Liselerde durum ne?

Liselerde durum ne?

Bir aydır ülkemizin cebelleştiği Korona virüsü nedeniyle günlük yaşantımızda önemli değişiklikler oldu. Ülkece hazırlıksız yakalandığımız bu değişikliklere yavaş yavaş adapte oluyorken yüzeye bir takım boşluklar çıktı.

Liselerde oluşan bu boşluğu anlayabilmemiz için bu süreçten önce, ”normal” haliyle işlerin nasıl döndüğüne bakmamızda fayda var.

Liseye geçişte şuan işletilen LGS, sekizinci sınıf öğrencilerinin karşılaştıkları, gerçek anlamıyla ilk sınav. Öğrenciler ne yaptıklarını dahi bilmeden hayatlarını belirleyecek bir sınava hazırlanıyorlar. Lise Geçiş Sınavına girdikten sonra öğrencilere belirli bir puan ve sıralama veren sistem, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bir bakmışsınız okul ortalamalarının belirleyici olduğunu, bu şekilde kayıt yaptıracağını açıklıyor. Böylece sınavda yaptığınız puanın ve verdiğiniz emeklerin hiçbir anlamı kalmıyor. Okul ortalamalarının baz alınması özel okulda okumayan öğrenciler için “sen mahallendeki niteliksiz okula git“ anlamına geliyor. Tercih listelerinde ise her okul türünden birer tane olması zorunluluğu ile öğrenciler istekleri dışında imam hatip okullarına gönderiliyor. Bir şekilde istediği okula yerleşebilen öğrenci birkaç ay öncesinde “mevsimler” ve “üslü sayılar” gibi konulardan sorumluyken dokuzuncu sınıfa geldiğinde “Enerjinin Korunumu ve Enerji Dönüşümleri” gibi kademeli gitmesi gerekirken birdenbire artan bir ders zorluğuyla karşılaşıyor. Günlük ders yoğunluğunu 8 saatlik okul mesaisinde yettiremeyen öğrenci sosyalleşmek ve kendini geliştirecek aktiviteler yerine derslerine gömülüyor. Eğitim sistemimizde derslerine tutunarak kendi sosyalliklerinden taviz veren, argo bir tabirle “inek” denilen öğrenci profili işte tam da buradan çıkıyor. Eğitim sistemi, biz öğrencileri, geleceğimizi belirlememiz gereken zamanlarda hayatlarımızı bir tiyatro oyununa dönüştürüyor. Tıpkı bir sis makinesi gibi tüm geleceğimizi sise boğuyor. Dört yıllık lise hayatlarımızda daha ne meslek yapacağımıza karar veremeden meslek seçimimiz için gireceğimiz sınava hazırlanıyoruz. O sis bulutunun ardında görebildiğimiz tek şey ise formül defterleri ve “fıstıkçışahap”lar oluyor. Lise son sınıfa geldiğimizde ise “büyük maraton” başlıyor. Ne olmak istediğimizi, bunun için hangi bölümü okumamız gerektiğini, bölümü belirlesek bile hangi üniversite diplomasının bize iş garantisini vereceği gibi konular hayatlarımıza giriyor. Rehber hocalar veya aileler hangi motivasyon konuşmasını yaparsa yapsın konuşmanın sonu, bundan on ay sonra hayatınızın ne olacağı hakkında hiçbir fikre ulaşamamanız ile sonlanıyor. Bu süreçte en büyük destek müfredata virgülü virgülüne sağdık kalmak yerine üniversite sınavına yönelik konu anlatan, teneffüslerde çözemediğimiz soruları yanıtlayan öğretmenlerimizden geliyor. Dershaneye gidemeyen öğrencilerin de yardımına bu öğretmenlerin okul sonrası verdikleri ek dersler yetişiyor.

“Normal” hali ile bu şekilde ilerleyen lise dönemimiz, Korona virüsü ile uzaktan eğitim sürecine çevrilmiş durumda. Bu durum ise tüm liselilerle birlikte en çok son sınıfları etkileyen bir mağduriyet yaratıyor. Eğitimimizin her geçen gün daha az bilimsel ve daha çok ezberci olmasının sonucunda üniversite sınavı da nasibini almışken, ezber yeteneğimizi ölçen bu sınava karşı yalnız kalmış durumdayız. “ne kadar soru o kadar ezber” yöntemiyle hazırlandığımız sınava öğretmenlerimize soru götürme şansımız da kalkmış durumda. Uzaktan eğitimle daha da niteliksizleştirilen eğitim öğretimimizde, en basitinden anlamadığımız yerleri dahi soracak bir araç MEB tarafından yaratılmadı. MEB’de bunu fark etmiş olacak ki uzaktan eğitimin dahil olduğu konuları sınavdan çıkardı. Yani yaratılan mağduriyet, giderilmek yerine üstü örtülerek bambaşka bir mağduriyete evrildi.

Liselerde yaşadığımız problemleri paylaşıp kendi çözümlerimizi yarattığımız Lise Meclisleri bu açık yırtığı bir yerinden dikmeye başlamak adına bir adım attı. Her bölüme özel olarak (sözel-sayısal-eşit ağırlık-dil) içlerinde gönüllü öğretmenlerin, bulunduğu soru çözüm grupları açtık. Yüzlerce öğrencinin katıldığı bu gruplar ile sistem tarafından yalnızlaştırılmaya çok alışmış olan bizler aslında o kadar da yalnız olmadığımızı gördük. Dertlerimizde ortaklaştığımız gibi çözümde de ortaklaşınca, özelikle böyle karamsar dönemlerde dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu vurguladık. Kendi kendimizin umudu olduk.

Sıra arkadaşlarımıza bir çağrım var: Sen de gel, kendi bölümünün soru çözüm grubuna gir. Zorlandığın soruları, anlayamadığın konuları sor, gönüllü öğretmenlerimizin ders notlarından yararlan.

 

Sadece X yalnız kalsın!

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0