Erken çocukluk döneminde önemli rol: Ailenin etkisi

Erken çocukluk döneminde önemli rol: Ailenin etkisi

Erken Çocukluk Nedir?
Erken çocukluk, çocukluğun ilk yıllarından ilkokula kadar olan süreyi kapsar. Yani 0-6 yaş erken çocukluk dönemidir. Bu dönemde çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimi son derece hızlıdır, kişinin gelecek zamandaki benliği şekil alır.
Erken Çocuklukta Ailenin Rolü
Aile, çocuğun doğduğu andan itibaren ilk yaşantılara sahip olduğu, birilerini tanıdığı, kendini tanıdığı temel kurumdur. Çocuğun yetişkin bir insan olduğundaki kişiliği hem kendisini o zamana kadar etkileyen diğer faktörlerden hem de içinde bulunduğu aile ortamından şekil alacaktır. Beyin gelişiminin hızda zirve yaptığı yıllar ise hayatımızın ilk 3 senesi olduğuna göre, kendimizi direkt içinde bulduğumuz ailenin önemine değinmemek pek akla yatkın olmayacaktır.
Çocuklar ilk deneyimlerini ailede kazanır. Anne ve babanın bakımına ihtiyaç duyan çocuk, aileye bu dönemde bağımlıdır ve en çok onlarla etkileşim halindedir. Çocuklar temizlik eğitimi, tuvalet eğitimi, cinsel eğitim gibi önemli konuları doğduğu an içinde bulunduğu aileden kazanmalıdır ki davranışları hem kalıcı hem de geç kalınmamış olsun. Ebeveyn tutumları her daim çocukların hayatında büyük yer tutar. Anne ve babaların tutarlı ve anlayışlı olmaları gerekmektedir. Erken çocukluk döneminde rol/model alma söz konusu olduğundan, çocuklar anne ve babalarını taklit yoluyla çoğu davranışı öğrenecektir. Bu noktada ailelerin bilinçli hareket etmesine dikkat çekmekte fayda var.
Ailelerin elbette ki bazı davranışları bilinçli yapmadığını biliyoruz ancak yine de aileler çocuklarının olgunlaşma ve hazır bulunma düzeyinin üstündeki davranışları beklememeli, bunu çocuğun başarısızlığı gibi aslında söz konusu olmayan bir sebebe bağlamamalıdır. Çocuklar bu dönemde oldukça hareketli ve meraklıdırlar. İlk başta reflekse bağlı olan hareketler, yerini istemli hareketlere bırakır ve çocuklar bir hareketi birden fazla kez yapma davranışı gösterir. Ailelerin bu durumlarda çocukların çabasına müdahale etmemesi ve defalarca da olsa o hareketi gerçekleştirmesine izin vermeleri gerekmektedir. İlk çocuklukta maruz kalınan olumsuz davranışlar veya geliştirilen olumlu davranışlar hayatımızın geri kalanında mutlaka bize eşlik edecektir. Aileler demokratik bir tutum sergileyerek ev içinde kurallar koymalıdır. Çocuğun belli kazanımlar için kritik dönemini kaçırmamak açısından da ailelerin bilinçli olması gerekmektedir. Ev içinde çocuklara sorumluluk verilmeli ve onların kendisini ifade etmesine olanak tanınmalıdır. Bu davranışı evde kazanamayan çocuklar daha sonra buna zıt bir karakter geliştirebilirler. Aileler çocuğa güven, şefkat, sevgi gibi duyguları aşılamalı ve onların ilgi, isteklerine saygı duymalıdır. Her çocuğun bir birey olduğu unutulmamalıdır. Çocuklarını tehlikelerden koruma konusunda aşırıya giden aileler, onların girişimciliğini kısıtlamış olacaklardır. Bunu yapmamak adına, onların risk almasına ve kendi işlerini kendilerinin gerçekleştirmesine olanak verilmelidir. Aile önemine bir de her daim büyük sorun olan bir konuyu mercek altına alarak değinelim; şiddet uygulayan bireyler incelendiğinde bu kişilerin çoğunun çocukluk dönemlerinde aile içi şiddete maruz kaldığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Çocukluk çağında şiddet görmenin şiddeti haklı bulma ile istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir. Çocuklar evde şiddet davranışını gördüğünde bunu normalleştirip; “demek ki kızdığım vakit böyle tepki vermeliyim” düşüncesine dönüştürdüğünü artık biliyoruz. Çocukların rol/model alarak öğrendiğine de önceki satırlarda dikkat çekmiştik.
Freud’un Psikoseksüel Gelişim Kuramı’na baktığımız zaman oral dönem, anal dönem ve fallik dönemin kritik olduğunu, buralarda meydana gelen aksaklıkların: haset, kıskançlık (oral dönem bozukluğu); inatçılık, karşıt gelme, sabit fikirlilik, düzensizlik, cimrilik (anal dönem bozukluğu) gibi davranışları meydana getireceğini görürüz. Elbette ki bu dönemlerin sağlıklı şekilde atlatılması için ailenin üstüne büyük bir sorumluluk binmektedir çünkü çocuk bu dönemlerde çoğunlukla aileyle birliktedir.
Aileler, her çocuğun bir birey olduğunu göz ardı etmemeleri ve onların yaşamının ilk 6 senesinin kritik olduğunu bilmeleri gerekmektedir. Sosyal, fiziksel, zihinsel, dilsel anlamda gelişimin had safhada olduğu bu dönemde aileler bilinçli olmak zorundadır. Çocuk sahibi olmanın bir zorunluluk olarak görülmemesi gerektiğini ve onun hayatının geri kalanını sağlıklı sürdürebilmesi için ebeveynlerin bilinçli olmasının en mühim nokta olduğunu söylememiz gerekiyor. Zira daha sonra okula başlayan çocuk, ailede ve okuldaki öğrendikleri arasında uçurumlar fark ederse bu onda çelişkiye yol açacaktır. Aileler çocuk okul dönemine geçtiğinde de (kreş, anaokulu, ilkokul…vb) öğretmenlerle görüşmeli ve aile katılımı sağlanmalıdır.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0