Akademiye giriş engeli olarak açılmayan ve kişiye özel kadrolar

Akademiye giriş engeli olarak açılmayan ve kişiye özel kadrolar

Sıralarımızda hocalarımızı dinlerken, birçoğumuz o amfilerde ders anlatmayı ya da alanlarımızda uzmanlaşarak bilime ve insanlığa hizmet etmeyi hayal etmişizdir. Maalesef, özellikle son yıllarda akademinin geldiği noktaya baktığımızda bu düşüncelerimizin hayal olarak kalmaması imkansız. Emek vererek, çeşitli maddi sıkıntılar içerisinde okuduğumuz bölümlerimizde bir yıl içerisinde iyi ihtimalle bir ya da iki kişilik kadroların açılması bu imkansızlığın en net örneklerinden biri.

Bu zamana kadar bize notlarımızı yüksek tutarsak ve etkin bir şekilde kullanabildiğimiz bir yabancı dile sahip olursak istediğimiz hayatlara sahip olabileceğimiz söylendi. Fakat ne kadar başarılı olursak olalım kadro açılmadığı sürece başarılarımızı akademik alanda kullanamayacağız. Bu da bir noktada bize tek başımıza kurtuluşumuz olmadığını tekrar hatırlatıyor. Hiç mi açılmıyor bu kadrolar diye soracak olursak açılıyor tabii. Ama sahiplerine özel açılıyor. Akademik ilanı okuduğumuzda aslında kadro için yeri hazır olan kişinin sadece adının eksik olduğunu görebilmek hiç zor değil. Örnek olarak, gazetecilik bölümü için açılan bir ilanda, lisans mezuniyeti belirtmeden, şarkiyat araştırmaları anabilim dalında tezli yüksek lisans yapmak ve prodüksiyon alanında 3 yıl deneyime sahip olmak gibi koşullar aranıyor. Ayrıca farklı alanlardan öğretim görevlisi alımı da söz konusu. Ebelik bölümü için kimya profesörü olmak, havacılık yönetimi bölümü için siyaset bilimi ve kamu yönetimi mezunu olmak gibi şartlar içeren ilanların sayısı hiç az değil. Bu gibi ilanları okudukça aslında açılan ilanlarda bizim için bir şey olmadığını üzülerek anlıyoruz.

Sadece araştırma görevlisi, öğretim üyeliği alanlarında değil bazı bölümlerde yüksek lisans alanında da çok fazla sorun var. Örnek olarak, psikoloji lisans eğitimi Türkiye’de 60’ın üzerinde üniversitede verilmekte. Her yıl bu üniversitelerden binlerce öğrenci mezun oluyor. Fakat psikoloji mezunlarının hastanelerde ya da kliniklerde terapi yapabilmesi için bitirmesi gereken klinik psikoloji yüksek lisans programı ise Türkiye’de sadece 5 devlet üniversitesinde var. Bu bir bakıma paran yoksa mesleğini yapamazsın demek.

Akademik ünvanları olan kişilerin uluslararası atıflarının olmaması, akademik etik ihlalleri, parayla tez yazan insanların rahatça ilan vermesi hatta bunu kurumsallaştırması akademinin niteliksizliğini ve sahtekarlığa açıklığını gözler önüne sermekte. Kişiye özel kadrolarla göreve gelen akademisyenlerden de nitelikli ve özgün tezler, akademik etiğe uyum beklenemez. Bugün kişiye özel kadrolarla akademiye giren insanların yarın öğrenciler yetiştirecek olması, ülkemizin geleceği açısından çok endişe verici bir durum.

Akademinin de kapitalizmin tekelinde olduğu artık her gün yüzümüze daha fazla çarpan bir gerçek. Kişiye özel kadrolarla akademiye giren vasıfsız yandaşların bizim yıllarca emek vererek hayalini kurduğumuz yerlere ulaşmasına izin vermeyelim. Akademide ve yaşamın her alanında hakkımız olanı almak için hep birlikte mücadele edelim.

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0