Geleceksizliğin ve Gerçekliğin Ortasında: Turizm Meslek Liseleri

Geleceksizliğin ve Gerçekliğin Ortasında: Turizm Meslek Liseleri

Türkiye’nin turizm potansiyelini gören zamanın yöneticileri 1961-1962 eğitim-öğretim yılında eğitimli personel yetiştirilmesi kararını vererek alanla ilgili okullaşmayı başlatmıştır.  Okulların çoğalarak eğitim ihtiyacının karşılanması amacı yanında, turizm işletmecileri de eğitimli ara kademe eleman ihtiyaçlarının karşılanması için Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili birimlerinden talepte bulunmaya başlamıştır. Bu alanda okullaşma hızlı bir seyir göstermiş ve Turizm Meslek Liselerinin sayısı 200’e ulaşmıştır. Bu okullarda eğitim alan kız-erkek toplam öğrenci sayısının 65 bin 258 olduğu bilinmektedir. Bu veriler bir yana, turizm sektörünün genişlemesiyle birlikte Turizm Meslek Liselerinde eğitim süreçlerini tamamlayan öğrencilerin önünde birçok sorun dizilmiştir. Sadece bahsi geçen okullaşma ve verilen eğitimin yanında turizm sektöründe de büyük eksiklikler ve anlayış farklılıkları olduğu görülmektedir.

Ülkemizde yapılan yanlış tarım ve sanayi reformları kötü ekonomiye ve verimsiz toprak sorunlarına yol açmıştır. Son çare Turizm alanına atılan eller hızlı bir büyüme göstermiştir. Ve elbette ki bu büyümenin yine halkın ve turizm sektörü halkasındaki öğrencilerin yararına olduğu söylenemez. Bu büyümenin getirdiği sorunlar ise şöyle sıralanabilir:

  1. Turizm eğitimi politikası ve planlamasındaki yetersizlik
  2. Turizm sektörü ile turizm eğitimi veren kurumlar arasında iş birliği yetersizliği
  3. Araştırma yapılmadan alt yapı eksikliğine rağmen okulların çeşitli sebeplerden dolayı açılması
  4. Turizm eğitimi veren kurumlardaki tesis, eğitim araç ve gereçlerinin yetersizliği

 

Eğitim süreçlerini fiziksel ve akademik anlamda zor şartlar altında tamamlayan Turizm Meslek Lisesi öğrencilerinin çoğu bu liselerden mezun olduktan sonra yıllarca eğitimini(!) aldıkları mesleği icra edemedikleri ve başka meslek gruplarına yöneldiği görülmüştür. Bunun en büyük sebebi Turizm Meslek Liselerinin “niteliksiz” eğitim verdiği ve “düşük puanlı” okul statüsünde olmasıdır. Bu tablonun daha derinine indiğimizde ise yine birçok çarpıcı problemle yüz yüze gelmiş oluyoruz.

Turizm sektörü bedensel güç isteyen zor bir sektördür. Bu sektöre öğrencilerin çok hızlı bir şekilde atılması ve iş yerlerinde beceri eğitimi(staj) adı altında tam saat çalıştırılıp bunun karşılığında aldıkları ücretin hak ettikleri değerin altında kalması sistemin çarklarını patronların istediği gibi döndüredursun, öğrencilerin nitelikli eğitim alma hakkına saplanmış bir bıçak olarak karşımıza çıkıyor. Öğrenciler henüz yetişkinlik dönemine geçmeden gerekli akademik beceriye sahip olmadan birer sömürü aracı haline geliyorlar.  Öğrencilere sunulan lojmanların kötü durumda ve kalabalık olması bu sektörün bir diğer yakıcı problemi olarak karşımıza çıkıyor.  Bunun yanı sıra güvencesiz ve tedbirsiz bir şekilde geçirilen staj dönemlerinde öğrenciler birçok risk altında, yine zor şartlarda çalışmak zorunda kalıyorlar.

Tüm bunların ortasında bir sonraki adımda ise öğrenciler, yıllarını geçirdikleri adeta bu sektöre küsüyor ve akabinde yeni çıkış yolları aramak durumunda kalıyorlar. Üniversitelerde kendi alanlarına dair bir bölüme gidemedikleri takdirde bu defa da sınav engeline takılıyorlar. Çünkü lise dönemleri boyunca sistemin öğrencilerden talep ettiği o yüksek puanları almaları için verilmesi gereken akademik birikimi sağlayamıyorlar ve kendi geleceklerinin karşısında, ellerinde doldurulması gereken bir optik formla karşı karşıya kalıyorlar. “Şanslı” olan bir kısım, ailelerinin birçok zorlukla temin etmek zorunda kaldığı özel ders ve dershane desteğiyle belki optik formlarını doldurabiliyor. Fakat ne olursa olsun madalyonun öteki tarafı bizlere sağlanamayan eğitim sürecini; fiziksel, akademik ve ekonomik sömürüyü ve kaygı dolu bir geleceği resmediyor.

Sistemin zincirleri meslek lisesi öğrencilerinin peşini bir sonraki adımda da bırakmıyor. Başka bir sektör kararı veren ve yükseköğretimi tamamlayamamış olanlar, bu sektörlerde sistemin ve patronların o çok sevdiği birer “ucuz iş gücü” olarak yaşamlarına devam etmek zorunda kalıyorlar. Yani yaşamlarının sömürü zinciri liseye adımlarını attıkları anda başlayıp yaşamlarının sonuna kadar devam ediyor.

Buraya kadar sıraladığımız tüm problemlerin ve ortaya koyduğumuz tablonun sistematik olarak çözülmesini talep etmekle birlikte kendi alanımıza dair bu sorunları çözmek için öğrenciler olarak önerilerimizi ise şu şekilde sıralamak mümkündür:

  1. Temel eğitim politikalarının yeniden gözden geçirilmesi, bu eğitim politikalarının öğrencilerin öneri ve talepleri doğrultusunca düzenlenmesi
  2. Okullardaki eğitim araç ve gereçlerinin yenilenmesi
  3. Öğrencilere staj dönemlerinde emeklerine karşılık gelecek, hak ettikleri ücretlerin sağlanması
  4. İyileştirilmiş, güvenlikli ve sağlıklı barınma/ lojman imkanlarının sağlanması
  5. Güvenli, sağlıklı ve tedbirler alınmış ortamlarda deneyimlerin elde edilmesi için gerekenlerin yapılması.

Öğrenciler olarak sözümüzün yok sayıldığı, kendi eğitim sürecimizin öznesi olamadığımız, talep ve önerilerimizin görmezden gelindiği bir eğitim sürecinden geçiyoruz. Fakat biliyoruz ki bizim bugünden çıkmayan sesimiz, yarın iş hayatına atıldığımızda iyice bastırılacak. Bu sebeple kendi alanlarımıza ve elbette kendi yaşamlarımıza dair sözümüzü söyleme gereksinimden çok bu sözü söyleme zorunluluğu içindeyiz.

Meslek liselilerin ötekileştirildiği günümüz eğitim sisteminde çözümü yine biz kendimizde görüyoruz ve bunun için herkesi sözünün söylemeye, hakkını aramaya, kendi yaşamlarının öznesi olmaya, bugünü ve geleceğimizi kurtarmaya çağırıyoruz.

Turizm Meslek Lisesi öğrencileri olarak başta kendi okullarımız olmak üzere eğitim sistemi içinde varlığı yok sayılan tüm öğrencileri yan yana gelmeye davet ediyoruz. Ve yineliyoruz: Geleceğimizi eğitim sisteminin karanlık tarafına, sömürenin yanına ve umutsuzluğa bırakmayacağız. Geleceğimizi kendi ellerimizle kurtaracağız ve kuracağız.