Asıl siz kimsiniz?

Asıl siz kimsiniz?

Biz 18 yaşında kargo kuryesiyken “Hayatımı bir ev bir araba uğruna harcamak istemiyorum” diye canına kıyan Furkan Celep’iz.

Biz internet altyapısı olmadığından, komşundan hat çekmek için çatıya çıkan babasının arkasından giderken düşüp hayatını kaybeden 8 yaşındaki Mert Çınar’ız.

Biz okul harçlığını çıkarmak için çalıştığı inşaatta iş cinayetinde yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Hıdır Ali Genç’iz.

Biz ilaç yardımı istediği bakan tarafından cebine para sıkıştırılan, yardım çığlıklarını duyuramayıp ölüme mahkum ettiğiniz Dilek Özçelik’iz.

Biz, intihar ettiğinde yemek kartında sadece 1,5 lira olan Sibel Ünli’yiz.

Biz Diyarbakır’da Medeni, İstanbul’da Berkin, Ankara’da Ethem, Eskişehir’de Ali İsmail’iz.

18 yıllık iktidarın tarihi kendi reklam malzemesi gibi kullanarak yayınladığı video üzerine tepkiler büyüdü. Gelen tepkiler ile haklılığımızı bir kez daha görmüş olduk. Bizim için tartışma konusu, iktidarın gençleri çöl bedevisi kimliğine büründürmeye çalışması ve bu kadar adaletsizliğe rağmen kendine pay çıkarmasıdır.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde “Z kuşağı”, “yeni nesil” tanımlamalarını çokça dillendirmiş ve özellikle sosyal medyada büyük tepki çekmişlerdi. Pandemi sürecinde tehlike geçmemesine rağmen sınavlarımızın ertelenmemesi, sırf turizm için geleceğimizin hiçe sayılması biz gençlerin öfkesini daha da arttırdı. Bu süreçlerden sonra öğrencilerin yararına hiçbir karar alınmaması  ve iktidarın çıkıp böyle bir video ile sanki gençleri çok önemsiyormuş gibi görünmeye çalışması ise sönmeyen ateşimizi körükledi.

 

Eğitim bize “çok” uzak…

Pandeminin başlamasından bu yana 8 ay geçmesine rağmen öğrencilere gerekli maddi destek sağlanmadı. Eğitimciler, öğrenciler ve veliler, sistematik çalışma eksikliğinden kaynaklanan sorunlarla baş başa bırakıldı. Özellikle dar gelirli ailelerin, tarım işçilerinin, dezavantajlı grupların çocukları ve ana dilleri farklı olan çocuklar hala uzaktan eğitim alamamakta ve bu nedenle eğitimden dışlanmaktadır. Öğrenciler kimi zaman çatıdan kimi zaman pazardan EBA’ya bağlanmaya çalıştılar. Daha da kötüsü bu ülkenin eğitim bakanı Ziya Selçuk, çocuk işçileri ziyarete gitti. Bu beceriksizliğin en acı sonucuysa EBA’ya erişmeye çalışan 8 yaşındaki ilkokul öğrencisi Çınar Mert’in çatıdan düşerek hayatını kaybetmesi oldu.

 

İşsizsin sen işsiz kal

Gerek pandemi, gerekse kura bakmayan bakanlar nedeniyle olsun, tırmanan ekonomik krizin faturası gençlere kesiliyor. Gelecek kaygısı üniversite öğrencilerinden küçücük çocuklara kadar yayıldı, gençler artık okudukları bölümü sevip sevmemeleri şöyle dursun, bu bölümü okuduktan sonra işsiz kalır mıyım derdine düştü. Yalan yanlış açıklanan verilerde bile işsizlik oranı çok yüksekken, gerçek işsizlik oranı ciddi sayılara ulaştı. Bu soruna cevap olarak “Her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok.” diyen iktidar ve onun bünyesinde çalışanlar çift maaş alırken rektörler akrabalarını eğitim görevlisi olarak atar oldu. Bu çürümüşlüğün kokusu sinmiş, çıkmamaktadır.

 

Hayata başlayamıyoruz

Lise sıralarında dirsek çürütmüşsün, sınavlara girmişsin ve sonunda üniversiteyi kazanmışsın. Burs için KYK’ye başvurmuşsun, ihtiyacın olduğu halde burs çıkmamış ve sen de mecburen kredi almak zorunda kalmışsın. 4 sene sonunda elinde bir diploma ve sırtında borçla mezun oluyorsun. Sen daha iş bulmadan KYK borcun yapılandırılıyor ve üstüne üstlük devlet, KYK borçlarını silmesi gerekirken borca faiz katıyor.  Sonra bir haber görüyorsun, eğitimi ücretsiz hale getiremeyen devlet büyük şirketlerin vergi borçlarını silmiştir. Aynı devlet eğitimdeki temel ihtiyaçlara bütçe ayıramazken İstanbul Kanalına, HES projelerine hazine ayırıyor.

Öğrencilerin en temel sorunlarını bile çözmeyen iktidar, bize kimlik arayışı içine girmiş durumda. Gençliğe sadece bir oy pusulası gibi bakıp bizim leyhimize hiçbir eyleme geçmeyen erk, ilgileniyormuş gibi görünerek iki yüzlülüğünü sergilemekten kaçınmıyor. Eğitimde yaptığı gericileşme çalışmalarıyla kendi neslini oluşturanların kindar ve dindar arayışları devam ediyor.

Biz ne Abdülhamit’iz, ne Erbakan’ız ne de Menderes’iz. Biz eşit, bilimsel ve parasız eğitimi savunan gençleriz. Biz toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele eder, özgürlüğü savunuruz. Bizim mücadelemiz gençlik mücadelesidir, bizim mücadelemiz eğitim mücadelesidir.

Biz mücadelemizde asla yalnız değiliz!