Barınma Sorunuyla Büyüyen Karadelik: Cemaat ve Tarikat Yurtları

Barınma Sorunuyla Büyüyen Karadelik: Cemaat ve Tarikat Yurtları

Geçtiğimiz sene bir akşam vakti, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü’nün okuduğu kararlarda, üniversitelerin üç haftalığına tatil olduğunu öğrenmiştik. Öğrencilerin dışarıda tutulduğu bu karar sürecinde, fatura elbette ki öğrencilere kesilmişti. Üç haftalık tatil bir anda seneye uzamış, daha önceden imzalamış olduğumuz kira kontratı ve sözleşmeler iptal olmamış; evlerimizin veya yurtlarımızın fatura, kira ve aidatlarını ödemek mecburiyetinde kalmıştık. Üstelik herhangi bir devlet desteği de verilmemişti.

Yine okullar açılacak mı? Bir anda kapanacak mı?… Şaibeli bir eğitim yılına girerken aynı sorunlar tekrar tekrar karşımıza çıktı. Nasıl olsa tutulur diyerek fırsatçılık yapan ev sahipleri , ne yurt veririm ne de burs diyen devlet; öğrencilerin sokakta kalacak duruma gelmesine göz yumdu. Bunun üzerine “barınamıyoruz” diyerek ülkenin dört bir yanında nöbet tutup yaşadıkları probleme çözüm isteyen öğrencilere uygulanan müdahaleleri ise hep birlikte gördük.

İşi bu kez diğer tarafından ele alıyoruz. Devlet yurduna yerleşemeyip, özel yurda verecek parası olmayan öğrencileri bir karadelik misali içine çeken tekel yapılar: Cemaat ve tarikat yurtları…

Uzun yıllardır niteliksizleştirilen , akademik kadroları talan edilen, liyakatsiz atamalar ile güvenilmez duruma getirilen okul ve üniversitelerden gün geçtikçe daha çok kesilen desteğin; iktidar eli ile imam hatip liselerine ve belirli bir görüşe sahip rektörlerin yönettiği üniversitelere verildiği malumumuzdu. Eğitimi niteliksiz ve gerici politikalara tabii tutma isteği eğitimhaneler ile sınırlı kalmayarak barındığımız yerlere kadar sıçramıştı. Bugün binlerce öğrencinin açlık içinde eğitim almasına ve kalacak yer bulamamasına göz yumanlar; dün Ensar, TÜGVA, TÜRGEV gibi kurumlara yaptığı yardımlar ile tarikat yurtlarının bu denli artmasına önayak olmuştu.

Bugün; en temel insan haklarından olan barınma hakkını karşılamak için öğrenciler, bu tarikat ve cemaat yurtlarına mecbur kaldılar. Üstelik birçoğunun ücreti çok düşüktü, elbette ki dini etkinliklere zorla katılmak şartı ile. İktidarın sosyal politikalarını yaymak amacı ile yaşam biçimimize müdahalesinin en üst seviyelerinden biri olan bu durum; öğrencileri bilimden uzaklaştırmakta, yalnızlaştırmakta ve artık yaşama hakkını ihlal etmektedir.

Haber portallarında sık sık rastladığımız; öğrenci yurtlarında gasp, hırsızlık, kadın öğrencilere karşı taciz gibi birçok haberin yanına öfkemizi körükleyecek bir haber daha eklendi. Bir sıra arkadaşımız kaldığı tarikat yurdunun aşçısı İhsan Güney tarafından öldürüldü. Kaçak bir şekilde faaliyet gösteren yurt, bu vahim olaydan sonra kapatılmadı.

Yurdun kapatılmaması ve neden kapatılmadığına dair bir açıklama yapılmaması, vakıflardaki çocuk-kadın istismarları, yurtlardaki yangınlar … Tüm bu olayların basında duyurulmasının yasaklanması, hiçbir yaptırımının olmaması bize kimlerden güç aldıklarını net bir şekilde ifade ediyor.

Biz yaşadıklarımızın , sürekli dile getirilen “Dindar ve kindar nesil” şiarı ile gerçekleştiğini biliyoruz. Fakat bu dayatmaya teslim olmak istemiyoruz. Aksine binlerce genci borçlu bırakarak kâr elde edenlere karşı KYK borçlarıyla; nefret söylemi, taciz, mobbing gibi envai çeşit baskıya maruz bırakan liyakatsiz akademisyenlerle; kampüsleri kendi çiftlikleri sanarak öğrencilere hukuksuz müdahalelere yol açan, hedef gösteren kayyum rektörlerle; yolsuzluk, taciz ve tecavüzler ile gündemden düşmeyen, fikirsel iktidarı ele geçirmeye çalışan tarikat ve cemaatlere karşı mücadelemizi her geçen gün büyütüyoruz.

Bir kişi daha eksilmeyeceğiz, yaşamlarımızdan gericiliği silip atacağız! Bilimsel, eşit ve parasız eğitim için, bütün sıra arkadaşlarımızı omuz vererek dayanışmaya çağırıyoruz.

#TarikatYurtlarıKapatılsın

YAZAN: ARDA DUVARCI 

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0