Kendi Süzgecini Yaratmak Yazı Dizisi: Neden okumalıyız?

Kendi Süzgecini Yaratmak Yazı Dizisi: Neden okumalıyız?

“Kitapları yalayıp yutmaya mahkûm bir makineyim ben” -Karl Marks

Okumak yüzyıllardır süregelmiş önemli bir eylem olmuştur. Ruhun temel ihtiyacı olarak görülmesi gereken okumak, insanlara farklı kapılar açmasıyla beraber, onlara kurtarıcı da oldu. Bir zihni kurtarmak, aydınlatmak, bir ölüyü yaşama döndürmekten farksızdır. İnsanların içinde bulundukları durumu fark etmeleri için hep bir kıvılcıma ihtiyacı oldu. Kimi zaman bu kıvılcım koca bir ateş oldu, kimi zaman kendini aydınlatmaya yetecek kadar yandı. Kimisi ihtiyacı olduğu bu kıvılcımı bir kitaptan aldı, kimisi de kitabı okuyan kişinin gözlerindeki aydınlanma ateşinden. Tıpkı Maksim Gorki’nin Ana kitabında olduğu gibi; okumanın gücü ile emek birleşip kıvılcımdan koca bir isyana dönüştü. Yiyecek ekmeği olmadığı halde okumanın kudretine erişmiş olan işçi Pavel, bunu mücadeleye dönüştürmüş ve her seferinde okumanın yüceliğinden güç almıştı. Okumanın aydınlattığı Pavel şunları söylüyordu:

“İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne. İşte asıl cinayet bu. Utanılacak bir cinayet… Birtakım silahlar çıkartıyorlar, insanları öldürüyorlar ve bunu yapanlara devlet diyorlar. Evlerine, sosyal statülerine ve paralarına hiçbir zarar gelmesin diye garip insanları harcıyorlar. Anlıyorsun beni değil mi anne? Halkın ruhunu kurutuyorlar ve hiçbir şey anlamaz hale getiriyorlar.”

Tıpkı Pavel’in söylediği gibi “hiçbir şeyi anlamaz hale getiriyorlar”. Mevcut düzeni anlayabilmek, analiz edebilmek, çözüm sunabilmek için okumalıyız. Bize dayatılan yanlışlara karşı dimdik durabilmek için okumalıyız. Farklı dünyaların kapılarını aralayabilmek ve orada gördüklerimizi başkalarına aktarabilmek için okumalıyız. Siyah dünyalarına bir ışık yakmalı, renk katmak için okumalıyız. Bugünümüzden çok yarınlarımız için, bozuk düzenin parçası olmamak, dilediğince at koşturan yöneticileri huzursuz etmek için okumalıyız.

Thomas Hobbes’ın ünlü eseri “Leviethan”da neler anlatıldığını bilmek için okumalı ve bunu anlamaya, sorgulamaya çalışmalıyız. Leviethan devlettir ve korkunç bir canavardır. İnsana benzer fakat gövdesi birçok canavardan oluşmaktadır. Sınırı yoktur. Egemenlik ruhu, kurum ve görevliler eklemleridir. Ceza-ödül sistemi sinir sistemidir. Topluma hükmeden güçlü bir varlıktır.  Hobbes’ın Leviethan’ı bu şekildedir. Bizim de baskın otorite diye tabir ettiğimiz gücün çevirisi Leviethan değil midir?

Okumalıyız. Okumazsak dogmalarımıza hapsolur, bu düzende ufalanan binlerce kum tanesi olmaktan ileri gidemeyiz. Oysaki biz ezilmek değil, üstümüze basan ayaklara diken olmak istiyoruz.

Düşünen, okuyan her zihin bugüne kadar var olagelmiş bütün diktatörleri huzursuz etmiştir ve olması gerekeni oldurana kadar da bundan taviz vermemişlerdir. Farkına varabilen, düşünen, analiz eden, sorgulayan ve eleştiren halk, hiçbir salt iktidarın hoşuna gitmemiştir. Alışık olunanı değiştirebilmek için ihtiyaç duyulan tam da budur.  Okumuş bir halk bütün iktidarlardan daha güçlüdür. Olması gerekeni bilir ve oldurana kadar mücadele eder. Kendi düzenimizi yaratabilmek ve “Biz buradayız, varız!”diye bağırabilmek için okumalı ve en güçlü silah olan bilgi ile donanmalıyız. Okumayı kurtuluş, kitapları da kurtuluşa götüren en önemli araç olarak görmeliyiz. Kitaplar yalnızca Arap harfleriyle yazıldığı zaman değer görmemeli, her zaman bir güç olarak taşınmalıdır.

Geleceğimizi kör nesillere emanet etmemek, yola çıkanlara cesaret, yolda ilerleyenlere ışık olabilmek için okumalı ve okutmalıyız.

“Okuyan insan, emekçi halka karşı sorumludur.”

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0