İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, bilinen diğer adıyla İstanbul Sözleşmesi, 2011 yılında imzalanıp 2014 yılında yürürlülüğe giren, kadına yönelik ve ev içi şiddeti önleme ve bu suçlara uygulanması gereken cezalandırmayı yapma, mağduru koruma gibi prensiplere dayanan ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası bir insan hakları sözleşmesidir. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan bağlayıcı nitelikteki ilk uluslararası düzenlemedir. Bu düzenleme, şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığını tespit eder ve bu konuda devletlerin kapsayıcı politikalar geliştirmesi gerektiği gerçeğini vurgular. Devlet, şiddetin bitmesi için hem anayasal düzenlemede hem de toplumsal yaşamda toplumsal cinsiyet eşitliğini uygulamak durumundadır.

Kısacası durum şudur ki: İlişkide bulunduğunuz partnerinize, herhangi bir çocuğa, herhangi bir kadına veya herhangi bir bireye toplumsal cinsiyet eşitsizliği düzleminden uygulayacağınız herhangi bir şiddet yoksa, İstanbul Sözleşmesi sizi korkutacak bir sözleşme değil, bu ülkedeki kadınların ve LGBTİ+ bireylerinin can güvenliğini oluşturur.

20 Mart 2021 tarihinde gece vakitlerinde yayımlanan cumhurbaşkanı kararnamesiyle Türkiye’nin bu gerekli sözleşmeden ayrıldığı açıklandı. Neredeyse her gün farklı bir kadın cinayetine, şiddet olayına uyandığımız bu günlerde verilen bu karar, hükümetin kadın düşmanı politikalarının kararlılığına tekrardan bir örnek olmuş oldu. Kadına yönelik şiddeti ve ev içi şiddeti sistematik bir şekilde devam ettirme, artırma gibi niyetlerin olduğu açıkça görülen bu kararların sonuçlarını görmezden gelecek her birey, bugüne kadar öldürülmüş veya şiddet faili olmuş her kadının en büyük suçlusu olmuş, gelecekte de olmaya devam edecektir.

İstanbul Sözleşmesi, korur. Herhangi bir ayrım yapmadan, her sektörden, her kesimden kadını, yaşadığı veya yaşayacağı her türlü şiddete ve ayrımcılığa karşı korur. İstanbul Sözleşmesi, birlikteliğe bakılmaksızın ev içi şiddeti uğrayan veya uğrama tehlikesi olan her bireyi korur. LGBTİ+ bireylerini, göçmen ve mültecileri, çocukları, yaşlıları, engellileri, aklınıza gelebilecek her türlü insanı şiddetten, tacizden, tecavüzden, öldürülmekten korur. Bazı kesimler tarafından “Türk aile yapısına uygunsuz.” olarak nitelendirilen bu sözleşme, yaşatmak ve suçluları cezalandırmak üzerine kurulmuş, sistem içerisinde sürdürülen cinsiyetçilik ve ayrımcılık gibi çeşitli durumların ortadan kaldırılmasını sağlamaya çalışan bir düzenlemedir. Şiddet ve tecavüzün yok sayıldığı aile yapılarına zarar verecektir değerlendirmesi ise doğru sayılabilecek bir değerlendirmedir, çünkü kadınlar korunacak, eşitlik sağlanacaktır.

Toplumsal her alanda kadınların, çocukların, LGBTİ+ bireylerinin, kısacası oluşturulan toplumda ezilmiş ve dışlanmış her kesimin koruyucusu olarak nitelendirdiğimiz bu sözleşme için aylardır sokaklarda, meydanlarda, kampüslerde, sosyal medyada, her çeşit mecrada sesini çıkarmaya devam eden kadınların sesini kesmeye, başını eğmeye çalışan eril devlete karşı biz, birliğimizi artıracak, sesimizi gürleştireceğiz. Erkek adaletiniz ve cinsiyetçi tutumlarınız bu ülkede daha fazla kadını öldürmesin, süründürmesin diye biz, İstanbul Sözleşmesi’ni savunacak ve mücadelemize devam edeceğiz.

Kadına şiddet ve ev içi şiddetin devlet eliyle teşvik edildiği alenen ortadayken korkutulmaya çalışılan her direnişçi güçlenecek, bastırılmaya çalışılan her ses gürleşecektir. Çünkü biliyoruz ki karanlığından korktuğumuz her gece için kenti ateşe verecek kadınlarımız, içerisinde yalnız kalmayacağımız bir kalabalık var.

İstanbul Sözleşmesi’ni yok sayan ve şiddeti aklayan, faili koruyan bu hükümetin kararlarına ve baskılarına boyun eğmiyoruz ve vazgeçmiyoruz. Çünkü biz yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Kadın olduğumuz için gördüğümüz şiddetin ve korkunun önüne geçip sistemi değiştirmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak istiyoruz. İşte bu yüzden tekrardan sesleniyoruz: İstanbul Sözleşmesi feshi kararını iptal et ve sözleşmeyi uygula. Katilleri değil, kadınları koru. Ve unutma ki kadınlar affetmeyecek, düzeniniz böyle sürmeyecektir!

Kadın cinayetleri politiktir. Biz, kadını ezmeye ve sömürmeye çalıştığınız her alanda bunu hatırlatacak ve boyun eğmeyeceğiz!