Bir fotoğrafın hikayesi

Bir fotoğrafın hikayesi

23 Nisan öncesinde heyecandan yerimizde duramaz, yeni elbiselerimizle okul bahçesinde yapacağımız gösteriler için haftalar önceden hazırlanırdık. Gösteri sonrasında ailelerimizle beraber parka, gezmeye gider doya doya eğlenceli bir gün geçirirdik. Siz de biraz maziye giderek o zamanlarda yaşadığınız heyecan ve neşeyi anımsayın derim. Gerçekten bir bayram havası vardı. Her çocuğun bu coşkuya dahil olduğunu zannederdik. Peki gerçekten çocuk bayramı her çocuk için bayram mı?

Önce bir 23 Nisan’ın neden çocuklara armağan edildiğini ve nasıl şenlik havasında kutlanmaya başlandığını hatırlayalım:

TBMM’nin açılış yıldönümü olması ile 23 Nisan milli bayram ilan edilmişti. 1927’de de ilk çocuk bayramı kutlanmıştı. Amaç aslında savaş sırasında ailelerini kaybeden yetim, öksüz veya yoksul çocukların bir bahar şenliği havasında sevindirmekti. Gelinen noktaya baktığımızda sevinmek, bahar havasında şenliklere katılmak da sınıfsallaştı. 23 Nisan vesilesiyle çocukların Türkiye’de nasıl zorluklar çektiklerini, bu süreçte hükümetin nasıl bir tavır takındığına beraber bakalım.

Çocuk işçiliği

Çocuk işçiliği her şeyden öte bir insan hakları ihlalidir. Çocuk işçiliği nedeniyle, çocukların; yaşam, sağlıklı beslenme, eğitim gibi haklarından mahrum bırakılıyor. Hayata hem akli hem de fiziki olarak sağlıklı bir şekilde hazırlanmak yerine uysal ve ucuz iş gücü muamelesine maruz kalıyorlar. Yoksul ailelerin kalabalık nüfusları ve işsizlik problemi göz önünde bulundurulduğunda haneye giren geliri arttırmak için çocuklar çalışmak zorunda bırakılıyor. Meslek öğrenme gayesinden uzak, eve destek olabilmek için çalışan çocukların niteliksiz bir şekilde meslek hayatlarına atılmaları da gelecekte onları geri dönülmez bir hataya sürüklüyor. Bu geri dönülmez hataların verilere yansıması ise durumun ehemmiyetinin ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor.

Tabloyu incelemeye 2012 yılından başlayalım. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yapmış olduğu çalışmaya göre;

  • 6-17 yaş arasındaki çocuk sayısı 15 milyon 247 bindir.

  • Okula devam eden ve etmeyen çocukların %2,9’u ekonomik bir işte çalışmaktadır. Bu çocukların çalışma nedenleri arasında; %41,4 oranla hane halkı gelirine katkı, %28,7 oranla hane halkının ekonomik faaliyetlerine yardımcı olmak, %15,2 oranla meslek öğrenmek, %6,0 oranla aile isteği, %6,8 oranla kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve %1,8 oranla diğer sebepler yer alıyor.

Biraz günümüze yaklaşalım ve durumun ciddiyetini biraz daha yakından inceleyelim. Ülkemizde 2018 yılı, “Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı” ve 12 Haziran’da Dünyada Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan edildi. Ve 2024’e kadar da dünya genelinde çocuk işçiliğinin bitirilmesi hedefleniyor. Bu hedefler içerisinde Türkiye’de yapılan son istatistiklere bakalım.

Burada paylaşacağım bilgiler 2019 yılının son çeyreğine (Ekim-Kasım-Aralık) aittir. Tabloyu beraber okumak gerekirse:

  • Türkiye’de 2019 yılının 3. çeyreğinde 16 milyon 457 bin çocuk vardı. Bu çocukların 720 bini ekonomik faaliyette çalışıyordu.
  • 5-11 yaş aralığında çalışan çocuk sayısı 31 bin idi.
  • Çalışan çocukların 247 bini eğitime devam etmiyorken 473 bini hem okuyup hem çalışıyordu.
  • 261 bini ise ücretsiz aile işçisi olarak çalıştırılıyordu.
  • Çocukların çalışma sebepleri arasında;
  • %35,9 oranla hane halkının ekonomik faaliyetine destek olmak,
  • %34,4 oranla iş öğrenmek, meslek sahibi olmak,
  • Hane halkı gelirine katkıda bulunmak,
  • %6,4 oranla kendi ihtiyaçlarını karşılamak var.

  • Çalışan çocukların bazıları; yaralanma veya sakatlanmaya, iş yeri koşullarından kaynaklı herhangi bir rahatsızlık geçirmeye, fiziksel, sözlü şiddet veya kötü muameleye ya maruz kalmışlar ya da tanık olmuşlar.

İçimizi parçalayan o resmi hatırlatayım, çocuklar köşeyi dönüp gider de bir çocuk önünde tezgahı onları izler. Hatırladınız mı? 221 bin çocuk eline kazma kürek almak yerine kalem defter almalıydı. 328 bin çocuk başkalarına hizmet etmek yerine eşit eğitim hizmetlerinden yararlanmalıydı. 171 bin çocuk motor yağı bezenmiş ellerinde şekerler balonlar çocuk bayramının sevinicini yaşamalıydı. İşte demek ki çocuk bayramı her çocuğun değil çocuk olmaya imkan bulanların bayramı. Salgın sürecinde apaçık bir şekilde bu eşitsizlik ve yoksulluk içerisinde yaşanan bazı olayları hatırlatmak gerek diye düşünüyorum.

Salgın Neler Oldu?

Salgın süreci eğitimde, sağlıkta, yaşamda var olan eşitsizlikleri arttırdı. Bu süreç özellikle eğitim alanında birçok mağduriyetin yaşanmasına neden oldu. Sizler de kendi evlerinizde, kardeşlerinizde, kuzenlerinizde bunların birçoğuna şahit olmuşsunuzdur. İnternet problemi, bilgisayar/tablet eksikliği, verimsizlik ve daha birçoğu. Bütün bunlardan hayıflanırken bazı çocukların bu süreçteki hayatına veya ellerinden alınan hayatlarına götürmek istiyorum.

  • Milli Eğitim Bakan’ı Ziya Selçuk, yazın başında tarlada çalışan mevsimlik işçilerin çocukları ile bir araya gelerek sosyal medyada şu sözleri paylaştı: “Geçtiğimiz pazar günü mevsimlik işçilerin çocuklarıyla tarladaydım. Yaz tatili kitaplarını, bir salkım domatesle takas ettik. 🙂 Öğretmenlerimizden, müdürlerimizden bir ricam var: Yolunuzu tarlalara düşürün bu yaz. Çocuklara kitabını verin, sohbetinizi verin lütfen…” Eğitimin online bir şekilde veriliyor olması bu çocukların mevsimlik işçi olarak değerlendirilmesi karşısında aldığı önlemin 1 kg domates ile bir yaz tatili kitabını takas etmek oldu.
  • Covid-19 tanısı konulan çocuklar ambulansla, okullara getirilerek sınava girme hakkı tanıdılar. Çünkü sınav sağlıktan daha değerliydi.
  • Online eğitime geçiyoruz, gençlerimiz, çocuklarımız eğitimden mahrum kalmasın demişlerdi. Her gün binlerce çocuk, kilometrelerce yol yürüyüp dağın zirvesinden EBA’ya bağlandı.
  • İstanbul’da 8 yaşındaki Çınar Mert derse bağlanmaya çalışırken maddi imkansızlıklar nedeniyle internet çekmek için çatıya çıkan babasının peşine takılıp, dördüncü kattan düşerek hayatını kaybetti.

 

Çocuk İstismarı

Birkaç yıl önce çok konuşulan bir kamu spotu reklamı vardı. Öğretmen yoklama alıyordu, kimisi ahırda, kimisi tarlada ben “Burda!” diyordu. Filmin sonunda ise beyaz gelinliği ile bir kız çocuğu “Burda!” diyordu. TÜİK’in yapmış olduğu nüfus veya evlilik verilerinde genel geçer veriler yer alıyor. Zaten uzmanların evlilik yaşı ile lanse edilen verilerin doğruyu yansıtmadığı düşünülüyor. İstatistiklerle kadın veya çocuk verilerini incelediğinizde sadece resmi evliliklerin ele alındığını göreceksiniz. Yasal olarak zaten kız çocuklarının resmi bir şekilde evlendirilmesi yasaklanmış durumda. Buna istinaden birçok yöntem geliştirilerek kız çocuklarının yaşı büyütülmekte veya dini nikah kıyılarak istismar edilmektedir. İstismar edilen bu kız çocuklarının sağlık ve hayat akıbetlerini takip etmek ise anca bir alan araştırması ile gerçekleştirilebilir. İçlerinde fiziki, cinsel, psikolojik, ekonomik baskı ve şiddet gören, hizmetçi muamelesi gören, öldürülen veya intihara sürüklenen çocuklardan büyük oranda bir haberiz. Bu noktada bazı haber ve verileri hatırlatmak istiyorum.

  • Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı istatistiklere göre Aile Mahkemesi hakimlerinin 2019 yılında 16 yaşında olan 11 bin 446 çocuğun evlenmesine izin verdiğini söylüyor.
  • Türkiye’de 2019 yılında 17 yaş altında tam 11 bin 803 çocuk doğum yaptı. Aşağıdaki tabloda hangi yıllarda hangi yaş gruplarının anne olduğunun verilerini inceleyebilirsiniz.

  • Çorum’da, Ocak 2021’de, 16 yaşında dini nikahla evlendirilen A.D., dini nikahlı eşi tarafından sarhoşken boğazı sıkılarak öldürdü. “Hatırlamıyorum” açıklamasını yaptı.
  • 11 yaşındaki Ünzile, 14 yaşındaki kuzeni Ali ile evlendirildi. Ünzile 12 yaşında, Ali ise 15 yaşında ikiz çocuklara sahip oldu.

Maalesef ki bu 23 Nisan’da güzel şeylerden bahsettiğimiz bir yazı yazamadık, burada anlatılan ve hatta çok daha fazlası toplumumuzun gerçekleridir. Bundan sorumlu olanlar ise göz göre göre önüne geçmeyen yetkililerdir.

Ne zaman ki yağlı ve paslı eller yerini balon tutan ellere, ne zaman beyaz gelinlikli kız çocukları yerini bayram elbiselerine, ne zaman çocuk yaşta yüklenen olgunluk yerini kıpır kıpır neşeye bırakır o zaman gerçekten 23 Nisan Çocuk Bayramı her çocuğun bayramı olur. Her çocuğun çocukluğunu yaşayana kadar mücadeleye devam!

 

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/23_Nisan_Ulusal_Egemenlik_ve_%C3%87ocuk_Bayram%C4%B1

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/457561

https://tr.euronews.com/2019/06/12/dunyada-her-10-cocuktan-biri-isci-magdur-151-6-milyonun-yarisi-5-11-yas-araliginda

 

https://www.haberler.com/eba-ya-erismek-isteyen-8-yasindaki-cocuk-catidan-13646436-haberi/