Matematik neden bu kadar zor ya da bize öyle geliyor ?

Matematik neden bu kadar zor ya da bize öyle geliyor ?

Matematik, bildiğimiz üzere ilkokul 1.sınıftan itibaren okullarda öğretilen, hayat boyunca kullanacağımız, bilim dallarını anlamamızı sağlayan bir bölümdür.(Bilim dalı olup olmadığı hala büyük bir tartışma konusu bu sebeple kesin bir kategoriye koymak zor.) Hayatımızın bir parçası olmasına rağmen neden bu derse bir türlü ısınamıyoruz?

İlk olarak, okulda karşımıza çıkan matematiğin sevilmemesinin en büyük sebeplerinden biri, içerisinde bulunduğumuz ezberci eğitim sistemidir. Öğrenciye hiçbir şey katmayan, içi boşaltılmış, tamamen ezbere dayalı bu çürümüş sistemde matematik dahil hiçbir dersi biz öğrenciler öğrenemiyoruz, sadece ezberliyoruz. Matematik gibi uygulanabilir ve ucu bucağı olmayan bir dersin formüller veya soru kalıpları ezberleyerek yapılabilmesi oldukça zordur, bu yüzden öğrenciler de dersin zor olduğuna dair bir düşünceye kapılır. Peki matematiği gerçekten sevip başarılı olabilir miyiz? Ya da matematiği basitleştirebilir miyiz? Bu soruların cevabını yazının kalan kısmında elimden geldiğince vermeye çalışacağım.

Matematiği birçok farklı seviyesi olan bir oyun gibi düşünebiliriz. Her oyun gibi bazı seviyeleri zor, bazı seviyeleri ise kolay ancak gerekli pratiklik kazanılırsa, en zor seviyelere rağmen oyundan keyif almamız mümkün. Formüllere elbette ki ihtiyacımız olacak ama onları ezberlememize hiç gerek yok. Önemli olan konuyu öğrenip sonrasında soru çözerek gerekli pratikliği kazanmaktır.

Matematiğin sevilmemesinin bir diğer sebebi ise öğretme iştahını kaybetmiş hocalardır. Dersi öğrendiğimiz ilk kaynağın öğretmenlerimiz olmasına rağmen, her zaman istediğimiz öğretme isteğini ve hevesini göremeyebiliriz. Ancak bunun için tamamen hocaları suçlamak mantıksızdır. Bu kadar içi boş bir eğitim sisteminin sınavları da içi boşaltılmış birer kağıt parçası olduğu için, öğretmenler ne kadar iyi öğretirse öğretsin, her zaman en iyi ezberleyen kazanacaktır.

Doğal olarak, bu kadar ezberci bir yapının oluşturulması, öğrenciyi akıl yürütmek ya da pratiklikten tamamen uzaklaştırıyor, bu yüzden öğrenci matematiği öğreniyor ama nasıl kullanacağını ya da soruları nasıl çözüme kavuşturacağını öğrenmiyor. Bu kadar özgür bir alanda öğrenciyi bu kadar kısıtlamak, onun başarısını da kısıtlar.

Matematiğin neden bu kadar zor olduğunu ve sevilmediğini anladığımıza göre bu problemi ortadan kaldırmaya çalışabiliriz.

Önceden de belirttiğim gibi, pratiklik ve akıl yürütmek, matematiğin temel iki özelliğidir de denebilir. Bu iki yöntem ve bilgi birikimi ile matematiği sadece anlamakla kalmaz, aynı zamanda bu konuda uzmanlaşabilirsiniz de. Tek başımıza başa çıkamadığımızda, bir araya gelerek bir çözüm üretebiliriz. Bazı problemler tek formülle çözülmez.

Matematiği anlamak ve öğrenmek isteyenler için birkaç tavsiye vermek gerekirse, kişisel bir hedef belirleyerek işe başlanabilir. Matematikte ne kadar iyi olmak istendiğine dair bir hedef koymak, o yolda ilerlemeyi daha da kolaylaştırabilir. Sonrasında kesinlikle uğraşılmalıdır. Bir soruyu anlamadığımızda ya da yapamadığımızda üstünde gerekirse saatlerce uğraşmalı kalem kağıtsız soru çözmemeliyiz. Okulda öğrendiğimiz bilgiler pek de yeterli olmadığı için , üstüne biz bir şeyler koymalıyız. Son olarak da, farklı soru çeşitleriyle uğraşmalı tekdüze bir çalışma anlayışına sahip olmamalıyız. Bunları yaparken öğreneceklerimizi gerçek hayatta da uygulayabildiğimizi, birçok yönden daha pratik bir insan olduğumuzu da fark edeceğiz.