Bir Ağaç Gibi Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine

Bir Ağaç Gibi Hür ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine

Gözünü Saray Rejimiyle açan ve başka bir iktidar görmeyen gençlerin tüm umutlarının yurt dışına kaçmak, bu memleketten kurtulmak olduğu bir dönemde belki de en hatırlanası şeylerden biri Gezi Direnişi’dir.

Neler Olmuştu?

Geçtiğimiz günlerde Gezi Parkı eylemlerini organize ettikleri iddiasıyla yargılanan 16 kişinin karar duruşmasının sonlandığı  davada, öncesinde hakkında beraat kararı verilmiş dokuz kişinin de yargılaması yapıldı. Savcılığın yerel mahkemenin kararını istinafa taşıması üzerine yeniden başlayan dava, Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, tutuksuz yargılananların da tutuklanarak on sekizer yıl hapis cezasına çarptırılmasıyla karara bağlandı. Gerekçeli kararın okunması sırasında STK’lar ve siyasi partiler de oradaydı.  Çağlayan Adliyesi önünde yurttaşlar, bu hukuksuz yargılamaya karşı dışardan destek olmaya çalıştılar.

Şu an için TMMOB’un önünde gezi için adalet nöbeti sürmekte ve biz de genç hukukçular olarak kararın siyasi saiklerle yapıldığını elimizden geldiğince anlatmaya çalışmaktayız.

Dokuzuncu Yılında Yargının Ceza Mekanizmasında Rolü

Dava iddianamesinin hukuksuzca hazırlandığını bilmek, yargılamanın siyasi saiklerle gözdağı vermek için yapıldığının farkına varmak için hukuk ya da adalet okumaya gerek olmadığının herkes farkındadır. Davayı salt hukuksuzluklar üzerinden ele almanın da doğru olmadığını söyleyebiliriz. Geldiğimiz son noktada tek bir kararnameyle her şeyi kendi kılıfına uyduran, meclisteki çoğunluğuyla  yasaları kendi isteğine göre geçiren bir siyasi iktidarın maalesef ki yargıya yerleştirdiği “bekçileri” sayesinde manevra alanı oldukça genişlemiş bulunmakta. Bu dava da siyasi her davada olduğu gibi rejimin adeta ondan olmayan herkesi kutuplaştırma, adalete, cumhuriyete ve Türkiye’nin geleceğine dair gençlerin umutlarını yok etme pahasına açılmış bir davadır.  Gezi’nin meşruluğunu sağlayan ne anayasa ne kanun ne de kararnamedir. Gezi halktır.

Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet ve diğer sanıklar için olan müebbet cezası İngiltere gibi bazı Anglo-Sakson ülkelerinde verilmiş olsaydı bu sanıklar, çok uzun yıllar boyunca fiil ehliyeti yoksunluğundan ötürü hukuken “ölü” sayılacaklardı. Gezi Davası’nı yaşarken öldürüldükleri halde mücadeleyi sürdüren, tutuklanırken bile umudumuzu kaybetmemiz gerektiğini söyleyen Mücella Yapıcı’nın sözleriyle ele almak ve böyle yorumlamak biz gençler için en sağlıklı olandır.

Adalet nöbetlerini sürdürecek olan, açılmış yandaş baroların kapatılmasını sağlayacak olan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında tek adamın iradesine hapsolmuş gençliğin umudunu yaratacak olanın biz olduğumuz bu davayla iyice açığa çıkmıştır. Bu memlekette Berkin’in, Ethem’in, Ali İsmail’in hesabını soracak; tüm hukuksuz dava kararlarını bozulmasını sağlayacak, ülkeyi yeniden adaletle yaşanabilir hale getirecek olan biziz. Gençliğin umudunun tekrar bu memleket olduğu günlerde, bu davaların, tüm siyasi tutsakların hesabının sorulacağı günlerde gençliğin hem de özellikle genç hukukçuların durduğu yer ve mücadele etmekteki ısrarı hepimiz için hayati önem taşıyor.

Yirmi yıllık AKP iktidarının gördüğü en büyük halk ayaklanması olan Gezi, tüm dünyada pratikliğinin güncelliğini koruyor ve yolumuza ışık olmaya devam ediyor. Yaşanabilir, özgür, adil bir geleceği inşa etmek için Gezi, Türkiye ve dünya halkları için önemli bir adımdı. Şimdi ise o adımla çıkılan yolu soluksuzca koşma zamanı yaklaşırken ardımıza alacağımız kuvvetli bir deneyim, inanç ve umut rüzgarı.

 

Yazar: Berivan Kardelen Yılmaz

İstanbul Üniversitesi

 

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0