Bayramı olmayan çocuklar

Bayramı olmayan çocuklar

Senelerce severek dinlediğimiz, emekçiyi oldukça naif bir şekilde tarif eden muazzam Cem Karaca şarkısındaki “Tamirci Çırağı”, hani ustasının işçi olduğunu hatırlattığı ve hayal kurması küçük yaşta yasaklanan çırak… Yurdun dört bir yanında gelir dağılımı adaletsizliğinden nasibini alan 720 bin küsür çocuk işçisi var. Tamirci Çırağı’nın ardından neredeyse yarım asır geçmesine rağmen hala “İşçisin sen işçi kal.” denilerek romanlarda okuduklarını yaşayamayan çocuk işçilerinin varlığında değişen bir şey yok.

Dünya ne kadar küreselleşirse küreselleşsin, teknoloji ve kültür ne kadar değişirse değişsin çocukluğun saflığı asla kaybolmayacak. Asırlar önce çocuk gelişimi hakkında yazılan materyallerin bugün hala geçerliliğini koruması da globalleşen dünyada çocukların gelişim ihtiyaçlarının değişmediğini onaylar. Çocuk hayatın içindeyken, oyun oynarken, konuşurken aslında bize olması gereken dünyayı anlatır. Ta ki kapitalist sömürü düzeninden nasibini alana dek…

Çocuk Hakları Sözleşmesi, bugün dünyanın hemen hemen her ülkesinde imzalanmış olmasına rağmen yine dünyanın birçok ülkesinin kapitalist sisteme entegre olması, kapitalizmin kâr amacını tüm sözleşmelerden ve anlaşmalardan üstün kılıyor. Bu vahşi sistemin çarkları dönsün diye yüz binlerce çocuk, psikolojik olarak gelişimsel dönemlerine uygun olmayan ortamlarda ve işlerde çalışmak zorunda kalıyor, bununla da kalmayıp temel insani ihtiyaçlarından yoksun olarak yaşıyorlar.

Çocuk işçilerinin büyük bir kısmında karşılaşılan sorunlardan teki de kendilerini okullu bir yaşıtı ile karşılaştığı vakit değersiz görmeleridir. Gelişimin en önemli dönemlerinde olan çocuk işçi, bu dönemde özgüvenine büyük bir hasar alacaktır ve bu hasarını onaracak bir mecra bulamamakla beraber “İşçisin sen işçi kal.” diyen bir ustanın otoriterliğinden nasibini alıp hayallerini askıya alacaktır.

Eğitim hakkı elinden alınan bu çocuklar, toplumsallaşma imkanlarından faydalanamayıp yaşıtlarıyla kaynaşamayacak ve aynı gelişim dönemi içinde bulunduğu diğer çocuklarla ilişkiler kurup zenginleşemeyecektir. Çocuk dünyasındaki birçok renk, kapitalizmin çarklarının dönmesi için gitgide hızla kaybolacak ve yerini siyahla beyaza bırakacaktır.

Gelişimsel dönemlerinde çalışmak zorunda bırakılan, gelecekleri tehlikeye atılan çocuklarımızı, aynı zamanda yurdumuzun kaybolmuş geleceği olarak görmek gerekir. Gelecek hakkında umutlu düşüncelere sahip olmak için çocuk işçiliği ile toplumun her tabakasında mücadele bilincinin oluşturulması ve toplumun çocuk işçiliği konusunda duyarlı olması gerekmektedir. Çocukların ne gerekçe ile olursa olsun çalışma hayatında yer almalarını engellemek adına çalışmalar yapılmalıdır. Mesleki Eğitim Merkezlerinde ise çıraklık eğitimlerinin bir denetime tabii tutulması, psikolojik sorunlar çerçevesinde ciddi risk altında çalışan çocuklarımızın sıkıntılarının erken vakitlerde fark edilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve kanayan yaralarını iyileştirmeye yönelik çalışmaların yapılması sosyal devletin vazifeleridir. Toplum temelli ruh sağlığı programları geliştirilerek çalışan çocuklarımız için alan tarama çalışmaları yapılmalıdır.

Sona gelirken; çocukluk dönemi içinde hiç şımartılmamış, elleri kir pas içinde, zayıf cüsseleriyle ağır işlerde çalışan çocuklarımızın ve zorlu koşullarda çalışırken hayatlarını kaybeden çocuklarımızın günü kutlu olsun. Çocukların çocukluklarının çalınmadığı, oyunlar oynayabilecekleri ve onlara bayramlar sunabileceğimiz bir dünya inşa etmek temennisiyle…

 

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0