Psikolog ve psikolog adayları konuşuyor: Açıköğretimde Psikoloji okunur mu?

Psikolog ve psikolog adayları konuşuyor: Açıköğretimde Psikoloji okunur mu?

Geçen hafta İstanbul Üniversitesi’nin Psikoloji bölümünü Açıköğretim Fakültesi programları arasına dahil etmesi büyük bir tepkiyle karşılandı. Toplum sağlığı ve meslek etiğinin hiçe sayılacağını ısrarla vurgulayan öğrenciler ve meslek örgütleri her gün sesini sosyal medyada ve basın organlarında duyuruyor. Biz de öğrenci ve yeni mezun psikolog adayı arkadaşlarımıza bu kararla ilgili görüşlerini sorduk.

 

Psikoloji açıköğretime indirgenebilecek bir bilim dalı değildir, çok geniş bir alandır. İyi eğitim almış psikologların yetiştirilmesi, bu bilimin gelişmesi için bir anahtardır. Psikoloji uygulamalı bir alandır ve bu alanda uzmanlaşmış, bu işe gönül vermiş hocalarımız tarafından bizzat öğretilmelidir. Hocaları gözlemleme fırsatına sahip olmadan, en çok ihtiyacımız olan iletişim becerileri geliştirilmeden, derste yaratılan tartışmalarda fikir alışverişinde bulunmadan, sadece online içeriklerle alanda yetkin mezunlar verilemez. Psikoloji bilimi hayat boyu öğrenmeye devam etmektir; açıköğretime sığmaz, sığamaz!

Büşra Filiz

Beykent Üniversitesi Psikoloji

 

 

 

Günümüz teknolojisinde bilgiye erişimimiz internet aracılığı ile çok kolaylaşmış durumda yani her şey elimizin altında. Psikoloji bilimi maalesef yalnızca kitaplardan veya online içeriklerden tamamlanabilecek ve anlaşılabilecek bir alan değildir. 4 yıl süren akademik lisans eğitimi yalnızca anlatılanı değil, anlatıcının ideolojisini ve alan deneyimlerini bizle paylaştığı bir eğitimdir. Bir bilenden direk dinlemek ve hazırlanmış olan notlardan bilgiyi almak aynı kefede tutulabilir mi? Ders esnasında kafamızın içinde beliren soruları hocamız ile tartışmak ve anlamak ile video izleyerek ders dinlemek bir mi? Bunlar alanı yozlaştırabilecek en küçük örnekler, birde bu eğitim türünün hayata geçtiği zaman ortaya çıkaracağı sorunları düşünün. Bir yasamız yok, mesleğimizi ve çalışanlarını, öğrencilerini kapsayan haklarımız yok. Açık öğretim, psikolojiyi yalnızca açıkta bırakır. İlerletmez, geriye düşürür. Buradaki asıl nokta, alanı korumaktır. Kimseyi aşağılamak değildir. Eğitim herkesin hakkıdır, bilgi kimseden saklanamaz fakat psikoloji açık öğretime sığmaz!

Belgizar Öztürk

Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji

 

Merhaba ben Yeditepe Üniversite Psikoloji bölümü 3. Sınıf öğrencisi Elif Girgin. 59 alt alanlı, oldukça geniş ve uygulamalı bir bilim olan psikolojinin açık öğretime uygun olmadığını düşünüyorum. Bu durum beni endişelendiriyor çünkü örgün eğitimde bile 4 sene boyunca her şeyi görüp öğrenemiyoruz ve okul dışında da eğitim almaya, gelişmeye devam ediyoruz; seminerlerin ve eğitimlerin peşinden koşturuyor, sürekli makaleler okuyarak gelişimimizi dinç tutmaya çalışıyoruz. Oysa, açık öğretim programlarında öğrenciler dersleri yalnızca slayt, PDF ders notları, çıkmış sorular ve videolar gibi psikoloji için yeterli olmayan kaynaklardan çalışarak dönemde iki sınava giriyorlar. Okulda, ders ortamında, usta-çırak ilişkisi benzeri etkileşimli bir eğitim görmüyorlar. Sınavsız geçiş, 40 geçme notu ve çıkmış sorularla nasıl psikoloji öğrenilebilir? Amaç bu toplumda nitelikli, işlevsel ve faydalı bir psikolog olmak mı yoksa sadece psikolog olmak mı? Bu mesleği neden yapmak istediğimizi sormalıyız kendimize; geliri ve prestij için mi yoksa her geçen gün bozulan toplum ruh sağlığını refaha erdirebilmek için mi?

Elif Girgin

Yeditepe Üniversitesi Psikoloji

 

Sayın okuyucular, öncelikle size durumu betimlemem gerekirse; bir psikolog düşünün, evinden dışarı çıkmayan, okul havası almayan, arkadaşlarıyla konuşup konu tartışmayan, hocalarıyla iletişim kurmamış, makale yazmamış, ödev yapmamış, test yapmamış kişiler ve birçok eğitimden, etkinliklerden uzak kalmış kişiler düşünün. Bu kişiler yeterli derecede çevresel bir donanıma sahip olmadan size ne kadar yardımcı olabilir?

Hiç aşı yapmamış bir doktorun, içindeki maddeyi bilmeyen ve görmeyen bir doktorun size aşı yapmasını ister miydiniz? Ruh sağlığının fizyolojik sağlık kadar önemli olduğu hatta ruhsal sağlığınızın yerinde olmasının da fizyolojik sağlığı oldukça etkilemiş olduğu bilinirken gerçekten parasal bir rant gözüyle bu alana yaklaşanların size yardımcı olabileceğini düşünüyor musunuz?

Bu sorun sadece psikolog ve psikoloji öğrencileri değil tüm toplumun sorunudur.

Fatih Orhun UZUN

Bursa Teknik Üniversitesi Psikoloji

Psikolog Hak İhlalleri Koordinatörü

 

Bir psikoloji öğrencisi olarak açık öğretime bu bölümün açılmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. Biz örgün lisansların bile yetersizliğinden şikayetçiyken, mezun olduğumuzda yeterli donanıma sahip olamayacağımızı düşünürken bu eğitimi daha da yetersiz ve niteliksiz kılacak açık öğretim kararı geleceğimiz için hiç iyi olmayacak. Uygulamalı bir bilim olan psikoloji, internet üzerinden verilecek ders notlarına sığdırdırılabilecek yüzeyselikte değildir. Çünkü psikoloji bir sürü alt alana sahip geniş bir disiplindir ve bununla birlikte içinde çokça uygulama barındırır. Bize bunları öğrenme fırsatını sunan şey örgün eğitimdir. Örgünde sadece teorik bilgiler öğrenmekle kalmayız, aynı zamanda uygulamalı derslere girer ve çeşitli ölçme değerlendirme yöntemlerinin de pratiğini yaparız.

Literatür tarama ve makale yazma gibi emek gerektiren eylemleri de hocalarımızın yol göstermesiyle öğreniriz. Bütün bunları yaparken de sürekli hocalarımızla iletişimde olduğumuzdan dünyaya bir psikolog gözünden bakabilme özelliği kazanırız. Yani bizi olgunlaştırıp yetiştirenler bizzat bize önderlik eden hocalarımızdır, onlardan edindiğimiz deneyimlerdir. Biz de bunların önemini bizzat örgün eğitimde ders görürken öğrendik, bize aşılanan duygular doğrultusunda bilinçlendik.

Açık öğretim öğrencinin bu kazanımları elde etmesine engel olacaktır.

Bölüm sayısını (aöf veya örgün fark etmeksizin) kontrolsüzce artırmak yerine halihazırda olan örgün bölümleri geliştirmek için çabalamanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü hepimizin iyi eğitim görmeye ve daha çok insana yardımcı olmaya hakkı var. Eğer bu karar gözden geçirilmezse ileride çok büyük sorunlar çıkacaktır. Zaten dar olan istihdam alanı gittikçe daha çok daralacak. Çünkü piyasaya birçok yetersiz eğitim almış psikologun yığılması gibi bir durum oluşacak. Bu da halkın nitelikli psikolog bulmasını zorlaştıracak ve psikologlara olan güvenlerini kıracaktır. Tabii en büyük problemin halkın sağlığının tehlike altına girecek olması su götürmez bir gerçektir, çünkü faydadan çok zarar görme ihtimalleri olacak. Yetersiz eğitim gördüklerinden yüksek lisans programlarına da kabul edilmeleri doğru bir karar olmayacaktır. Zaten kadroları çok kısıtlı olduğundan kontrolsüzce artan mezun sayısı yüksek lisansa alımda da sıkıntı yaşatacaktır.

Bizim korkularımız da özetle bunlar. Ama en çok endişe duyduğumuz şey insanların zarar görme ihtimali, bu olaylardan halkı korumak ve onları yeterince bilinçlendirmek için elimizden geleni yapacağız. Hakkımızı aramak ve geleceğimizi güvence altına almak için buradayız!

Öykü Yaren Çorbacı

Bülent Ecevit Üniversitesi Psikoloji

 

Bizler örgün öğretimli psikologlar olarak psikoloji lisans programlarına yüksek bir çaba ve emekle yerleştik; daha sonrasında 4-5 yıl boyunca değerli bilim insanlarından yüz yüze/interaktif bir şekilde etiği, bilimi, kuramları, araştırmayı, gözlem ve görüşme tekniklerini, testleri ve birçok teoriyi öğrendik; bu yolda bilgimizi ve birikimimizi gruplarla/bireylerle çeşitli projeler, araştırmalar, deneyler, gözlem ve görüşmeler, vaka analizleri, testler uygulayarak, stajlar yaparak destekledik. Bunca çabaya ve emeğe rağmen kendimizi yeterli ve yetkin görmeyip lisans sonrasında da çeşitli eğitimlerle ve/veya lisans üstü programlarla her zaman bilgimizi ve deneyimimizi arttırmayı amaçladık. Yaşam boyu öğrenimi benimsedik. Her zaman ilk olarak “zarar verme” ilkesiyle hareket ettik. Bunlara rağmen düşük ücret, kısıtlı istihdam, fahiş fiyatlı eğitimler, umut tacirliği yapan sahte psikologlar ve birçok alan ihlaliyle mücadelelerimizi sürdürürken bir de alanımızın açık öğretime açılacağını duymuş bulunmaktayız. Uygulamadan ve bilim insanlarıyla interaktif bir eğitimden yoksun, kalitesiz bir eğitimle yetiş(emey)ecek psikologlar istemiyoruz. Hem çabamız ve emeğimizin karşılığı olarak! Hem de halkın zarar görmemesi için!

Sevinç Beyaz

Psikolog

 

Psikoloji; bireyin davranışı, bilinç halini patolojisini  ve bilişsel süreçlerini inceleyen bir bilim dalıdır. sosyal bilimler ve beşeri bilimler arasında bir köprüsüdür ve hoca ile öğrenci arasında usta çırak ilişki vardır  hali hazırda APA’ya göre 59 farklı çalışma alanına sahiptir  bu bilgiler sadece kitaplarla slaytlarla edinilemez uzaktan ya da  açıköğretimden edinilemez aksi durumda hem bilime hem halk sağlığa büyük zarar verir psikologlar ve lisans öğrencileri olarak İstanbul üniversitesine bağlı açıköğretim programının açılmasını  son derece kaygı ve endişe ile karşılıyoruz  ve bu durumun telafi edilmesini talep ediyoruz.

Esra Kapan

Istanbul Medipol Üniversitesi

 

Merhabalar,

İsmim İrem Akıncı, İstanbul Okan Üniversitesi Psikoloji Bölümü salgın dönemi mezunuyum. Dikkat edersek eğer kendimi bir “Psikolog” yerine Psikoloji Bölümü mezunu olarak tanımlıyorum.  Alanında nitelikli bir psikolog olmak kolay değildir benim nezdimde. 4 yıl boyunca Psikoloji Bilimi ile iç içe olmama rağmen birçok alan dersleri görmüş olmama rağmen asla kendimi bir psikolog olarak tanımlayamam. Psikoloji bölümü benim gözümde zaman, emek ve büyük bir sabır ister. Lisans derslerimiz çoğu teorik olmasına rağmen anlaşılamayan en büyük nokta sınıf ortamında birçok meslektaşınızla birçok alanında uzman olan akademisyenlerle iç içe olmadan aynı havayı solumadan nitelikli bir psikolog olarak yetişemeyeceğimizdir. Bilgi alış-verişleri, farklı görüşler üzerine tartışma panelleri, vaka analizleri, laboratuvar ortamları, çeşitli kulüp faaliyetleri düzenlemek veya katılmak… Bunlar olmadan bir Psikoloji Bölümü öğrencisi gerçekten bir Psikoloji Bölümü öğrencisi olarak mezun olabilir mi?

Yıllardır bu alanda birçok şeylere savaş verildi ben sadece 4 yıldır bu alanın içinde olarak savaş verirken, benden öncesi de var. Sahte psikologlar, kişisel gelişim uzmanları, yaşam koçları vs. Alanımızı çok fazla istismar ettiler ve aslında bu saydığım meslek grupları(!) ülkemizde Psikoloji alanını sadece değersizleştirdiler. Toplumumuzda ki insanları hem maddi hem manevi olarak yıpratmaya sebep oldular. Günlerce gerek yürüyüşler yaptık gerek sosyal medyalardan konuştuk, hep konuştuk ama asla duyulmadık. Şimdi bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda bu kadar problem yaşarken hala inatla mesleğimize bu kadar sarılıp sahiplenirken AÖF üzerinden bölümümüzün açılacağı haberiyle sarsıldık. En anlaşılmayan nokta şu ki hiç kimse AÖF üzerinden okuyacak kişilere Psikolog olamazsınız demiyor. Psikolog olabilirler elbette AÖF diplomasıyla psikologsunuz ama nitelikli psikolog olmak için o diploma yeterli değildir ve bu program sadece alanımızı daha da değersizleştirmek öteye taşımayacaktır. Ruh sağlığı önemlidir ve kimlere emanet edildiğini bilmek gerekir. Bu yüzden inandığımız etik ilkeler, hocalarımızdan öğrendiklerimiz bilgiler ve kendi deneyimlerimiz ışığında bu programın açılmasını ne Psikoloji Bölümü mezunu öğrencileri olarak ne geleceğin Psikolog adayları olarak ne de alanında uzmanlaşan veya uzmanlaşacak olan Psikologlar olarak kabul etmiyoruz. Psikoloji basit bir dal değildir ve değersizleştirilemez.

Sevgiler.

 

İrem Akıncı

Psikolog

Psikolog Hak İhlalleri Koordinatörü

 

Ruh sağlığının beden sağlığıyla bağdaşıklığının önemini kavradığımız Pandemi sürecinde ruh bilimi eğitiminin örgün eğitim sistemimizle beraber açık öğretime programına alınması, eğitim sahasında ruh biliminin mekanizmalarını bilimsel verilerle yordanmadan davranış analizlerinin fiziksel mekana dayalı eleştiri zemini alanı oluşturulmaması ve elverişli ortamının yoksunluğuyla eğitim verilmesi ruh sağlığı ve bilimin göz ardı edildiğinin göstergesidir

Zeynep Kalabalık

Bursa Teknik Üniversitesi

 

” Psikoloji okurken insanın iç dünyasına dair o kadar önemli bilgiler ediniyor ki insan, bu durumda etkili olan en önemli öğretici etkenler bu bölümün uygulamalı olması, derslerde hem hocalarımızı hem de vakaları birebir gözlemleme şansımızın olması ve derslerin karşılıklı yorumlamaların yapılarak daha zengin ortamın oluşmasına olanak sağlayan interaktif yapıda olmasıdır. Bu alanın günümüzde yer alan tüm bilimlerin içinde olması sebebiyle, alanda meydana gelebilecek en ufak pürüz tüm toplumsal hayatı etkileyecektir. Toplumsal ruh sağlığımız için alanında gerekli donanıma sahip uzmanlara ihtiyaç vardır. Bu sebeple açıköğretim bu alanda yapılabilecek bir uygulama değildir.”

Hatice Büşra Erdoğan

İstanbul Gedik Üniversitesi – Klinik Psikoloji

 

Psikoloji okumak benim her zaman hayalim olmuştu. Her görüşmede akrabalarımın ”piskolok mu olacaksın, deli doktoru mu olacaksın, okuyunca ne olacaksın, doktor oluyor musun, öğretmen oluyor musun, ilaç yazıyor musun?” sorularını yanıtlamam üzerine ”ilk hastan benim o zaman” cevaplarını alarak liseyi bitirdim. Babamın benim eğitimim verebileceği bir maddi destek olmadı. Hayatım boyunca hiç dershaneye de gitmedim. Kısacası ilk senede psikoloji bölümünü kazandım kazandım, kazanamazsam bir daha şansım yoktu. Çok emek verdim, çok çabaladım, her gecemi gündüzüme kattım. Ne mi oldu? Örgün eğitim okumaya hak kazandım. Ve her derse girdiğimde, yeterliliğimi sorguladım. 4 senede nasıl bitecek bu bölüm? Bitse de iş sahibi olabilecek miyim? Olabilsem de insanlara faydalı olabilecek miyim? Çoğu arkadaşımızla, pandemi sürecinde bile en önemli derslerimizi yüz yüze alabilmek ümidiyle bilerek bıraktık. Ne için mi? Öğrenmek için. Bu yüzden diyorum ki; teorik derslerin olmasının yanı sıra uygulamalı bir bilim de olan psikoloji asla açık öğretimde yer alamaz.

 

Ondokuz Mayıs Üniversitesi

Fatma Nur ATICI

 

Psikolojiyi kazanmak için verdiğimiz emekler ortada bizler meslek yasası beklerken daha büyük bir sorunla mücadele etmeye başladık.İnsan ve toplum ruh sağlığını bu denli tehdit eden bu karar kabul edilemez.Psikoloji gözleme,deneye dayalı bir bilimdir.Psikoloji açıköğretimden öğrenilecek bir bilim değildir.Geleceğin Psikologu ünvanını örgün eğitim alıp yetkin olmak için gerekli her türlü eğitimi alan öğrencileri destekleyen yaklaşıma sahibiz.Biz öğrenciler verilen bu kararı desteklemiyor ve insan sağlığını ileri süreçte tehdit eden her türlü kararı reddediyoruz.

Merve Göktaş

İstanbul Nişantaşı Üniversitesi

 

Maalesef geçtiğimiz günlerde psikoloji bölümünün açık öğretimde açıldığını duyduk. Psikoloji bölümünün; uygulamalı bir bilim dalı oluşu ve usta çırak ilişkine benzer bir şekilde ilerleyerek öğrenciye katkı sağlayışı, öğrencilerin birbirleriyle ve hocalarıyla etkileşiminin neredeyse şart oluşuyla ilgili bir çok paylaşıma denk gelmişsinizdir. Bunlar aslında bir lisans eğitiminin neden açıktan verilmemesi gerektiğine dair yeterli sebepler oluşturmaktadır. Ancak bu bilgilere yönelik oluşturulan karşıt argümanlarda, tamamen ticarethane mantığıyla lisans ve yüksek lisans psikoloji (özellikle en karlısı olduğundan klinik psikoloji) programları açan vakıf üniversiteleri örnek gösteriliyor. Evet belki maddi kaygılarla açılan vasat programların varlığı da bir problem teşkil ediyordur ancak ortada bir vasatlık varken daha büyük bir vasatlık yaratmak hiçbir şeyi daha iyi yapmayacaktır. Bir ülkenin eğitim politikası vasatlık yaratmak olamaz. Psikolog meslek yasasının olmadığı, lisans mezunu psikologların henüz mesleki denetimlerinin yasal boyutlarda olmadığı, farklı başlıklarla psikologluğa soyunan insanların bu yasal boşluktan faydalanabildiği bir düzlemde; eğitim kalitesinin kitabi bilgiden öteye gidemeyeceği ve eğitimi alanların yetkinlik ve yeterliklerinin denetlenemeyeceği bir programın açılması kabul edilemez. Bu yüzden öncelikle psikolojinin açıköğretim olarak açılmaması, daha sonra ülkedeki psikoloji eğitiminin niteliğinin artırılması için uğraşılması gerektiğini savunuyorum.

Deniz Nur

Dokuz Eylül Üniversitesi

 

Hepinize merhabalar, ben Psikolog Görkem Yılmaz pardon sanırım artık şu şekilde belirtmeliyim. Ben örgün eğitimli(!) diplomalı(!) yeni mezun psikolog Görkem Yılmaz. Son 4 gündür canla başla şunu anlatmaya çalışan bir meslektaşınızım. Ne mi anlatıyorum? Psikoloji uygulamalı bir bilim dalıdır. Teorik ve uygulamalı dersleri olan çok hassas bir bilim. Bakın bilim diyorum ruh sağlığının göz bebeği psikoloji bilimi. Şimdi açıköğretim de bu iş yürümez. Yok efendim Avrupa’da olur. Amerika da olur bizde niye olmasın ki!!! Sende haklısın bölüme o kadar uzaksın o kadar içinde değilsin ki. Meslek yasamızın olmadığından bir meslek odamız olmadığından bir habersiniz. Alelade bir şekilde bazı hocalar sanırım desteklemiş. Ee onlarda ekmeğinin peşinde onlar için ne önemi var insanların psikolojisinden ruh sağlığından. Bazılarınız çok sert çıktığımı düşünebilir lakin psikoloji bilimi ülkemizde suiistimale ve istismara açık. Şimdi Avrupa’daki altyapı ne bizde var ne de psikoloji bilimi farkındalığı. Çok konuşup birçoğunuz rahatsız olun istiyorum. Size son olarak söyleyeceğim şey eğer bir ülkeyi karanlığa sürüklemek istiyorsanız o ülkenin güzel insanlarının psikolojisi ile oynayın. Sizce de şuan ne yapılıyor? Darbe darbedir darbenin her türlüsüne karşıyız. Her türlü darbe geri püskürtülür değerli hocalarım, değerli meslektaşlarım, değerli arkadaşlar, kıymetli siyasetçilerimiz ve devlet büyüklerim maalesef ki ruh sağlığı alanına yapılan darbenin püskürtülmesi pek mümkün değil diye düşünüyorum. Tüm kamuoyuna tüm camiamıza açık çağrımdır. 3 maymunu oynamayalım bugün konuşalım bugün karşı çıkalım yarın geleceğimiz için çok geç olabilir. Mücadelemiz ülkemin her bir ferdi için sağlıklı bir gelecek için devam edecek.

Kamuoyuna sevgi ve saygılarımla…

Psikolog. Görkem Yılmaz

Psikolog Hak İhlalleri Koordinatörü

 

“13.07.2020 tarihinde AUZEF 2020 – 2021 Eğitim – Öğretim yılında 6 yeni bölüm açtı.” Bu bir manşet! Açılan bölümler arasında ne yazık ki “Psikoloji” bölümü de bulunmakta. İnsan odaklı uygulamalı bir bilimi insansız yürütme arzusu!.. Bu sıra dışı kararların alındığını görmem hakikaten güldürüyor. “Gülmek” derken; meslek yasası beklerken, sinirden ve acınası halimize (Psikolojik) gayet normal. Açıköğretim başlı başına her mesleğe ihanet eden bir sistemdir. Tamam okumalıyız, tamam çalışıp gelişmeliyiz. Fakat, konu psikoloji olunca orada bir durmak gerekiyor. Hocaların; bilgilerinden, tecrübelerinden ve onlardan ilham almadan ya da bizzat yararlanmadan nasıl psikoloji okunabilir? Açıköğretim, üniversite kavramına ya da kurumlarını başlı başına değersizleştirmekten ve itibarsızlaştırmaktan ibarettir. Lütfen bu dört gündür yapılanın sadece kötü bir şaka olduğunu söyleyin ve biz de gülüp geçelim. En az bizler kadar farkında olduğunuz gerçeklerden kaçmayın, alanımıza dokunmayın!

 

İsmail Al

Işık Üniversitesi

 

Açık öğretimden psikolog olunmaz diyerek kimsenin bilgi alma hakkının önüne geçmeye çalışmıyoruz, yetkin olmayan psikologların olmasının önüne geçmeye çalışıyoruz. Biz örgün öğretimde her şeyi mi öğreniyoruz? Hayır. Öğrenmek için, gelişmek için her şeyi yapıyoruz. Sahadayız. “Psikolojiye ilgilisi olan” herkes uzmanlardan alınan online seminerlerle bilgilenebilir, kitaplar alıp okuyabilir. Alanda çalışmak istemek başka, alana “ilgisi olmak” bambaşka. Açık öğretim olmasın diyoruz çünkü gereken yetkinliğin online ortamda sağlanamayacağını biliyoruz. Okumak isteyenleri değil, eğitimi yetersiz gördüğümüz için günlerdir aynı şeyi söylüyoruz. Pandemi sebebiyle bir dönemi uzaktan eğitimle aldık. Dört senenin bu şekilde verilmesinin imkansız olduğunu da bu yüzden biliyoruz, yaşadık.

Meslek yasasının ya da yüksek lisans sınırlarının olmayışı, alanlar arası sınırların belirlenmemiş olması, yüksek ücretli ve/veya yetersiz eğitimler, diplomasız psikologlar.. Mevcut olan eksiklikleri gidermek yerine sürekli olarak yeni sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu saydığım ve sayamadığım her sorun yalnızca biz alanda çalışacakları/çalışanları ilgilendirmiyor. Hepimizi ilgilendiriyor. Konu insan psikolojisi ve bu konu, bu kadar hafife alınabilecek bir konu değil. Diploma almak yetkin olmakla bir değil.

 

İrem Asya Şallı

Haliç Üniversitesi