Hiçbir kadın yalnız kalmayacak!

Hiçbir kadın yalnız kalmayacak!

29.12.2020

Bugün 3 farklı kadın, 3 farklı şekilde, 3 erkek tarafından katledildi.

Aylin Sözer, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Okul Öncesi Öğretmenliği Bölüm Başkanı’ydı. Bir cani onu hayattan, akademiden, çok sevdiği, sevildiği öğrencilerinden vahşice kopardı.

Selda Taş, 38 suçtan sabıkalı eşi Mehmet Taş tarafından kafasından vurularak öldürüldü. 3 çocuğunun gözleri önünde vuruldu Selda Taş.

Vesile Dönmez, oğlu Uğur Dönmez tarafından pompalı tüfekle katledildi. Bugün direnişimize, bağırışımıza, isyanımıza 3 neden daha eklendi.

Bugün, 3 kadın daha korunamadı, korunamayan bu kadınlarla öfkemiz daha da arttı.

Öldürülen, erkek şiddeti altında ezilen, sesi kısılan, özgürlüğünü, kimliğini, bedenini kaybeden kadınları görmek, yaşamak, hissetmek ne kadar basitleşti değil mi? Kadını eve, odasına, kendi zihnine kapatmak ve erkekten ayırmak için elinden geleni yapan bu sistemde hayatta kalmak bu kadar zorlaşırken. Bu yazıyı, geçen her günde, her saatte, her dakikada, erkek ebeveyn, erkek kardeş, erkek partner, erkek devlet, erkek sistem tarafından hayattan koparılan her kadın adına yazıyoruz. Her ismi hatırlamak, içimizde yanan ateşi alevlendirmek, bir kişi daha eksilmeyeceğiz demek için yazıyoruz.

Bazı olaylar olur, gündeme girer, çok yanlış bilgiler ortada dolaşır ve insanlar neye inanacağını bilmez. Örneğin virüsün ilk Türkiye’ye gelişi ile önlemlerin nasıl olması gerektiği, Türklere virüsün bulaşıp bulaşmadığı nesnelerin üzerinde ne kadar hayatta kalabildiği gibi. Ancak işler durulunca kimin yanlış bilgiyi yaymaktan suçlu olduğu kimin ise doğrunun yanında olduğu anlaşılır.

Bazen de öyle insanlık suçları işlenir ki ne insanlar sahip oldukları vicdan ve empati ile olayın kendisinin nasıl olabileceğine anlam getiremez ne de suçlu yalnızca suçu işleyendir.

İşte bugün katledilen hocamız Aylin Sözer’in, arkadaşımız Selda Taş’ın, Vesile Dönmez’in  haberi bize ikinci seçeneği yaşatmıştır. 2020 virüslerin, ayaklanmaların, doğal afetlerin ve skandalların yılı olduğu gibi kadın cinayetlerinin, o cinayetleri işleyen ellerin ve o ellere sözleri, yasaları, kanunsuz ve adaletsizlikleriyle arka çıkanların yılı olmuştur.

2020 yılında daha üç yüz altmış beş gün dolmadan -yalnızca kayıta geçen- 382 kadın öldürülmüştür.

Türkiye’de kadınlar yalnızca öldürülmezler.

Türkiye’de kadınlar intihara sürüklenir, yakılır, vahşice katledilir. Toplumsal olarak burada bir mesaj vardır. Öldürülen her kadınla birlikte özgürce yaşamak, kendi hayatını kendi belirlemek, ekonomik özgürlüğüne sahip olmak isteyen her kadına bunlara sahip olamazsın mesajı verilir. Katletme eylemi öldürmeden farklı olarak yalnızca kurbanı değil, kurbanın toplumsal olarak simgelediği imgeyi tehdit eder.

Şarlatanlar da çıkıp der ki “Kadınlar, kendilerini katledecek psikopatlıkta olan erkeklerle olma arzularını neden dizginleyemiyorlar?”. Aile üyeleri, eski, yeni eşleri ve sevgilileri tarafından katledilen kadınların, öldürülmek adına dizginlenemeyen nasıl bir dürtüleri olduğunu düşünüyorsunuz şarlatan bey?

Bertolt Brech’ten daha iyi anlatılabileceğini düşünmüyorum.

“Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?

Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.”

Yanlış anlaşılmasın bu şarlatanın iyi olduğunu da düşünmüyorum. Bize yalnızca iyilik de yetmez. Aylin hocamızın ve katledilen diğer kadınların yalnızca yasını tutamayız. Kadınların kitlesel olarak katledildiği bir yerde bize yalnızca iyi olmak düşmez, iyiyi istemeli, onun için savaşmalıyız. Kadın katillerinde bile isteğe göre uygulanmayan yasalar için savaşmalı, daha iyilerini uygulatmalıyız. İstanbul Sözleşmesi kadınlar ve onların özgürlüklerini isteyen iktidar için yalnızca bir sözleşme değil, bir mücadele başlığıdır. Hayatta kalma mücadelemizin ilk uğrağıdır. Bir uygulamanın kendisinin bir tercih olduğu gibi uygulamamak da aynen bir tercihtir, kadınları katletmeyi seçen, yasaları uygulamayan yöneticilere karşı cevabımız mücadelemizdir.

Sosyal medyada, televizyonlarda arkasından melek oldu tarzı söylemleriyle durumu romantikleştirmeye çalıştığınız o yüzlerce kadın, bazen bir “kıskançlık krizi”, bazen bir “namus meselesi”, bazen de yalnızca bir kadın olduğu için öldürüldü. O kadınları, onlarca kere sığınmaya çalıştığı polis bile koruyamadı bazen, korumadı.

İktidar, kadına yönelik her türlü şiddeti önlemek için politikalar oluşturmak şöyle dursun, kadınların hukuki güvencelerini kaldıran politikaları ile yeni ölümlere ve şiddet vakalarına davetiye çıkartır durumda. Erkeği koruyan ve cezasız bırakan yargı sistemi, kadına yönelik şiddetin başlıca nedenlerinden biri.

İstanbul Sözleşmesi’ni uygula diyerek sokağa çıkmış, haykırmış, uyarmış olan kadınlara inat çoğunlukla katil, tacizci, tecavüzcü korundu. Belki kulak verilse biraz, şu anda hayatta olabilecek olan kadınlar, hayattan, bizden koparılmamış olurdu o zaman. Hayattayken bu sorunla uğraşan, cinayetlere, şiddete karşı dimdik durup değişikliklere adım atılmasını sağlayacak olan kadınların sonu da, bir erkek tarafından olmazdı.

İktidarın göstermelik açıklamaları dışında sıkça gündeme getirdiği cinayet sonrası idam, hadımlaştırma gibi cezalandırma pratiklerinin kadına yönelik şiddeti durduramayacağını da özellikle belirtmek gerekir. Kadına yönelik şiddeti büyüten ataerkil öğeler temizlenmedikçe her gün yeni şiddet haberi gelmeye devam edecektir.

Sokakta, kampüste, iş yerinde, evde, kamusal ve özel her alanda karşılaşmak durumunda kaldığımız her türlü şiddete, yanımızdan çekip çıkarılan her kadın için daha da güçlenerek geliyoruz. Düşüncelerinden, benliğinden korktuğunuz, küçümsediğiniz kadınlar olarak şiddetinize, bıçağınıza, tüfeğinize, sisteminize karşı çıkıyoruz. Aldığınız her canın, gözlerden düşürdüğünüz her yaşın, sindirdiğiniz her sözün hesabını sorup, asla yalnız yürümeyeceksin diyoruz. Kısmaya çalıştığınız kahkahalar ve güvenliğini sağlayamadığınız kadınlar için, adaleti sağlamaya geliyoruz! Hiçbir kadın yalnız ve çaresiz kalmayıncaya kadar, öldürülen her bir kadın için ve hak ettiğimiz özgür geleceğimiz uğruna mücadele etmeyi asla bırakmayacağız.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0