Bilinen ama konuşulmayan: “Bağımsızlık”

Bilinen ama konuşulmayan: “Bağımsızlık”

“Bağımsızlık’’ nedir sorusuna verebileceğimiz yüzlerce cevap var. Bunların hepsini burada anlatamayacağımız için kendi yolum ile anlatarak düşüncelerimi size aktaracağım.

İçinde yaşadığımız dünyanın tarihi boyunca birçok millet kendi bağımsızlıklarını elde etmek ve uluslarını yüceltmek için büyük savaşlar vererek kimi zaman zaferler elde etmiş, kimi zaman da yenilgi ile savaştan ayrılmıştır.Bu hepimizin bildiği bir durumdur. Birçok ulusun istediği ortak şey olan ‘’bağımsızlık’’ ise bütün bu zaferlerin, savaşların, acıların, sevinçlerin ve özgürlüğün tek kelime haline gelmiş şeklidir. Bağımsızlık kendi içinde hem oldukça karmaşık hem de oldukça basit bir düşüncedir. Herkes özgür olmak ister ama herkes özgürlük için mücadele edemez. Büyük önderler bağımsızlığa verdiği önemi farklı şekillerde halkına ve bu dünyaya iletmiştir. Dünya tarihine bir göz atarsak bazı devletlerin kendi çıkarları uğruna diğer halkları sömürerek yayılımcı bir şekilde insan haklarını göz ardı ettiği görülür. Bu durum da dolaylı yoldan onların diğer milletlerin bağımsızlığına saygı duymadığını açık bir şekilde anlatır.

Benim düşünceme gelecek olursak, bağımsızlık tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de oldukça önemli bir ögedir. Bir millet bağımsızlığını kaybettiği zaman ekonomik olarak dışa bağımlı hale gelir ve ülkede siyasi yozlaşma başlar. Misal bir ülke kendi ihtiyaçlarını üretemiyor, kendi halkının temel ihtiyaçlarını sağlayamıyor, sanat ve bilimde geride kalıyor, eğitim sistemi ülkedeki gençlere/çocuklara yetersiz geliyor, halkta öğrenmek isteyen kesim maddi durumdan dolayı kitap gibi hizmetlere erişemiyor, halk gelecek kaygısı yaşıyor ve halkın dini ve milli duyguları suistimal ediliyorsa o ülkede bağımsızlık kavramı tehlikeye düşmüş demektir.Çünkü bir ülkede bağımsızlık sadece güçlü devletlerin yoksul düşmüş bir milleti esaret altına alması ve oraya savaş açarak kendi egemenliği altına alması ile kaybedilmez. Bağımsızlık bazen devletin ve milletin içten içe yaşadığı sorunlar yüzünden zayıf düşmesi ile kaybedilir. Sömürgeci devletler bu kendi kendine zayıf düşmüş ülkeyi bir çıkar kapısı olarak görüp bağımsızlığını yavaş yavaş ele geçirir. Bu eylem yavaşça gerçekleştiğinden dolayı biraz geç fark edilir. Ancak işlem tamamlandıktan sonra artık ülke,esaret altındadır. Bağımsızlığını kaybetmiştir.Örneklemek gerekirse düşüneceğimiz ülke kendi üretimini yapamazsa ülkenin ithalatı ve tüketimi giderek artar ve bu ekonomiyi geriletir. Ekonomisi gerileyen bu ülke giderek dışa bağımlı hale gelir.

Kısaca bağımsızlık, halkın güvencesi, yaşamsal, kültürel ihtiyaçlarını karşılaması ve farkındalıkla alakalı bir kavramdır. Bu kavramlar birbirinden kopmaz bir şekilde sıkı sıkıya bağlıdırlar. Bağımsızlığın olmadığı bir ülkede hükümetin istemediği şeyler öğretilmez. Ancak üretenlerin yönettiği bir toplumda bağımsızlıktan söz edilebilir. Tersi durumda bağımsızlık ve demokrasi gibi kavramlar gerçek anlamlarına ulaşamaz.Yalnızca göstermelik kalır. Üretenlerin yönettiği bir toplumda ise kendilerini geliştiren insanların mesleklerini iyi bir şekilde severek icra etmesi sebebiyle de ülke ekonomisi kalkınır;  halksa kendi üretip kendi tüketen bir durumda olup her zaman daha iyisini hedefleyen bir hale gelir. Bu döngü bu şekilde devam eder. Bu döngünün oluşmasını sağlayan olgu ise bağımsızlıktır. Yani üretenlerin yönetmediği bir tabloda bağımsızlık mümkün değildir.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0