökü de burada yatmaktadır. Türkiye gibi yeni uluslaşma sürecinden geçen ülkelerde “ulus” olarak inşa edilen biricik kültüre dönüş yaygın bir süreçtir. Bu sürecin en popüler enstrümanı müziktir. Türkiye’de bu süreçten geçmiş ve yaratıcı dinamikler de göstermiştir. Bu süreç kendisini çatışmacı üsluptan değil, uyum ve içerik-biçim dengeleri üzerinden yürütmüştür. Bunun da en büyük nedeni bu türü yaratan isimlerin sınıfsal olarak orta  kesim diye tabir edlien  ailelerden gelmeleridir. İstanbullu çocuklar olarak yetişen bu müzisyenler, Anadolu turneleri ve yarışmalarıyla “ulus” kültürleriyle daha içli dışlı olmuşlar, folk içeriğin gizemi ve muhtevasına kapılarak içerik-biçim uyumunun Türk müziğinin gelişimi olacağını düşünmüşlerdir. “Anadolu Pop/Rock” ismini icat eden Moğollar sentezin mantığını şöyle açıklar:“…ispatlamak istediğimiz, halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması. Ayrıca folklorumuzdaki dinamizmin pop müziğin dinamiğine yakın olması. Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması…”. Popüler manada bu sürecin başlangıcını Tülay German’ın “Burçak Tarlası” parçasıyla başlatabiliriz.

Batı Rock Müziğinde kendi yerel dinamiklerine dönen gruplar olduğu gibi (Jethro Tull) yüzünü Doğu’ya dönen gruplarda vardır. 60-70’li yıllar Batı için hem özgürlük kavramının gündeme geldiği, savaşların artması ve kimlik arayışlarının başladığı dönemdir. Bu dönemde hem pop hem underground kültürde barış, pasif direniş, doğu mistisizmi ve özgürlük hareketleri önemli konulardır. Her türlü iktidar olanı reddetme düşüncesinin, özgür ve yaratıcı algının estetik yaşama girmesiyle birlikte müzikte bir devrim yaratılmıştır. The Beatles’ın pop albümlerden sonra trans-hipnotize sound albümler çıkartması ve Rolling Stones’ın Paint It, Black parçasında Hint enstrümanı olan sitarı kullanması sentez ve yaratıcı müziğin etkilerini tanıtlamaktadır.

Mick Jagger: “Çok fazla uyuşturucu kullanılan zamanlardı onlar. Üzerinde sitarlar var. Sefil bir psikedelinin başlangıcı gibi. Rolling Stones’un başlattığı şey buydu. O akım tekrar diriltilse iyi olur belki de.”

The Beatles üyeleri Hindistan’da

Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü

Türkiyede Psychedelic Rock denince aklımıza gelen ilk kişi Erkin Koray’dır. Klasik Rock And Roll ile müzik kariyerine başlayan Erkin Koray, batıdaki gelişmeleri takip ederek dönemin müzisyenlerinden farklı bir çizgi çizecektir. Erkin Koray, o dönem Hürriyet gazetesinin düzenlediği Altın Mikrofon yarışmalarına beraber katıldığı “Dörtlü”yle birlikte underground bir grup kuracaktır. Daha sonra grubunun ismi underground akımından dolayı Yeraltı Dörtlüsü olmuştur. Erkin Koray’ın birçok yerde dediği gibi hayatı boyunca en önemli grubu Yeraltı Dörtlüsü olmuştur. Beraber “komün ev”lerinde kalıyorlar, müzik üzerine  konuşuyorlar ve sanatlarını üretiyorlardı. Hippi akımını sahiplenen grup o dönem Türkiye’sinde alışlmamış tarzları ile dikkat çekiyorlardı. Örnek olarak Saç uzatıyorlar, renkli kıyafetler deniyorlar ve daha özgürlükçü müzik icra ediyorlardı. Erkin Koray’ın anlattığına göre de saçından dolayı birçok kavgaya karışmış ve saldırılara uğramıştır.

Bu grubun en önemli özelliği Psychedelic akımını ilk ve tam yapmasıdır. Gitar riffleri, efektler, trip vokaller, trans soundlar vs. birçok elementleri kullanıyorlar, kısaca Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyorlar. Erkin Koray’ın anlattığına göre tamamen hippi tarzı yaşadıkları, hippi komüniteleriyle takıldıkları ve “Hard” müzik yaptıkları dönemdir diyebiliriz. Çıkardıkları eserler:

1969 – Sana Bir Şeyler Olmuş / Seni Her Gördüğümde

1970 – Belki Bir Gün Anlarsın / Nihansın Dideden

1970 –İstemem / Köprüden Geçti Gelin

1970 – Kendim Ettim Kendim Buldum / Aşkımız Bitecek

1970 – Meçhul / Ve

1970 – Gel Bak Ne Söylicem / Gün Doğmuyor

1971 – Senden Ayrı / Bu Sana Mektubum

1971 – Kıskanırım / İlahi Morluk

Yeraltı Dörtlüsü dönemi Erkin Koray’a sanat  kimliği kazandırmıştır. Bundan sonra Erkin Koray, her gitarı çaldığında dinleyicileri uzak diyarlara doğru yolculuğa çıkaracaktır Maalesef Erkin Koray’ın Yeraltı Dörtlüsü dönemi dediğimiz bu dönemi hakkında pop kültüre dair pek bir bilgi yoktur. Erkin Koray’ın 80’den sonra belki hayatta kalmak için belki müzik camiasında tutunmak için “arabesk” tınıların hakimiyeti ürünü olan parçalarının bilinirliği, bu dönemin diğer türlerde olan parçalarına göre bir hayli yüksek. Bu nedenden dolayı hasır altı edilen gizli bir cevher olan bu dönem hem Türkiye rock tarihi için, hem de  Erkin Koray için milat olarak kabul etmek gerekir. Böylelikle bu dönemin Erkin Koray’ı, insanları  “çıplaklığa ” davet edecek ve meta toplumundan ancak samimi olursak kurtulacağımızı temenni edecektir. “Soyunun insanlar.. Kendinize, insanlığınıza dönün…”Çiçek çocuğunun manifestosu bu olacaktır.

Yeraltı Dörtlüsü 71’den sonra dağılmıştır. Bu ayrılıktan sonra farklı yollardan geçen grup, Erkin Koray’dan ayrı olarak Hardal isimli grup kuracak ve Türkiye Rock tarihine önemli eserler vereceklerdir.

Erkin Koray’ın Manifestosu

Barış Manço ve Kaygısızlar

MFÖ’nün habercisi olan bir grup Kaygısızlar. Grubun kuruluş hikayesi, yapacakları müziğin ipucunu vermektedir. The Beatles’ın Rubber Soul albümünü aldıktan sonra tanışan ve beraber dinlemeye karar veren Fuat Güner ve Mazhar Alanson, batı müziği özellikle rock-pop yapmayı karar vererek Kaygısızları kurarlar. Grup birçok yabancı parça cover yaparken, Barış Manço ile tanıştıktan sonra folk esintili müzik yapmaya karar verirler. Bundan sonraki süreç Barış’ın 70’lerdeki pop parçalarının haber vericisi olan parçalarla geçmiştir. Kızılcıklar, Kağızman, Kol Düğmeleri, Bebek vb. gibi parçalar çıkararak Türkiye’deki sentezci modaya yön vermeye çalışırlar.

Grubun Psychedelic Rock açısından en mühim işlerinden biri İngilizce şarkısı “Trip”tir. Bu parçanın iki kaydı bulunmaktadır. Birisi Türkiye’de kaydedilmiş, diğeri de Fransa’da kaydedilmiştir. Bu iki versiyonu arasında kalite farkları olsa da ikisi de “sayko” havayı verebilmekte ve kendini ispatlayabilmektedir. “Trip” parçası, Batının “beat” kuşağı içerisinde en etkileyici gruplarından biri olan Jefferson Airplane’nın üslubuyla ortak paydayı paylaşmaktadır. Soloların duygusu, enerjik riffler ve davul parçayı şahane yapan unsurlardan. Özellikle J. A grubundan bir gömlek üstünde bir performanslarıyla… 21.yy’da yabancı dinleyiciler tarafından keşfedilen bu parça, global acid rock toplama albümlerine yerini almaktadır. Bu özelliğiyle Türkiye’de yapılmış en iyi rock parçaları arasında önlerde yerini almaktadır.

 

Bugün globalde ve Türkiye’de Psychedelic Rock müziğinin kısaca serüvenine değindim. Bu ilk yazıda hem erken tarihlerde başlamaları nedeniyle hem ilk örnekleri oldukları için iki isim ve iki gruptan bahsettim. Bu iki grubu seçmemin nedeni ise bu grupların çıkardıkları eserlerin Türkiye’de Acid müziğin başlatmakla kalmayıp çıtayı da yükseltmeleridir.

Batı-Doğu arasında kimlik  bunalımı “yaşayan Türkiye ve onun müzik sanatıyla ilgilenen sanatçıları zor bir işe soyunarak “sentez estetik” değerlerini müzikte yaratmaya çalıştılar. Evrensel müziğe inanarak bağnazlığın ötesinde yaratıcı sentezlerle müzik literatürüne büyük katkılar sundular. Bu gücü daima halkın yabancılaşmamış kültüründe ve samimi satırlarında buldular. Bu girişimleri Türk müziğine büyük etkisi yaratarak özgürlük ve yaratıcı sanat normlarını o dönemden beri  hayatımıza soktular.

Duruşlarıyla ve müzikleriyle kulaklarımızı ve kalplerimizi doldurmaya hala devam ediyorlar!

Yazıda kullanılan şarkılara ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yazar: Berkan Duysak 

Ege Üniversitesi

+1
6
+1
2
+1
0
+1
1
+1
1
+1
0