Salgın günlerinde sizi yaşamın derinliklerine davet eden 5 belgesel

Salgın günlerinde sizi yaşamın derinliklerine davet eden 5 belgesel

Salgın günlerinde yaşamın derinliklerine bir yolculuk hiç de fena olmaz, değil mi?

Bu zor ve can sıkıcı günlerde sinirimizi, stresimizi biraz olsun hafifletmek için beğendiğimiz belgesellerden 5 tanesini sizler için derledik. Keyifle izlemeniz, izlerken zihninizde güzel yolculuklara çıkmanız dileğiyle…

 

Not: Ücretli platformların şifresini dert etmeyin, bize ulaşın 🙂

 

1-Our Planet/Gezegenimiz

Kuzey Kutbu’nun vahşi doğasından, gizemli denizlere, Afrika’nın kuram yaşamından Güney Amerika ormanlarına gezegenimizin dört bir yanındaki zengin habitatları gösteren Netflix’de mini dizi şeklinde verilen 8 bölümlük doğa belgeseli.

2- Görme Biçimleri

Resim, sanat, kamera ve televizyon konulu bu belgesel sanat kuramı üzerine odaklanır. Dünyaca ünlü yazar John Berger’in hazırlayıp sunduğu bu belgesel 1972 yapımı olmasına rağmen günümüzün sanat severleri için kült denebilecek bir belgesel. BBC için yapılan bu belgesel sonraki yıllarda aynı isimle kitaplaştırılarak kütüphanelerimizde yerini almış durumda.

3-Cosmos:Bir Uzay Serüveni

Son yılların en popüler evren belgeseli olan Cosmos Carl Sagan, Ann Druyan, Steven Soter gibi ünlü bilim insanları tarafından yazılmış Personal Voyage’nin devam belgeseli niteliğindedir. Neil deGrasse Tyson’IN sunduğu 13 bölümlük belgesel Netflixle birlikte birçok abonelik gerektirmeyen dizi sitesinde bulabilirsiniz.

4-Human

İnsan olmanın ne anlama geldiğini izleyenlere sorgulatacak nitelikte bir belgesel olan HUMAN, gazeteci, fotoğrafçı ve çevreci olan Yann Arthus-Bertrand tarafından hazırlanmıştır. 3 yılda hazırlanan belgeselde dünyanın farkı yerlerindeki insan toplumlarının nefes kesici görüntüleri ve bu yerlerdeki insanlarla birebir röportajları yer almaktadır.

5- Kadın Olmanın Günahı

Ümran Safter’in yönetmen koltuğunda oturduğu 2018 yılı yapımı bu belgesel, tarih kitaplarında adı dahi anılmayan, yaşadığı dönemde ön yargılarla ve sert bir otoriteyle savaşan, Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkı için durmadan çalışmış bir feminist olan Nezihe Muhiddin’i ve onun mücadelesini anlatıyor. Cumhuriyet tarihinin ilk ve tek kadın partisini kurup 19 yaşından itibaren feminist makaleler yazmaya başlayan bu kadının hayatını ve mücadelesini izlemek, bize öğretilmemeye veya unutturulmaya çalışılan Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti kadın hareketi hakkında çok güzel bilgiler vermekle beraber gerçek geçmişimizi hatırlamamız ve sahip çıkmamız için de bize bir öğüt daha veriyor.