LGBTİ+ hakları insan haklarıdır!

LGBTİ+ hakları insan haklarıdır!

Aşk… Hakkında binlerce şiir yazılmış, şarkılar yapılmış, efsanelere konu olmuş, ümit vermiş, sevindirmiş, üzmüş, kısacası her şey olmuş. Belki de en güzel duygu diye tanımlanmış her zaman, en içten, en doğru hissettiren duygu olarak.

Peki siz, hiç aşık olduğunuz için korktunuz mu? Hayır, hayır kalbinizin kırılmasından değil, sevdiğiniz kişi sizi sevmeyeceğinden hiç değil. Sadece aşık olduğunuz kişinin biyolojik cinsiyeti toplumun size dayattığı normlara uymadığı için ailenizden, arkadaşlarınızdan, toplumunuzdan hatta kendinizden korktunuz mu? Herkesin kendi cinselliklerini öğrenmeye, anlamaya başladığı zamanlarda nefret ettiniz mi kendinizden, ölmek istediniz mi, belki de intihar etme girişiminde bulundunuz mu gerçekten? Yanlış bedende olduğunuzu hissedip doğruyu ararken kayboldunuz mu içinizde? Kendinizden, sevginizden, bedeninizden utandınız mı?

Biz utandık, biz korktuk, biz kaybolduk. Hatta hala kayboluyoruz, hala korkuyoruz arada. Sonra bir el buluyoruz, tutunuyoruz ona, yalnız olmadığımızı, yanlış olmadığımızı hatırlıyoruz. Kendi kendimizi kabullenmeye çalışırken birbirimizin annesi, babası, kardeşi oluyoruz. Bizi sevmeyen, istemeyen topluma karşı durup “Biz burdayız ve sizin haklarınız kadar bizim de haklarımız var!” diyoruz.

Diyanet İşleri Başkanı’nın yaptığı açıklamayı öncelikle buraya da yazmak istiyorum: “Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti? Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti. Yılda yüzbinlerce insan gayri meşru ve nikahsız hayatın islamî literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu HİV virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.”

Yapılan bu açıklama, Türkiye’de LGBTİ+ bireylerin sağlığını ve can güvenliğini tehlikeye sokmuş,  bununla birlikte toplum içindeki ayrımcılık ve homofobiyi körüklemiş ve iyice gün yüzüne çıkmasına vesile olmuştur. Ülkenin çoğunluğunun müslüman vatandaşlardan oluşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir Cumhuriyet olduğu gerçeğini değiştirmez! LGBTİ+ vatandaşlar da dahil herkesin vergisi ile bütçesi oluşan Diyanet’in böyle bir açıklama yapıp halkı düşmanlaştırma hakkı var mıdır? Toplum içinde bulunan her bireyin eşit olması gerektiğine tamamen aykırı düşen bu zihniyet, vatandaşların kendi ülkesinde rahat ve güvende hissetmesini imkânsız hale getirmiş ve korku, düşmanlık yaymıştır.

Dünyanın başına gelen felaketlerin “suçlusu” olarak LGBTİ+ bireylerin görülmesi belki de günümüz insanının şaşırabileceği bir şey olmaktan çıktı. Topluma göre “farklı” olanın suçlanması, cezalandırılması yüzyıllardır içinde bulunduğumuz sistemin insanlarına “doğru ve olması gereken şey” olarak aktarılıyor. Bir doğal afet, bir virüs en basit bilimsel verilerle açıklanabilecekken, bir kişi çıkıp ayrımcılık yaparak, hatta bir nevi nefret suçu işleyerek tüm suçu halkın bir kesimine yükleyebiliyor. Bunun normal olduğunu savunanlar da onların peşinden ayrılmıyor tabii ki. Bir insanı cinsel yönelimi, cinsel kimliği üzerinden yargılamak belki de yapılabilecek en acımasız şeylerden biridir. Bir insanı, onun değiştirmek istemediği ya da değiştiremeyeceği özelliklerinden dolayı aşağılamak, suçlamak yanlışı seçmektir, kırmaktır, dökmektir.

İnsanlar suçlamayı bırakmıyor bizi, bizim gibileri. Kadınların dekoltesi, iki erkeğin veya kadının aşkı, bir transeksüel bireyin gururu, onuru daha çok sinirlendiriyor insanları çocuklara ve kadınlara karşı şiddetten, istismardan, savaşlardan ve nefretten. Onlara göre farklı olan yanlış oluyor, günah oluyor. Bir eşcinselin kendini öldürmesi doğru bulunup, trans bir bireyle dalga geçilebiliyor. Ölümler, göz yaşları hiçbir anlam içermiyor bazıları için. Yapılan her bir aşağılama, her bir tehdit bir insanı kopartıyor belki hayattan, bir umudu öldürüyor.

LGBTİ+ bireyler, yüzyıllardır yaşamları için, özgürlükleri için, hakları için savaşmaya devam ediyor. Toplumun bir parçası olduklarını kabullenmek istemeyen o kişilere karşı ellerindeki sevgiyle, gururla savaşmayı sürdürüyor.

Cinsiyeti, ırkı, etnik kökeni, cinsel yönelimi, kimliği fark etmeksizin toplumun her bireyi eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Bunu kabul etmeyenlere inat biz, meydanlarda, okullarda, sahnelerde, ekranlarda, iş yerlerinde kısaca her yerdeyiz. Ve renklerimizin solmasına, haklarımızın elimizden alınmasına izin vermeyip sevgimizi saçmaya devam edeceğiz.

 

Yeryüzü aşkın yüzü olana dek biz de varız ve buradayız!

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0