Eşitlik hepimizin hakkı!

Eşitlik hepimizin hakkı!

Ülkemizde kadının toplumdaki yeri tam olarak belli olmamakla birlikte sürekli ayrıştırıcı bir yol izlenmektedir. Haberlerde gördüğümüz kadın cinayetleri, son yıllarda katlanarak artan taciz/tecavüz oranları buna verilecek en somut örneği oluşturmaktadır. Bu olaylara henüz kesin bir çözüm üretilememişken kadınlar halihazırda yer alan sorunlarının yanında toplumun değer yargı ve baskıları yüzünden herhangi bir konuda bile yorum yapmakta, kendilerini ifade etmekte zorlanır hale geldiler. Özellikle son zamanlarda, kadınların bu toplumsal tabuları yıkmak için ellerinden geleni yapmaları sayesinde hayatın birçok alanında onların başarılarını görebilir, seslerini duyabilir hale geldik.

Çözüm değil, daha fazla tehdit!

Kadın Üniversiteleri kararının Resmî Gazete de yayınlanmasıyla beraber, YÖK tarafından önümüzdeki sene çalışmaların başlanacağını hepimiz öğrenmiş bulunmaktayız. Peki, yaralarımızı daha yeni sarmışken (!), toplumumuz bu sorunlarla kan ağlarken, cinayetlerin her birine diğer bir gün yenisi eklenirken ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasının savaşını verirken Kadın Üniversitelerinin kurulmasıyla ne amaçlanmaktadır? Bu soruyu kendimize sorduğumuzda, ötekileştirmek dışında hiçbir cevabını bulamadığımızı fark edip bu karara karşı eşitliği savunmak herkesin başlıca görevi olmalıdır.

Pembelikler sizin olsun, akademi bizim!

Zamanında taciz ve istismar gibi iğrençliklere çözüm olarak (!) ortaya çıkan pembe otobüs/metro saçmalığı yeterince tepki almıştı. Kadınların taciz ve tecavüz sorunları ile sürekli iç içe olmasının üzerine böyle bir ayrıştırma, kadınların fikir üretebileceği ve yer aldığı tüm alanları kısıtlayarak, onları toplumsal bir hedef haline getirir. Kadınlara önlem olsun diyerek bu tarz uygulamaların önünü açmak, tacizci ve tecavüzcüleri değil kadınları sosyal tecrite sokmak demektir. Kadınları toplu taşımada dahi ayırarak cinsiyetçi ve tacizci zihniyeti beslerken, yan yana ve eşit eğitim haklarını gasp eden Kadın Üniversiteleri uygulamasını yürürlüğe sokmak, bir insanın en temel hakkını, saygınlığını ve eğitim şartlarını elinden almaktan başka bir şey değildir. Kısacası, dün bize pembe taşıtlarla çözüm sunanlar bugün akademide kadınları ayırarak çözüm buldular!

Birlikte güçlüyüz!

Kadınları bir kenara ayırıp böyle bir karara varmadan önce, asıl eğitmemiz gereken topluma, kadını toplumun ve kamusal alanın dışına itmek isteyen zihniyete odaklanmalıyız. Toplumu bilinçlendirmek yerine alınmış her karar, sorunu kökünden halletmeden daha da acı sonuçlara sebebiyet verebilecek hale getirmektir. Bize düşen görev, toplumu ve erkekleri bilinçlendirirken, kadınlara tehdit haline gelen her konunun üzerinde durup çözerken, eğitimde birliği ve eşitliği sağlamaktır. Böyle bir toplumda zaten yalnızlaşan kadınları eğitimden, akademiden ayrıştırmak onları daha fazla savunmasız bırakır ki bu asla istenmeyecek bir şeydir. Asıl yapılması gereken erkek egemen zihniyetin geriletilmesi ve kadınlara toplumun her düzleminde alan açılmasıdır. Ancak ve ancak bu sayede direnebilir, sesimizi duyurabiliriz. Ancak bir olursak, direnişimiz anlamlı, sesimiz güçlü olur!

Biz hep birlikte güçlüyüz!

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0