EMPRESYONİZMİN İÇİNDE BAŞLAYAN BİR BAŞKALDIRI: EDOUARD MANET

EMPRESYONİZMİN İÇİNDE BAŞLAYAN BİR BAŞKALDIRI: EDOUARD MANET

Empresyonizmin temeli 1874 yılında Paris’te bir grup sanatçının fotoğrafçı Nadar’ın stüdyosunda açtığı sergi ile atılıyor. Serginin eleştirmenlerinden Louis Leroy , sergideki eserler arasında bulunan Claude  Manet’in İmpression adlı eserini öylesine beğenmiyor ki ”Empresyonistlerin Sergisi”  başlıklı yazısında, bu eseri yerden yere vuruyor.  Ancak Leroy farkında olmadan, birazdan inceleyeceğimiz bu akıma isim sahipliği yapmış oluyor. Akımın sanatçıları Leroy’un eleştiri yazısında kullandığı,”empresyon’’ tanımını benimseyerek akıma bu ismi veriyorlar.

1874-1886 yılları arasında yedi sergi açanlar arasında; Auguste Renoir, Camille Pisarro, Alfred Sisley, Edgar Degas gibi sanatçılar bulunuyor. Ayrıca empresyonistlerden biraz daha farklı bir perspektife sahip olsa da Edouard Manet bu akıma ve akımın sanatçılarına öncülük ediyor.

Empresyonist sanatçılar; manzaraları, kafeleri, bulvarlarda yürüyen insanları, tren istasyonlarını kısaca kent yaşantısını, resmin konusu yaparak her türlü ön yargıyı bir yana bırakıp doğayı ve nesnelerin değişen anlarını gözlemlemeyi esas alarak yola çıkıyorlar. Biz de, Empresyonizmin başyapıtlarından olan Manet’nin Kırda Öğle Yemeği (Le Déjeuner sur l’herbe) eseri üzerinden önyargılara, eleştirilere ve başkaldırıya bir de bugünün penceresinden bakalım.

Manet, empresyonizme geçişteki önemli isimlerden biri olmasının yanı sıra, reddedilmelerle ve başarılarla dolu bir sanat hayatına sahip.  Manet’nin bizim hayatımıza bu yönüyle girişi 1863 yılında, Paris Salonu’nun düzenlediği yıllık sergide eserlerini sergilemek için başvurmasıyla, fakat başvurusunun reddedilmesiyle başlıyor. Manet bir sonraki sene ise Kırda Öğle Yemeği isimli eserini, aynı serginin III. Napolyon’un emriyle açılan Reddedilenler Salonu’nda sergiliyor. Tabloda giyinik bir erkekle tamamen çıplak bir kadının yan yana oturuyor ve bu zıtlık oldukça ilgi çekerek dönemin büyük sansasyonunun ateşini de alevlendirmeye başlıyor.

Tabloda Çıplak bir kadın iki erkekle birlikte ağaçlık bir yerde söyleşirken betimlenmişti. Tablodaki erkeklerden biri Manet’in kardeşi Eugene Manet, öteki kayınbiraderi aynı zamanda sanatçı olan Ferdinand Leenhoff; çıplak kadın ise ressamın 12 yıl boyunca modelliğini yapmış olan (Olympia adlı eserinde de olan) Victorine Meurand’ti.

Bu tablo dönemin tüm eleştirmenleri ve çoğu izleyicisi tarafından ‘ahlaksızlığın doruğu’ olarak nitelendirildi. Eserin ahlaksız olabilmesi için aslında pek çok sebep vardı.

Çıplak insan betimlemelerini en son neoklasik dönem eserlerinden hatırlıyoruz fakat   o dönem eserlerinde resmedilen kadın ve erkek vücutları realist bir betimlemeden oldukça uzak olmakla beraber tanrı ve tanrıça formunda bize sunuluyordu. Manet bu eserinde ilk defa çıplak bir figürü ”bizden biri” olarak betimlemişti. Üstelik bu figür bir kadındı. Bu radikal seçim ‘‘çırılçıplak bir kadının giyinik iki erkekle beraber ormanda ne işi var ?’‘ eleştirilerini doğurdu. Bu da yetmiyormuş gibi bu kadın utanmadan bizim gözümüze bakıyordu.

Émile Zola, Stéphane Mallarmé, Charles Baudelaire gibi sanatçılar, gelen eleştirilere karşı bu eseri savundular. Manet bu esere gelen yoğun eleştirilere yenilmeyip yine aynı tarz betimlemeyle Olympia adlı eserini yaptı.

«Olympia» 1863

Manet tavrıyla ressamların akademik öğretilerden ve edebi konulardan kurtularak resim yapabileceklerini de kanıtlamış bulunuyordu. Üstelik, özellikle de Kırda Öğle Yemeği ile siyaha ağırlık veren bir boyama tekniği de geliştirerek akıma ayrı baş yön vermişti. Manet’den etkilenen Monet ve Cézanne de kendi ‘’Kırda Öğle Yemeği’’ tablolarını resmeden ilk sanatçılar oldu.

Ardından Pablo Picasso da 1961 yılında başlayarak tablonun pek çok farklı versiyonunu çizdi. Ressam, Kırda Öğle Yemeği ‘nin yirmi yedi farklı tablo versiyonunu ve 140 eskizini çizip üç karton maketini yaptı. Bu versiyonların on dördü bugün Manet’nin Olympiave Kırda Öğle Yemeği tabloları ile birlikte Orsay Müzesi’nde sergileniyor.

 

 

Günümüzde bu eser; Yves Saint Laurent, Christian Dior gibi dünyaca ünlü markaların sezon tanıtımlarında da kullanılmaya devam etti.

 

 

 

 

Manet’nin sonraki yıllarda birçok sanatçıya ve markaya ilham vererek, bugün hala sanat dünyasında popülerliğini ve önemini koruyan eserleri üzerinden çıktığımız yolda, bugünün sanatına uygulanan sansür ve eleştirilerin küçük bir örneğine değinmek için es verelim. Geçtiğimiz aylarda dijital video içerik platformlarından birinde başlayan Hamlet adlı dizinin afişine benzer eleştiriler sebebiyle utanç verici bir sansür uygulandığını sanırım hepimiz hatırlarız.

Peki öyleyse 19.yy’dan bugüne değişen pek çok şeyin yanı sıra Manet ile aynı ısrarı paylaşmamıza sebep olan fikirler hala yaşıyor diyebilir miyiz ?

 

Yazar: Irmak Karayel

Anadolu Üniversitesi

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0