İntiharın toplumsal sebepleri üzerine

İntiharın toplumsal sebepleri üzerine

TÜİK’in 2018 yılında paylaştığı verilere göre ülkemizde her yıl ortalama 3161 kişi intihar ediyor, bu da günde ortalama 8 kişiye tekabül ediyor. On beş ve yirmi dokuz yaş arasında gerçekleşen ölümlerde ikinci ölüm nedeni olan intihar, neden bu kadar yaygın ve gün geçtikçe artmakta?

1.Hastalık
2.Geçim Zorluğu
3.Aile Geçimsizliği
4.Zorla Evlendirilme
5.Ticari Başarısızlık
6.Öğrenim Başarısızlığı
Baktığımızda bu sorunların halkın oldukça büyük bir kesimini kapsayan sorunlar olduğunu görüyoruz. Ülkemizin sağlık alanındaki özelleştirmelerinin sonucu olarak sağlık para karşılığı sahip olunan bir mal haline gelmiştir. İnsanlar tedavi masraflarını karşılayamadığı takdirde ise son çareyi hayatlarına son vermekte bulmuşlardır. Evine ekmek götürmek, kirasını ödeyebilmek için yaşanan korona virüsü sürecinde bile işe gitmek zorunda kalan emekçiler, kendi evinde eşleri tarafından şiddet gören kadınlar, zorla evlendirilen küçük yaştaki kız çocukları, sınavı puanı yeterli gelmeyince kendini 3.kattan aşağıya atan sıra arkadaşımız.
Aslında günlük hayatımızda görüp konuştuğumuz çoğu insan çözümü intihar etmekte arama potansiyeline sahip.
On beş ve yirmi dokuz yaş aralığında oldukça sık karşılaşılan intihar vakaları, aslında bunun mizahının da sıkça yapıldığı bir yaş grubu. Bazen oldukça sert şakaları yapılan bu konunun oldukça yaygınlaşan bir mizah konusu olması, aslında intiharlar bu kadar sık olduğu için normal görülmesi ya da intihara meyilli kişilerinin bunu yaptıkları şakalarla maskelemeye çalışması olarak yorumlayabiliriz.
Buna ek olarak çıkan bazı diziler ve filmler ise intiharı normalleştirmek ya da tek çözüm olduğunu gösteren mesajlar verdiği için çıktıklarında oldukça yankı uyandırıp, intihar etmek için ihtiyacı olan cesareti vermektedirler. Örneğin bir genç kızın okulda yaşadığı zorbalıklar sonucu arkasında onu intihara sürükleyen kişilere ithafen 13 adet kaset bırakarak intihar etmesini konu alan 13 Reasons Why adlı dizi, çıkışından sonra intihar oranlarına oldukça büyük bir etkisi olmuştur. Hatta bazı gençler diziden esinlenerek arkasında kaset bırakarak intihar etmiştir.
Biz intiharın son çözüm yolu değil bir çözüm dahi olduğunu düşünmüyoruz.
Aileyle yaşanan geçimsizliğin, geleceksizliğin, işsizliğin, istediği mesleği bile yapamayanların en çok bulunduğu yaş aralığı olan gençlerin, bu sorunların çözümünü hayatına son vermek olarak görmesi aslında kendi düşüncesi değil, yaşadığı toplum ve düzenin ona başka bir çıkış yolu sunmaması, üstüne üstlük gittiği yola da durmadan taş koymasından dolayıdır.
Evini geçindirmek için bütün sağlık ve güvenliğini bir kenara bırakmak, çocuğunu okutmak için borçlanmak zorunda kalan bütün emekçilerin işverenleri tarafında mecbur kaldığı zulme dayanamaması, onların güçsüzlüğü değil, yardım çığlıklarını bulunduğumuz sistemin duymaması, buna bir cevap oluşturmamasından dolayıdır.
Çalışmasına dahi izin verilmeyen, evde kalmaya zorlanan, yaptığı yemek tuzlu olduğu için dahi şiddete maruz kalan kadınların artık canına tak etmesi onların suçu değil, kadınların can güvenliğini korumaya dair bir adım dahi atmayan, zorluklarla kazandırılmış kadına şiddete yönelik yasaları uygulamayan sistemin suçudur.
Yani kısacası; İntihar çare olarak görülen bir yöntem olmamakla birlikte problemlerimize de bir çözüm bulmaz. İntihar sistemin insanları sürüklediği son noktadır. Problemlerimiz biz onları çözene kadar var olacaktır. Önemli olan nokta onlarla hep birlikte başa çıkmaktır. Problemlerimiz bir değilse biz de tek değiliz.
Peki, toplumun oldukça büyük bir kesimini kapsayan bu sorunlar, intiharla çözülemeyeceğine göre nasıl çözülür?

Bu kadar büyük bir kesimini etkileyen sorunların bir çözüme kavuşması gerekir. Aslında pek de farklı olmayan bu sebepler, tek bir problemden kaynaklanmaktadır: sistemin kendisi.
Toplumun ihtiyaçlarına yanıt vermeyen ve gün geçtikçe yaşamayı zorlaştıran bu düzen, aslında en büyük düşmanımız. Eğitim alanındaki ayrımcılığı, emeği hiçe sayması, kadınların canına dahi değer vermemesi ile insan canını paradan daha değersiz kılan bu sistem insanların intihar etmesiyle çözülmez, bir araya gelmekle çözülür.
Sistemin değişmesi bu ülkenin insanlarının kendini öldürmesine karşı tek çözümdür, bu çözüm ise imkansız değildir. Hep birlikte bu sisteme karşı gelmezsek, düzen hiçbir zaman kendi kendini yok etmeyecektir.