Manchester Üniversitesi’nde eylemlere öncülük eden grup S.A.F.E.R ile konuştuk

Manchester Üniversitesi’nde eylemlere öncülük eden grup S.A.F.E.R ile konuştuk

Online eğitim süreci, üniversitelerimizin yöneticileri için yeni kâr alanı arayışları için bir fırsat oldu. Türkiye’de ve dünyada, okul yönetimleri kâr arayışlarındayken aynı zamanda öğrencilerin zorluklar çektiklerini görmek zor değil. Bu zorluklar, şiddetli kolektif bir öğrenci hareketi olarak Manchester Üniversitesi’nde patlak verdi. Bugün Öğrenci Sendikası olarak öğrenciler arasındaki uluslararası dayanışmaya katkıda bulunmak adına öğrencilerin kurduğu organizasyon olan S.A.F.E.R.’ın eş lideri Billie Harvey-Munro ile konuşacağız.

  • İlk olarak röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Dilerseniz S.A.F.E.R.’in kuruluş sürecini konuşarak başlayalım. Bir organizasyon altında örgütlenmeye ne zaman karar verdiniz? Üniversite yönetiminin uzaktan eğitim sürecinde öğrencilere karşı tutumu nasıldı? Ve S.A.F.E.R. isminin nereden geldiğini açıklayabilir misiniz?

S.A.F.E.R.’ın kurulması bir Zoom görüşmesi ile başladı. Ben ve diğer birçok öğrenci, bir dersimizin “Yeniden Hoş geldiniz” buluşmasındaydık, birçoğumuz bu eğitim yılının öğrencilere getireceği şeyler hakkında endişelerimizi ve üniversitenin bize karşı net olmayışını dile getirmiştik. Bu buluşmadan sonra sıkıntılarını dile getiren öğrenciler Facebook’da bir grup sohbeti kurdu.  İlk başta öncelikli amacımız itirazlar, dilekçeler ve raporlar yazmakken, gerilim yükseldikçe ve öğrenciler aleyhinde tehlikeler daha belirgin hâle geldikçe daha sistemli bir eylem grubu halinde örgütlenmeye başladık. Bu süreçte S.A.F.E.R. ismini tercih ettik –Student Action for a Fair and Educated Response- (Adil ve Eğitimli bir Karşılık için Öğrenci Hareketi). Bu ismi, öncelikli olarak öğrenci güvenliği için çabaladığımızdan ve kriz anlarında önceliğimizin her zaman bunun olması gerektiğini sağlamak olduğundan seçtik.

  • Üniversite yönetiminden ve eğer varsa hükümetten talepleriniz neler?

S.A.F.E.R. öğrencilerin finansal, akademik, fiziksel ve ruhsal olarak iyi olmaları motivasyonuyla hareket ediyor. Öğrencilerin yıllarca yüzleştiği sorunların hepsini kapsayacak şekilde, taleplerimizi üç başlık altında düzenledik: Sabitlik, güven ve destek. Umuyoruz ki bu talepler, Manchester Üniversitesi veya Birleşik Krallık yönetimi tarafından pandemi boyunca öğrencilerin güvenliğini sağlama almak amacıyla somut bir destek planıyla öğrencilere bir bütçe sağlanmasına yol açar.

Sabitlik:

Üniversitedeki öğrenciler için öğrenim ücretlerinin bir kısmının geri ödenmesi. Kasım’ın başında ücretlerimin 6,192 sterline düşürülmesi hakkında bir rapor ve başvuru yayınladık – Uzaktan diploma alınabilen Open Üniversitesi’nin ücretlerini temel aldık. Bütün eğitimimiz uzaktan olduğu için, öngörülebilir gelecekte de bu talebin geçerli olacağını düşünürsek bunun anlamsız bir talep olmadığını söyleyebiliriz.

Güven:

Bu başlıktaki talepleri öncelikli olarak öğrencilerin akademik ve ruhsal iyilikleri çevresinde oluşturduk. İlk olarak, öğrencilerin ve çalışanların –üniversite tarafından sıklıkla anlaşılmaz ve ufak yönlendirmelerle tanıtılan- yeni eğitim koşullarına adapte oldukları düşünülerek akademik ders yükü için istisnai durumların tanınmasını talep ediyoruz. Ayrıca akademisyenlerin ekran başından çalışmasının konsantrasyon açısından daha zorlayıcı olması göz önünde bulundurulduğunda seminerler ve derslerde sürenin azaltılması gerektiğinin de ele alınması gerekli. Bu uygulamalar iş yükünü azaltacak, son teslim tarihleri için daha rahatlatıcı olacak ve şu an öğrenciler tarafından hissedilen akademik baskıyı da azaltacaktır. Ayrıca DASS öğrencilerinin (Engelli Danışma ve Destek Servisi öğrencileri) daha geliştirilmiş bir uzaktan eğitim programı ve üniversiteden ekstra destek sağlanmasını talep ediyoruz. Daha önce işitme zorluğu çeken öğrencilerden derslerde ses kalitesinin çok kötü olduğu, alt yazıların yanlış yazıldığı yönünde şikayetler gelmişti, haliyle diğer öğrencilerin yanında ciddi dezavantaja sahip oluyorlar. Duyusal ve öğrenme bozuklukları olan öğrenciler bazen çevrimiçi materyallerle bağlantı kurmakta zorluk çekiyor, mesela bazı öğrenciler not defteri ve kaleme ihtiyaçları olduğunu söylemişlerdi. Üniversite, bu zorlu zamanda engelleri başarılı şekilde dikkate almakta sınıfta kaldı; öğrencilerin kendi belirli bozuklukları dikkate alınarak ve ekstra ücret ödetilmeksizin tam destek sağlanmalı. Son olarak, artırılmış ruhsal sağlık desteği ve sağlık desteği erişilebilir olmalı. Bu, erişilebilir destek merkezlerinin reklamının yeterli şekilde yapılması ve öğrencilerin COVID-19 deneyimlerine özel ruhsal sağlık desteği merkezi kurulması gerektiği anlamına geliyor. Görünüşe göre ruhsal sağlık bozuklukları öğrenciler arasında en az korona virüs kadar yayılıyor. Üzülerek ve sıkılarak öğrenciler özelinde kötü ruhsal sağlık ve hatta intiharların olduğuna dair raporlar alıyoruz, bu yüzden bu konuda en hızlı zamanda yeterli çalışmaların başladığını görmek istiyoruz.

Destek:

S.A.F.E.R.’ın yaptığı röportajları göz önünde bulundurarak; akademisyenlerin süreli iş sözleşmelerinin iptal edilmesi, azaltılmış iş yükü, ve yüz yüze eğitime zorunlu dönüş olmaması gerektiğini savunuyoruz. Yalnızca akademisyenlerin işlerini kaybetme kaygısıyla hayatlarını riske atmaları değil, Eylül’den beri temizlik ve güvenlik işçilerinin karşılaştığı bir sorun bu. Temizlik işçilerinin durumdan haberdar olmadığına dair ve COVID-19 vakalarının olduğu dairelere girdiklerine dair raporlar aldık. İşçilere içeri girmemelerine dair yazıları kapılarına asmak öğrencilere kaldı. İşçileri bilgilendirmemekle üniversite, onların ve ailelerinin hayatlarını ciddi riske attı. S.A.F.E.R.  gelecekte temizlik, yeme içme, bakım ve güvenlik işçilerine risk değerlendirme raporlarının sunulması ve işlerinin ona göre verilmesini umuyor.

  • Eylemleriniz dünyada ve hatta Türkiye’de bile medyaya yansıdı. Bu konuda çabanız gerçekten takdire şayan. Bu kadar etkili bir eylemlilik sürecini kısa bir sürede nasıl inşa ettiniz? İnsanlara hangi yöntemlerle ulaştınız?

Teşekkürler! Daha önce söylediğim gibi, ilk olarak doğrudan müdahale yerine raporlar ve mektuplar yazan bir grup olarak ortaya çıktık fakat geçtiğimiz haftalarda yaşadıklarımız ortamı öyle kızıştırdı ki eylemliliğe geçmemiz zorunlu hâle geldi. Bütün bunların olmasına aslında üniversite yönetimi sebebiyet veriyor. Bir hafta önce öğrencileri kampüsün içine hapsetmekten, barışçıl bir şekilde protestolarını yapan öğrencilere polisi çağırmaya kadar. Ve şimdi de geçtiğimiz hafta sonu 19 yaşındaki bir öğrenci kendi kampüsünde ırkçı saldırılara maruz kaldı. Bütün bu meselelerin ortak noktası iletişimin eksikliğinin olması. Manchester Üniversitesi öğrencileriyle iletişime geçmeyi bile beceremedi ve kendi öğrencilerini sadece tehlikeye atacak pek çok skandal karara imza attı. Binlerce gençten sorumlu olan böylesine bir kurumun genç insanlara kulak veren bir organının olması kesinlikle çok gerekli. Zaman geçtikçe üniversite yönetiminin öğrencilerin sesini duymazdan gelmesiyle beraber daha fazla skandal kararın gündeme gelmesine olan endişelerimiz de artıyor. Şu an gerçekleştirilen öğrenci eylemlerinin birçoğu daha önceden planlanmış bile değil, üniversite yönetiminin devasa başarısızlığına olan ani bir tepki olarak cereyan ediyor. İnsanlara ulaşma konusunda, pek çok sosyal medya platformunda aktif olmamız ve son zamanlarda medyadaki görünürlüğümüz iletişim ağımızı güçlendirdi. Yine de bana kalırsa, en etkili yöntem basitçe insanlarla birebir konuşmak. Dün gece, birçok öğrenci bir dayanışma gösterisi için güvenlik tarafından saldırıya uğrayan arkadaşımız için bir araya geldi. Bu akşamüstü, yüz insan birbirleriyle ırk ve ırkçılık kavramları üzerine hesaplaşmalarını birbirlerine anlatmak ve birbirlerini desteklemek için bir araya geldi. Tam da bu yüzden üniversite yönetimi bizi yenemeyecek, çünkü elimizde onların en başından beri eksik olduğu bir şey var: birbirimizle bağ kurup iletişime geçme yeteneği. Öğrenciler bu dayanışmayı yaydıkça ve eylemlilikleri birbirleriyle bağ kuran bir yapı hâline getirdikçe, değişimi elde edeceğiz.

  • Haberlerde gördüğümüz kadarıyla, öğrenciler kira sözleşmelerine karşı bir tutum almıştı ve son olarak bir binayı işgal etmişlerdi. Ev sahiplerinin öğrenciler üzerindeki baskısı aynı zamanda Türkiye’de de yıllardır öğrencilerin en çok sıkıntı çektiği meselelerden biri. Bu konuyu ve yaklaşımınızı biraz açar mısınız?

S.A.F.E.R., Owens Park Kampüsü’nde “Kule” binasını işgal eden öğrencilerle tam dayanışma içindedir. Hepimiz anlamsız derecede yüksek kiraların mağdurlarıyız ve yurt çapındaki ev sahiplerinin ödemelerini almaları için üniversite öğrencilerinin şehre geri dönmeleri konusunda teşvik edilmesi, elimizde çokça kanıtı olan bir inançtır. Özellikle okulda kalan öğrencilerin çoğunluğunun ruhsal sağlıklarının feci şekilde kötü etkilendiğini anlıyoruz. Üniversite yönetimi kira sözleşmelerini feshetmeyi reddettiği için, evlerinde daha rahat ve güvenli olacak birçok öğrenci bu sorunu yaşadı. Neyse ki, daha önce söylediğim gibi bu konuda kazanım sağladık ve durum tersine döndü fakat öğrenciler, fare ve hamam böceği istilası altında, bozuk tesisat sistemi olan ve onarılması için astronomik rakamlar istenen evlerde kaldıkları için kira grevlerini sürdürüyorlar ve kiralar kesinlikle düşürülmelidir.

  • Sizce eylemler, ülke çapında üniversite yönetimlerine karşı ayrı ayrı veya zincirleme bir eylemlilik sürecine dönüşebilir mi? Sizin bunun üzerine çalışmalarınız olacak mı?

Umarım öyle olur! Medyanın bize olan ilgisi, insanların bizi daha sık takip etmesini sağlıyor. Şimdiye kadar kendi kampanyalarını oluşturan diğer üniversitelerden arkadaşlarımızdan bize ulaşanlar oldu bile ve daha da önemlisi, hâli hazırda var olan farklı üniversitelerden öğrenci grupları bizimle dayanışma mesajları paylaştılar. Bu durum, her geçen gün değişim için mücadele etmeye hazır öğrencilerle ittifak kurmaya ve üniversite yönetiminin bizi dinlememe şansının olmamasına yaklaştığımızı hissettiriyor

  • Şu anda Türkiye’de yoksulluk, işsizlik ve geleceksizlik sorunlarıyla karşı karşıya olan öğrencilere bir şey söylemek ister misiniz?

Her şey iletişime geçmekle başlar. S.A.F.E.R. genç bir öğrencinin internet üzerinden gerçekleşen bir toplantıda endişelerini dile getirmesiyle başladı, daha sonra mektuplar yazan ufak bir gruba dönüştü ve aniden ulusal ve uluslar arası olarak binlerce insanın takipçisi olan dev bir hareket hâline geldi. Tek gereken şey bir kıvılcımdı! Öğrenciler on yıllardır değişim için mücadele ediyorlardı ve bugün geldiğimiz nokta nihayet bunun mümkün olabileceğini gösteriyor. Hiç kimse sesinizi susturamaz. Hiçbir şey geleceksiz değildir.

  • Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bize ulaştığınız için teşekkür ederiz. Dünyanın farklı yerlerinden insanların yaptığımız işi desteklemesi inanılmaz ve bizi oldukça motive ediyor! Bu sebeple tekrardan teşekkürler, her zaman dayanışmayla kalın.

  • Tekrardan, blogumuza katkınızdan dolayı bu röportaj için teşekkür etmek istiyorum. Mücadelenizde başarılar diliyoruz ve umuyoruz ki bütün taleplerimiz bir gün gerçekleşecek. Dayanışmayla kalın.