Sosyal bilimlerde “objektivite” sorunu

Sosyal bilimlerde “objektivite” sorunu

Sosyal bilimlerde, özellikle bu bilimler içerisinde tarih ve ekonomide sürekli tartışılan bir konu vardır: Sosyal bilimlerde objektivite, yani taraflılık-tarafsızlık sorunu. Biz de bugünkü yazımızda bu konuda birkaç fikir öne sürmeyi amaçlıyoruz.

“Tarafsız bilim” üzerine

Özellikle ana akım medya kanallarında programlara katılan pek çok bilim insanının önemli bir iddiası, bilimin tarafsız, sınıflar ve dengeler üstü bir uğraş olduğudur. Bu doğrultuda elbette bu bilim insanları kendilerini de “tarafsız” ilan ederler. Peki nedir tarafsızlıktan kastedilen?

Aslında bu iddia temelde şu noktadan yola çıkılarak öne sürülmektedir: Bilim olgularla ilgilenir, yorumlardan etkilenmez ve olguları yalnızca doğanın kanunları doğrultusunda inceler. Doğanın tarafı olamayacağından ya da olgular gözlemlemenin yegâne bir yolu olduğundan, herkesin baktığında aşağı yukarı aynı şeyi göreceği açıktır ve bu yüzden bilimde bu anlamda “taraf tutmaya” yer yoktur. Daha da ötesi, böyle düşünen pek çok bilim insanına göre “tarafsızlık” bilimi bilim yapan vazgeçilmez unsurlardan biridir.

Tarafsız bilimden kastedilen, ya da tarafsız bilim adına yapılan şey ise aşağı yukarı şudur: Dışarıda yaşanan siyasal, ekonomik ve sosyal değişimlerden bağımsız olarak sürekli bilim üretmeye çalışmak, bir anlamda bu değişimlere göz yummanın bilimi hakkıyla üretmenin bir koşulu saymak.

Biz ise böyle açıkladığımızda oldukça masum ve zararsız görünen bu yaklaşımın, yani objektif bilimin, tam tersine oldukça taraflı ve doğrudan veya dolaylı olarak insanlığa oldukça zararlı olduğu kanısındayız. Nedenlerini açıklamaya çalışalım.

  • Toplumsal yaşamda tarafsızlık, taraflılıktır

Sosyal bilimlerin bir karakteristiği olarak lanse edilen tarafsızlığı, sosyal bilimlerin uğraşısının temelinde yer alan insanlığın ve toplumsal yaşamın yapısını göz önünde bulundurarak değerlendirelim. Gerçekten de toplumsal yaşamda tarafsız olmak mümkün müdür? Toplumsal yaşamın bu anlamda gri bir alanı var mıdır? Hangi örneği ele alırsak alalım, bir tutuma, yaptırıma, veya cezaya verdiğimiz olumlu ya da olumsuz bir tepki, bu konuda mutlaka bir taraf belirtir. Peki ya bu konuda tarafsız olduğumuzu iddia etmek de iki taraftan birine yakınsamamıza sebep olmaz mı?

Bilim insanlarının pek çoğu, hiçbir siyasi görüşe sahip olmamakla övünürler. Bunu tarafsızlık ilkesi gereğince benimseyen bilim insanları, örneğin yaptırımlarına tarafsız kaldıkları hükümet bir insanlık suçu işlediğinde susuyorsa onlar da bu suçun dolaylı ortağı olmuş sayılmazlar mı? Bir yaptırımın insanlık suçu olduğunu kavrayabilecek bilince sahip olmak, yine de bu yaptırıma karşı çıkmamak, en azından bunun bir insanlık suçu olduğunu anlayamayan insanlara anlatmamak, bir metafora başvurursak şuna benziyor: Karşı kaldırıma yürümekte olan adama bir köpek saldırıyordu, ben ise “tarafsızlık” ilkem gereğince köpeğin adama yapacaklarına sessiz kaldım. Çevreden köpeğin dikkatini dağıtacak bir sopa bulabilir ya da yardım çağırabilirdim ancak tarafsızdım işte…

  • Toplum taraflıyken, bilimi nasıl tarafsız olabilir?

Toplumun taraflılığı su götürmez bir gerçek iken, onu inceleyen bilimin tarafsız olması gerektiğinin iddia etmesi çelişki barındırıyor. Sebebi şu: Bilim insanları, toplumsal ilişkiler yumağının dışında bir yerlerde değil, tam o yumağın içinde yaşıyorlar, toplumsal yaşamın sınırları içerisinde bilim üretiyorlar. Eğer toplumun taraflılığı gibi bir gerçeği kabul ediyorsak, toplumun bir parçasını oluşturanlar için tarafsızlık iddia etmek çelişkili değil midir?

Sosyal bilimlerde ele aldığımız konu her ne ise (göçmenlik, sınıf çalışmaları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği vb.) bu konuda iki temel yaklaşım söz konusu: Birisi, bir amaç için (bizim için bu büyük amaç, sermayenin egemenliğinin pekiştirilerek sürdürülmesi) yapılması gerekenler doğrultusunda açık veya örtülü olarak bu sorunların kaynağında yatan şeyi destekliyor, diğeri ise bunları ivedilikle çözülmesi gereken problemler olarak ele alıyor. Bunun dışında kalan bir gri alan söz konusu değil, böyle bir gri alan söz konusu olabilir mi?

Toplumun sınıflı yapısı ve sınıflı toplumların bilimi açısından değerlendirdiğimizde, sınıflı toplumlarda bilimin iddia edilenin aksine son derece taraflı olduğunu görürüz. Çünkü yaklaşımımız gereğince sınıflı toplumların bilimi, nihayetinde toplumların sınıflı yapısını muhafaza etmek amacıyla üretilir. Toplumların sınıflı oluşu ise açıkça sınıfların bir kısmı için kârlı ve kazançlı iken, diğer kısmı için zulüm ve sefalet ile malumdur.

Bilimin, toplumumuzun egemenlerinin çıkarlarını tehlikeye attığı ölçüde ya önü kesilir, ya da gerektiği şekilde çarpıtılır. Örneğin herhangi bir millete mensup olan bireylerin, o millete mensup oldukları için diğer insanlardan daha geri zekâlı ya da nankör olamayacağı bilimsel bir gerçekliktir, ancak tam tersine Avrupa toplumlarında bunu iddia eden aşırı sağ siyaset her geçen gün güçlenmektedir. Üstelik bu konuda ekonomik veriler, sosyolojik incelemeler de gerektiğince çarpıtılarak ırkçı, ayrımcı politikalar bu anlamda bilimin işaret ettikleriyle çelişmiyormuş gibi gösterilir.

Bir diğer örnekte, 2. Dünya Savaşı öncesinde Hitler’in emriyle Afrika’ya gidip siyahi kökenli insanların kafataslarının ölçümlerini yapan Nazi bilim insanları (!), kendi uydurma bilimsel verileri ışığında Afrikalıların “köle olmak için bilimsel olarak elverişli” olduğunu ve yaptıkları tüm araştırmalar sonucunda Alman ırkının en üstün ırk olduğunu keşfettiklerini açıklamıştı. Gerçekten de tüm bu safsataları öne sürerken, bilimi dayanak aldıklarını öne sürüyorlardı.

Sonuç Yerine

Özellikle konu sosyal bilimler olduğunda tarafsızlığı değil, doğru tarafı seçmek daha verimli bir uğraş olur. Sınıflı toplumlarda bilim açıkça taraflıdır, koz olarak kullanılmaktadır ve bizim düşüncemize göre bugün bilim yalnızca egemenlerin çıkarlarının hizmetindedir. Halkın gündelik yaşamını kolaylaştırmak, insanlığın doğa üzerindeki egemenliğini doğayı katletmeden, ona düşmanca saldırmadan ilerletmek için bilimin önündeki “ama”lardan kurtulmak gerekir. Sosyal bilimlerde objektivite problemi, herhangi bir tarafa yakınlaşmamak için sarf edilecek özel çabalarla değil, bilimde bu taraflılığa kaynak oluşturan sınıfsal-toplumsal parçalanmışlığı yok etmek yoluyla çözülebilir.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0