Aldatıcı bir kavram: Burs

Aldatıcı bir kavram: Burs

Bugün Türkiye’de üniversite okuyup da gerek öğrenim kredisine gerek bakanlıktan veya farklı kurumlardan burs başvurusuna bulunmamış çok az kişi görürsünüz. Eğitim kalitesinin düşüklüğü, yaşam pahalılığı ve sosyal baskılar gibi faktörleri göz önünde bulundurmadığımız takdirde, devletin ve zengin kurumların öğrencilere eğitim bursu vermesi takdirle karşılayabileceğimiz bir şeymiş gibi gözükebilir. Belki başka ülkelerde biraz önce saydığım çoğaltılabilecek faktörler göz ardı edilebilecek seviyededir ve dolayısıyla burs verilmesi gerçekten de takdirle karşılanabilecek bir şeydir. Fakat Türkiye perspektifinde, öğrencilerin ancak temel ihtiyaçlarını karşılamaya dahi yetmeyecek miktarda kredi ve burs almak zorunda bırakılması kesinlikle sorgulanmalıdır.

Bu noktada bu “zorunda bırakma” meselesinin yeni bir şey olmadığının altını çizmemiz gerekir. Makarna ve tavuk döner gibi ucuz besinlerin öğrencilerle özdeşleştirilmesi veya öğrenci evi dendiğinde aklımızda asla değeri etmeyecek kirayı ödedikleri bir evde kalan iki-üç tane gencin canlanması çok uzun sürelerdir kanıksadığımız bir gerçektir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi herkesin teknik ve mesleki eğitimden herkesin yararlanması gerektiğinden bahseder. Oysa Türkiye’de yaşam şartları gereği üniversite okuyamayan on binlerce insan bulabilirsiniz. Aynı zamanda devlet, öğrencilerin her türlü eğitim masrafını karşılamakla yükümlüyken onlara kredi almaktan ve buna dair umut beslemesinden başka bir seçenek sunmamaktadır. Bir başka gerçek ise mezun olduktan sonra iş kurma, yurt dışında yaşama gibi hayallerle kandırılan bu öğrencilerin; tamamladıkları bölümle alakası olmayan bir işte çalışırken, atama beklerken veya iş bulmaya çalışırken, üniversitede devletten aldığı krediyi faiziyle geri ödemeye çalışırken karşımıza çıkması! Şunu kabul etmeliyiz ki hiç kimse bu gerçeğin farkında olduğu halde gidip de devletten kredi almak istemez. Dolayısıyla şöyle denmelidir: Devlet, her sene yüz binlerce öğrenciyi kendine zorla borçlandırmaktadır.

Bir ülkede çok fazla öğrencinin burs veya kredi alıyor olması o ülkede öğrenciye verilen değeri değil bilakis öğrencilerin o bursu almaya muhtaç halde olduğunu gösterir. Kaldı ki, onun da doğru düzgün başarıldığı söylenemez. Pandemi koşullarında zamanında ödenmeyen, geciktirilen burslar yetmezmiş gibi bu seneki KYK başvurularında bakanlığa yakın Gençlik Merkezi üyesi olup olmadığımız sorulmuştu. Gerçekten ihtiyacımızın olduğunu önemsemeyen ve türlü işler çeviren bir kurum, hele ki üniversiteyi kazanan öğrencilerin ana umut kaynağı olan bir kurumun bu zamana kadar bilmediğimiz böyle bir işlevi varsa, eğitimde fırsat eşitliği gibi yalanları ifşa etmek için daha fazla kaynağa ihtiyacımız kalmıyor zaten. Başka kurumların, derneklerin veya şirketlerin verdiği burslar daha rahatlatıcı olabiliyor belki fakat bir vakıf üniversitesi öğrencisi oraya başvururken “devler üniversitesi veya vakıf üniversitesinde tam burslu okuyan öğrenciler” ibaresini aşırı yüksek ihtimalle görecektir. Peki, özellikle son birkaç yılda sayıları bu kadar artan vakıf üniversitesi öğrencilerinin kaçı tam burslu? Veya tam burslu öğrencilerin çok fazla ihtiyacı varken diğerleri milyon dolarlara mı sahip? Bu soruları sorduğumuzda alacağımız cevap sadece başarılı öğrencilere burs vermek istedikleri yönünde olacaktır. Öğrenci arkadaşımız da bu durumda harçlığını çıkarmak için okurken bir işte çalışmaya mecbur bırakılmakta, okurken çalıştığı için derslerine yoğunluk veremeyip bu mal sahipleri için yeteri kadar başarı yine elde edememiş durumda bir kısır döngüye girmesi gibi bir durumun söz konusu olması çok olası hale geliyor. Özellikle ülkemizde bu durumu gözlemlemek çok da zor değil.

Sadece bir öğrenci bile okurken burs alamadığı için çalışmak zorunda kalıyor veya mezun olduktan sonra kara kara krediyi nasıl geri ödeyeceğini düşünüyorsa, asla ve asla hiçbir öğrencinin eşit koşullarda öğrenim gördüğü söylenemez. İktidar ortağı zenginlerin borçlarını silmeyip, sadece onlar eğitim için kullanılsa bile önümüzdeki en az 10 yıl için öğrencilerin yoksulluk sorunu çözülecektir. Veya israfa harcanan paranın onda biri öğrenciye dağıtılsa bugün okurken çalışmak zorunda kalan öğrenci sayısı epey bir düşecektir. Bugün biz öğrencilere düşen görev ise eğitim hakkının tamamını alabilmek için mücadeleyi sürdürmektir, bir tane gençliğimiz var, onu da endişe ve kaygıyla geçirmeyeceğiz.

Gençliğimizin dirliği ve geleceğimizin aydınlığı için şimdiden çalışmaya başlamalı haklı taleplerimizi daha gür bir sesle haykırmalıyız: Her üniversite öğrencisine Pandemi Destek Bursu verirsin, 2021’de KYK ödemeleri hibe edilsin. Olağanüstü dönem, olağanüstü önlemler gerektirir.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0