1 Mayıs 2021

1 Mayıs 2021

“Bu yıl bir mayıs…” benzeri bir cümleyle yazıya başlayıp bu yılın geçen yıldan farklılıklarını; yaşadığımız salgın hastalık nedeniyle sistemin konsantre şekilde önümüze gelen sistemli mağduriyetleri sıralayabiliriz. Bir mayısı geçen seneki gibi sosyal platformlara sıkıştırıp “dudak dudağa” kongreler ile salgın haritasını kırmızıya boyayan iktidar partisinden bahsedebiliriz.

Kod 29 ile ülkede hakkını alabilen işçi kalmadı, ülkenin bugünü ve geleceği hayata “toplantıya katıl” butonuna tıklayarak hazırlandı, tekel bayilerinin başkanının sözü İçişleri Bakanı’ndan daha çok dinlendi, intihalci aday adayı Bulu’ya Türkiye’nin aydınlığına aday olan Boğaziçi Üniversitesi emanet edildi. Kapanmaya en kötü Türkiye’den gireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı’na hiçbirimiz katılmadan edemeyiz. Öğrenciler, işçiler, kadınlar, emekliler, işsizler ve hepimiz için Türkiye, salgın hastalıkla mücadele için en kötü ihtimal haline geldi. Bunları hepimiz biliyoruz, bir yılın bilançosunu çıkarmak için parmağımızla sayfayı yenilememiz ve saniyede bir değişen haber başlıklarına göz gezdirmek yeterli.

Salgınla birlikte yok edilen sosyal alanlarımızın yerini sosyal medya aldı ve yukarıda saydıklarım daha görünür bir hale geldi. Öncelikle kadınların adalet arayışının adresi olan sosyal medya hepimiz için son çareye dönüştü. “Öğrencilerimizin yanındayız” nağralarından evlere ayna gönderen riyakar okul yönetimlerinden, bir başına YKS’ye hazırlanmaya terk edilmiş halimizden dayanışmayla, bu dayanışmayı sosyal medyada büyüterek kurtulduk. Geçtiğimiz bir mayıstan itibaren gördük ki virüs din, dil, sınıf, cinsiyet, ırk ayrımı yapmazken yaşadığımız düzen bir virüs kadar olamadı ve hepsini yaptı.

Hal böyleyken 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü geçtiğimiz yıllardan daha farklı bir anlam kazanıyor. Biz öğrenciler geleceğin işçileri olmaya her geçen gün katlanarak artan bir hızla yaklaşıyoruz, emeğimiz her gün daha da düşük ücretlere karşılık geliyor, sağlık emekçileri gibi gün geçtikçe daha fazla insan emeği üzerinden tanımlanmaya başlıyor ve geçtiğimiz her saniye her alandan insanlar, insanca yaşamak için dayanışmaya başvuruyor. Bu yüzden bu sene bir mayıs sokağa çıkamamıza rağmen hepimizin bütün coşkusuyla katıldığı, birleştirici ve güçlendirici bir cumartesi olmak üzere yaşanıyor.

Kötü diyebileceğimiz onlarca şeyi her gün yaşasak da umut ışığının parlaklığını arttıracak bir alan her zaman buluyor. Bütün bir mayıslarda olduğu gibi ve her seferinden bir adım daha ileriye aklın, bilimin, güzel ve iyinin bayramı olan bu günü bütün öğrencilerin günü olduğunu hatırlatıyorum. Bir mayıs gününü mücadele gününden, dayanışmanın, emeğin, insan hayatının ve insanca yaşamanın kutlandığı bir güne dönüştürdüğümüz nice 1 Mayıslara…