Türk Lirası’nın Serbest Düşüş Politikası

Türk Lirası’nın Serbest Düşüş Politikası

Herkesin merak ettiği bir soru: ‘‘Bu döviz nereye kadar yükselecek?’’

Bugün Türkiye’de bu sorunun cevabı kocaman bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor.

İktidarın uyguladığı yanlış politikaların en güçlü etkilerini kurlar üzerinde görmeye devam ediyoruz. Aslında “nereye kadar?” sorusundan ziyade, çöküşün “Ne zamana kadar” bu hızla devam edeceği sorusu daha mühim. Zira tekeri patlamışçasına, kontrolsüz ve hızlıca aşağıya yuvarlanıyoruz. Boşalan cüzdanlar, her geçen gün daha da fakirleşen halk ve zenginliğine zenginlik katan azınlık kesim …

Türk Lirası, geçen yılın kasım ayından beri ABD Doları karşısında %30‘dan fazla değer kaybetti. Üstüne üstlük değer kaybeden para birimleri arasında ilk sırayı aldı. TL’nin arkasından sırasıyla Arjantin Pezosu, Kolombiya Pezosu, Japon Yeni ve Polonya Zlotisi gelmekte.

TL’nin değer kaybetmesinin başlıca nedenlerinden birkaçını sayarak başlamak istiyorum; Yüksek enflasyon, yüksek işsizlik, net rezervlerin halen ekside olması, faiz indirimi beklentilerinin devam etmesi şeklinde sayabiliriz.

Ekonomik istikrar için önemli belirleyicilerden biri olan reel döviz kuruna etki eden, en temel faktörün yabancı portföy yatırımları olduğu tespit edildi. Eskiye nazaran bono portföyünün %25’i yabancı yatırımcıdaydı, şimdi oran %3’lerde. Borsanın %65’i onlardaydı şimdi farklı hesaplarla 20-30 puanlık sahiplikte erime var. Swaplar kanalıyla 50 milyar Dolar TL pozisyonu taşıyan yabancının kalanı 1,5 milyar Dolar… Risk primi olan CDS 150-200 bandından 500 baz puanlara çıktı. Bariz şekilde yabancı yatırımcı da ülkemizden her geçen gün parasını çekmekte.

Küresel çapta artan enflasyon endişeleri, tüm ülkeleri parasal sıkılaşmaya mecbur bırakırken resmi istatistiklere göre enflasyonda yüzde 20’lere yaklaşmış bir ülke olarak, böyle bir ortamda faiz indirimine gidilmesi, TL’nin negatif ayrışmasına neden oluyor. En başta sorduğumuz soru da bunun göstergesi niteliğinde.

Eğer bu değer kaybedişi zamana yaymazsak, durum şiddetlenerek halka döner, dönüyor, dönmeye de devam edecektir… Faiz yükseltmek midir çözüm? Hayır. Ama en azından zaman kazandırır. Anlık müdahaleler yerine kalıcı ve gerçek çözümlere ihtiyacımız var. Neler yapmalıyız?

Enflasyonu tek haneye indirmeliyiz, vatandaşın alım gücünü korumalıyız. Fiyat istikrarı en büyük öncelik olmalı, doğrudan uluslararası yatırımla büyümeliyiz, para politikasına kredibilite kazandırmalıyız, TL’ye güvenen yatırımcıların güvenini kırmamalıyız. Her hukuk devletinin de yapacağı şekilde yapısal reform yapmalıyız.

Bu süreçte ise biz hane halkı olarak, enflasyonu olan para birimini biriktirmek yerine, kendi risk oranımızı belirleyip, yatırım araçları bulmalıyız ki, en azından paramızın değerini koruyabilelim.

                                                                                                                                                        Fulya Çantal