Üniversitelerimizi atanmışlara bırakmayacağız!

Üniversitelerimizi atanmışlara bırakmayacağız!

Üniversitelerde anti-demokratik uygulamaların günden güne etkisini yükselttiği, yaşam alanlarımızın iktidar erkini elinde bulunduran güç tarafından bir rejim sorunu olarak görüldüğü, emeğe ve bilime dair her savununun bir meydan okuma sayıldığı bugünlerde; üniversiteleri şirket mantığıyla yönetmekten bir gün dahi geri durmayan siyasal anlayış, aldığı son kararlarla bu şirketin bir aile şirketi olduğunu gözler önüne sermiştir. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile içlerinde üniversitemin de bulunduğu beş üniversiteye (Boğaziçi Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Antalya Bilim Üniversitesi, Çağ Üniversitesi ve Beykoz Üniversitesi) kayyum atanmıştır. Son bir yıl içerisinde toplamda 27 rektörün atanma yoluyla üniversite yönetiminde yer alması ve rahatlıkla görebileceğimiz üzere bunlardan pek çoğunun mevcut rejimin siyasal amaç ve hedefleri doğrultusunda bu mevkilere erişebilmesi; on yıllardır eşit, parasız, bilimsel eğitim mücadelesinin ve akademik özgürlüğün savunusu içerisinde olan öğrenci-gençlik hareketine dönük saldırıların da yeni bir boyut kazanmasının da tezahürüdür.

Dün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin hak mücadelelerinin sesine ses katmak için inisiyatif alarak kurduğu bağımsız bir öğrenci platformu olan Boğaziçi Dayanışması şahsında başlattığı ve sosyal medyada oldukça ses getiren #KayyumRektörİstemiyoruz hashtag çalışması Türkiye’nin gündemine hızlı bir giriş yaptı. Saray’dan yapılan bu atamanın taşıdığı politik anlam aslında mevcut iktidarın eğitime bakışını özetler nitelikte, iktidarın kurucu dinamiğinden milletvekilliği ve belediye başkanlığı aday adaylığına dek pek çok alanda siyasal hattının içerisinde bulunan bu şahıs Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum olarak atanmıştır! Özgür üniversite hedefimizin önünde bir set gibi duran bu politik tarafgir anlayış yıkılmaya er ya da geç mahkûmdur. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri dört yıl önce rektörlük seçimlerinde %85 civarı bir oyla seçilen Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu’nun yerine bir irade gaspı ile atanan diğer kayyuma karşı da nasıl dimdik durmuşsa bugün aynı kararlılığı taşıyacaktır. (Kayyumlardan bahsederken belirli bir isim veya rütbe belirtmekten özellikle kaçınıyorum zira burada kendi kişiliği ve kendi yetkinliği ile göreve gelmiş şahıslar değil, bir politik gücün akademiye, yaşam alanlarımız olan üniversitelerimize ve akademik geleceğimize iktidar erkini arkasına alarak bir siyasal iradeyi ataması söz konusudur.)

Herhangi bir demokratik süreç içermeden yürütülen rektör atamaları, en başından beri reddedilen tarafsızlık ilkesinin üç yıl önce yürürlükten tamamıyla çıkmasıyla beraber, tek adamın iki dudağından çıkanlar doğrultusunda ilerlemekte. Akademi, bir siyasi anlayışın yönelimleri doğrultusuna itilmekte ve zaten kısıtlı olan bağımsız karar mekanizmalarının etkisi, sembolik bir düzeye indirilmektedir. Aynı siyasî anlayışın emeğe ve bilime karşı her savaşımı yürüttüğü geçtiğimiz yıllar içinde akademide tarikatlaşmayı ve çeteleşmeyi nasıl körüklediğini; malûm eski iş ortağı ile işi bitince de “terörle mücadele” adı altında iktidarın emek, bilim ve kadın düşmanı, halklar arasında nefreti körükleyen uygulamalarına karşı duran onlarca onurlu muhalif akademisyenimizi nasıl öğrencilerinden ayırıp dört duvar arasına koyduğunu da gayet iyi biliriz. Bugün bunların bir tekrarını yaşamamak için tüm öğrenciler ve onurlu akademisyenlerin tüm dinamizmini kanalize etmesi gereken alan bellidir. Biat etmekten bugüne dek kaçınmış herkes bir karar vermek durumundadır. Ya üniversitelerin bütün değerlerini yaratanlar, bu tepeden inmeci anlayışa karşı ses ve eylem olacaktır, ya da akademilerimizde insan olan her şeye düşman bir anlayış gittikçe etkisini yükseltecek ve teslim olunacaktır. En cüretkâr tweetlerimizi atmaya devam edelim, taleplerimizi sosyal medya gibi önemli bir platformda göstermekten, istemekten çekinmeyelim ancak bir yandan da sokağa çıkmaktan, topluma olanları göstermekten de korkmayalım. Birliğimizi, isteğimizi Pazartesi günü saat 14.00’de Boğaziçi Güney Kampüsü’nde göstermeye siz de gelin, gücümüzü her durumda, her ortamda gösterelim.

2021 yılına, akademiye tekrar tekrar çöktürülen bu karanlıktan azade girememenin hüznü içerisindeyiz. Emeğin ve bilimin kazandığı yeni bir dünyaya bir adım daha yaklaştığımız bir yıl olsun, yüzünü ileriye çevirenlerin kazandığı nice umut dolu yıllara…