İzmir temsilcilerimizden Baran Köseoğlu ile depremi konuştuk

İzmir temsilcilerimizden Baran Köseoğlu ile depremi konuştuk

30 Ekim 2020 tarihinde Ege denizinde gerçekleşen 6.6 büyüklüğündeki deprem, çevre illere verdiği zararla beraber  tüm ülkeyi de en derinden etkilemiş durumda. Aklımızın, kalbimizin ve dayanışmamızın orada olduğu bu günlerde ne hissettiklerini daha iyi anlamak ve gerçekleri kendisinden duyabilmek için Öğrenci Sendikası üyesi İzmir temsilcilerimizden Baran Köseoğlu’na bazı sorular sorduk. Bazı deneyimler, özellikle bu tarz afet durumlarında, geçmişi değiştiremese bile geleceği daha bilinçli ve doğru  olarak beklemek için paylaşılmalı inancına sahibiz ve özellikle bu hususta bize yardımcı olan arkadaşımıza teşekkür ederiz. Birer insan, öğrenci ve hep birlikte Öğrenci Sendikası üyeleri olarak İzmir halkının yanındayız ve bu süreçte elimizden gelen her türlü desteği sunmaya, her bireyi deprem konusunda daha fazla bilinçlendirmek için çalışmaya hazırız.

ÖS: Öncelikle geçmiş olsun, son zamanlardaki en büyük depremlerden birini yaşadınız. Böyle bir felakette herkesin kendi deneyimleri oluyor, sen de kendi yaşadıklarından bahseder misin?

Baran: Böylesine büyük bir depremi ilk defa yaşadım. O an ben de çoğu insan gibi ne yapacağımı bilemedim. Kız arkadaşımı arayıp güvenliğinden emin olduktan sonra kedimi de alıp dışarı çıktım. Enkaz bölgelerine gittiğimizde düşündüğümüzden çok daha trajik görüntülerle karşılaştık. Özellikle Bayraklı, Bornova ve Buca ilçelerinde büyük bir mağduriyet var.

ÖS: Bir bakıma halk tekrardan kenetlenmiş durumda, sosyal medyadan depremzedeler ve mağdur hayvanlar için bilgilendirmeler vs. paylaşılıyor. Bölgede birçok dayanışma faaliyetinin düzenlendiğini de gördük. Bu konuyla ilgili güncel eksiklikleri veya başarabildiklerimizi aktarabilir misin?

Baran: Sadece İzmir ve çevresinde değil, bütün ülkede yurttaşlarımız seferber olmuş durumda. İlk günden bu yana destek mesajları alıyoruz. Arama kurtarma çalışmaları hala sürmekte ve iyi haberlere daha çok ihtiyacımızın olduğu bir süreçteyiz. Depremzedelerin ihtiyaçları Kızılay, AFAD ve diğer sivil toplum kuruluşlarının gönüllüleri ve belediyeler tarafından büyük bir özveri ile karşılanmaya çalışılıyor. Bunun dışında otellerinin kapılarını açan işletme sahipleri, ücretsiz hizmet sağlayacaklarını açıklayan veteriner ve psikologlar oldu. Bunlara karşın hala depremzedelerin bütün ihtiyaçlarını karşılayabilmiş değiliz. Burada medyada yansıtılandan çok daha büyük bir mağduriyet var. Geride bıraktığımız yazın ardından İzmir hiç olmadığı kadar soğuk. Özellikle battaniye ve çadır ihtiyacımızı tam anlamıyla karşılayabilmekten çok uzağız.

ÖS: Bazı okulların, öğrencileri daha da mağdur etmemek için devam zorunluluğunu kaldırdığını ve sınavları iptal ettiğini öğrendik. Sizin ve çevrenizdeki arkadaşlarınız için de durum aynı mı, gerekli kolaylıklar sağlandı mı?

Baran: İzmir’de okullar 5 gün süreyle tatil edildi. Bunun dışında sınavlar ve devam durumuyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı. Mart ayından beri sağlıklı bir şekilde işletmeyi başaramadıkları bir online eğitim sürecindeydik, yaşadığımız deprem öğrenciler için de süreci oldukça zorlaştırdı. Nitekim halihazırda binlerce sıra arkadaşımız bilgisayar ve internet erişimine sahip değildi. Şu an ise sokaklarda konaklamak zorunda olan binlerce insandan bahsediyoruz. Takdir edersiniz ki bu bir, iki haftada atlatılabilecek bir süreç değil. Van depreminde evlerini kaybedip 2011’den beri konteynırlarda hayatını sürdürmeye mahkûm edilmiş insanlar var bu ülkede. O yüzden tüm çevre okulların devam zorunluluğunu kaldırması ve sınavlarda kolaylık sağlaması gerekiyor.

ÖS: Çeşitli siyasilerin de deprem sonrası bölgeye geldiğini ve bazı yorumlar yaptığını gördük. Bu durumla ilgili düşüncelerin neler?

Baran: Cumartesi akşamı Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Doğanlar Apartmanı enkazına intikal ettiğinde oradaydık. Enkazdan 50 metre uzakta, kameralara birkaç poz verip beş ila on dakika içinde bölgeyi terk etti. Enkazın yanına bile yaklaşmamışken kafasına takmış olduğu barete de anlam verebilmiş değilim. Cumhurbaşkanı ve farklı bakanlar da benzer şekilde absürt görüntüler verdiler. Unutulmamalıdır ki deprem riskinin yüksek olduğu ülkemizde her gerçekleşen depremde bu derece büyük yıkımların olmasının sebebi ısrarla alınmayan önlemler, nerede olduğu bilinmeyen deprem vergileri ve alışveriş merkezi yapılan acil durum toplanma alanlarıdır. Deprem olmuş bölgeyi ziyaret edip en iyi dileklerini iletmek halkın yapacağı iştir. Yönetenlerden ülke çapında bir afet ve afet sonrası planı bekliyoruz. Acılarımızla aldıkları sosyal medya etkileşimlerini değil. Gerçek bu iken bir de enkaz bölgelerine gelip göz boyamak adına çalışmaları sekteye uğratmaları bizlerin acısıyla dalga geçmekten farksızdır.

ÖS: Yaşadığın bu acı tecrübenin ardından bize verebileceğin öğütler, “keşke yapmasaydım” veya “keşke yapsaydım” dediğin şeyler var mı?

Baran: Bu deprem ile bir kez daha görmüş olduk ki; her zaman olduğu gibi halk kendi yarasını kendi sarıyor. Özellikle risk bölgesinde yaşayan insanlar depreme her an hazır olsunlar. Deprem çantalarını oluştursunlar. Benim de bu afetten çıkardığım ders, hazırda bir deprem çantası tutmak oldu. Malumunuz, devlet yöneticilerinin önlem alıp insanların hayatını güvenceye almaktan daha önemli meseleleri var. İşçiler, emekçiler ve öğrenciler olarak birbirimizden başka kimsemiz yok. Dayanışma ağlarımızı birlikte örmek zorundayız.

ÖS: Son olarak buradan da çağrımızı yapmış olalım. Bölgedeki ihtiyaçlarınız nelerdir?

Baran: Pandemi süreci ve soğuk hava da düşünüldüğünde ihtiyaçlar oldukça fazla. Depremzedelerle konuştukça başta hiç aklımıza gelmeyen ihtiyaçları da tespit ve temin etmeye çalışıyoruz. Çadır, battaniye ve gıda başta olmak üzere ihtiyaçlar; sıcak tutacak kıyafetler, iç çamaşırları, uyku tulumları, diş fırçaları ve diş macunları, sabun ve şampuanlar, tıraş bıçakları, kadın pedleri, bebek mamaları, bebek bezleri, matlar, maske ve dezenfektanlar, gece fenerleri şeklinde sıralanabilir.

ÖS: Buradan senin aracılığınla İzmir’e ve tüm Türkiye’ye geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha iletmiş olalım. En kısa sürede afetin yaralarının sarılması için biz de elimizden gelen tüm desteği sunacağız. Vakit ayırdığın için teşekkür ederiz.

Baran: Ben teşekkür ederim.