10 ARALIK: İnsanlığın Tarihsel Kazanımları ve Güncel Durumu

10 ARALIK: İnsanlığın Tarihsel Kazanımları ve Güncel Durumu

2. Dünya Savaşı’nın getirdiği büyük insani yıkımın ardından uluslararası bir hukuki güvence kurmak adına hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edildiği10 Aralık 1948 tarihinden itibaren her 10 Aralık, insan haklarının tarihi, değeri ve güncel hali hakkında bazı saptamalarda bulunmamız için bize güzel fırsatlar sunmaktadır.

“İnsan” ve “hak” kavramları bin yıllardır farklı dönemlerde, farklı coğrafyalarda bambaşka anlamlar ifade etmekteydi. Sosyal ve hukuki alanda kendini yalın bir halde hissettiren bu farklılığın, evrensel ve asgari bir düzleme çekilmesi ise yine bin yılları almıştır. Kullandığımız hali henüz çok yenidir. İnsan kavramı üzerinde dahi yaklaşık bir asır önce, kölelik sistemi kaldırılana kadar uzlaşıya varılamamıştı. Bizlere bugünden bakınca oldukça basit görünen en temel özlük hakları dahi insanlık adına verilen uzun ve zorlu mücadeleler neticesinde kazanılmıştır.

İnsan haklarının en temeli olarak görülebilecek, dönemin aydınlanmacı niteliği sonucunda17.yüzyıldan itibaren filizlenen yaşama, özgürlük ve vatandaşlık gibi birinci kuşak haklar ile insanlık, gücü ve yetkiyi soyut kavramların elinden alıp, bizzat kendinde yeniden yaratmıştır. 19.yüzyıldan itibaren büyüyen sanayi ve ağırlaşan çalışma koşulları ile paralel gelişen ikinci kuşak haklar ile eğitim, grev ve toplu sözleşme gibi kazanımlar elde edilmiştir. Dünya savaşlarının ardından kazanılan çevre, barış ve gelişme hakları gibi üçüncü kuşak haklar ile de insanlığın kümülatif hak değerleri belirli bir biçime kavuşmuştur.

İnsan hakları kavramı ve bu hakların kullanımı konusunda, insanlık olarak nihayetinde bir uzlaşıya varmış olduğumuz söylenebilir. Anayasalar, bildirgeler, uluslararası anlaşmalar kesin ifadelerle hudutları açıkça belirtiyor. Fakat hak ve özgürlük gibi kavramların, geniş ve genişlemeye muktedir yapıları gereği çoğu zaman yazılı metinlerde güvence altına alınmasına rağmen kurallar, kuralları uygulaması gerekenler tarafından büyük bir ihlale uğruyor.

Eğer her 10 Aralık gününü tarihsel kazanımlarımızı kutlamanın yanında, bu konudaki güncel durumumuzu değerlendirme günü olarak görüyorsak, en başta kendi ülkemizdeki vaziyetin izahını yaparak işe başlamamız lazım. Ülkemiz bugün, insanlığın tarihsel kazanımlarını, tarihin çöplüğüne gönderilme konusundaki kararlılığın pençesinden kurtulmaya çalışmaktadır. Var olan ve yapma imkânımız olan (teorik olarak) pek çok hakkımız da asgari maddi koşulların oldukça gerisinde olmamız sebebiyle, yasak olmasından pek de farkı olmayan bir erişilebilirlikte. İfade özgürlüğümüz, okullarımızdan meclis binasına kadar yoğun bir saldırı altında. Bir toplumdaki genel özgürleşmenin ölçüsü olan kadın özgürlüğünün geldiği noktayı ise arkadaşlarımız her gün yazdıkları ve yaptıklarıyla cesurca dile getiriyor.

Her ne kadar insan haklarımız yoğun saldırılar altında olsa da, bütün yasalardan çıkarsalar dahi kolektif hafızamıza çivi ile kazınmış bir hakkımız daha var: Direnme hakkı. Ve bu hakkımızı elimizden almaları kolay olmayacak. Binlerce yıllık mücadeleler sonucu kazandığımız, insanlığın en kutsal mirası olan insan hakları adına, yarım adım dahi geri atmamakta inatçı olduğumuzu yineliyoruz.

 

Yazan: Orhan Kiper

+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0