Geleceksizliğin ve gerçekliğin ortasında: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği

Geleceksizliğin ve gerçekliğin ortasında: Toplumsal cinsiyet eşitsizliği

Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık; eğitimden çalışma hayatına, sağlık sektöründen karar alma mekanizmalarına katılıma kadar yaşamın her alanında ciddi boyutlardadır. Bu eşitsizlik, yalnızca kadınları ve kız çocuklarını etkilemekle kalmamakta aynı zamanda ülkenin demokratikleşmesinin ve kalkınmasının önünde de ciddi bir engel oluşturmaktadır.

Kişinin eğitim hakkı 19. yüzyıla kadar yalnız yönetimi elinde tutan soylular ve varlıklılara tanınırken halkın eğitilmesi düşüncesi 1789 Fransa Devrimi ile başlamıştır. Tarih boyunca, kadınların eğitim hakkı ile ilgili sorunlar hemen hemen bütün ülkelerde ilk sıralarda yer almıştır. 21. yüzyıl Türkiye’sinde de durumun kadınlar için çok farklılaştığı söylenemez. Kadınların eğitim alanında erkekleri geriden izlemeleri; sağlıklı bir toplum, dengeli ve tutarlı bir aile yapısı açısından da değerlendirilmelidir. Teoride eğitim sistemi dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin özgür bireyler yetiştirmeyi amaçlar ama uygulamada böyle olmadığını görüyor ve biliyoruz. Bazen farkında olduğumuz bazen ise farkında olmadan yaşadığımız cinsiyet ayrımı, yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi okullarda da sistemin tüm olanaklarını kullanarak yaşamlarımızı etkilemeye devam ediyor.

Yaşadığımız toplumda kadınların ekonomik özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Kadınlar uğradıkları haksızlıkların yanında, yaşamın birçok alanında var olamıyor ve buna mecbur bırakılıyor. Kadınların eğitim haklarına dair yaşadıkları sorunlar ise maruz bırakıldıkları birçok başlıktan sadece bir tanesi. Çoğu kadın ailesel faktörler yüzünden üniversiteye gidemiyor. Bu yüzden ara elaman yetiştiren meslek liselerini tercih etmek zorunda kalıyorlar. Çözümü meslek liselerinde ararken geldikleri okullarda da bir kez daha cinsiyet eşitsizliğine maruz bırakılıyorlar.

Meslek liseleri cinsiyet eşitsizliğinin en görünür olduğu ve hissedildiği okullardan bir tanesi olarak karışımıza çıkıyor. Bu eşitsizliğe dair sorun, bu okullara adımımızı atar atmaz bizi karşılıyor. Meslek liselerinde bölümler cinsiyete göre ayrılıyor. Yapılmak zorunda kalınan seçimler ve süreç sonunda ise karşımıza, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin çok net bir tablosu çıkıyor. Kadınların çalışma alanlarının sınırlandırılmış olması, kadınların iş hayatına atılma oranlarını oldukça düşürmekteyken, “Kadın işi” olarak görülen çocuk bakımı, moda tasarımı, kuaförlük gibi alanlar; ailesi veya çevresi tarafından eşitsizliğe maruz kalan kadınlar tarafından çoğu zaman zorla tercih ediliyor. Tesisat, inşaat, tornacılık, metal, makine, elektrik-elektronik, bilişim gibi alanlar ise erkeklerin yoğunlukta; kız öğrencilerin ise yok denecek kadar az olduğu bölümler olarak karşımıza çıkıyor. Bu mesleklerde uzmanlaşmak üzere adımımızı attığımız okullarda, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığın varlığı her kademede yüzümüze çarpıyor.

Yaşam koşullarını geliştirmek için eğitim en önemli unsurdur. Bu sebeple kadınların ve erkeklerin aynı nitelikte eğitim alması, kadının toplumdaki statüsünün güçlenmesi, demokratik gelişmişlik ve toplumsal refahın sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Yaşamın her noktasında karşımıza çıkan toplumsal cinsiyet eşitsizliği maalesef eğitim alanında da yerini koruyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kendini farklı biçim ve alanlarda yeniden üretirken, eğitim süreçlerimizde birçok kişi de bu eşitsizliğin temsilcisi ve uygulayıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Kız öğrencilerin giyimine erkek öğrencilerden daha çok karışılması, şahit olduğumuz üzere kız öğrencilerin öğretmenleri tarafından tacize uğradığı zaman okul idaresinin bunun üstünü kapatmak istemesi gibi olaylar bunları takip ediyor. Yani sistem, eline geçirdiği tüm araçlarıyla, kişi ve mekân fark etmeksizin varlığını korumaya, zaman içinde de bunu olağanlaştırıp kimlik edindiği ahlak anlayışını bizlerin üstüne geçirmeye çalışıyor.

Fakat bizler biliyoruz ki bu zinciri kırmak mümkün. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sadece okullarda değil, yaşamın her alanında karşısına dikilmek ve kendi yaşamlarımızın öznesi olmak adına yapılacak çok şey var. Her alanda olduğu gibi eğitimde eşitlik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.  Kadınları susturmak, ezmek, toplumda yer edinmemesini sağlamak adına yapılan çalışmalar hiç bir zaman başarılı olamayacaktır ve biz her zaman daha güçlü bir şekilde sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.