17 Kasım Uluslararası Öğrenciler Günü’nde farklı ülkelerden sıra arkadaşlarımızla öğrencilerin durumunu konuştuk

17 Kasım Uluslararası Öğrenciler Günü’nde farklı ülkelerden sıra arkadaşlarımızla öğrencilerin durumunu konuştuk

Ülkemizde 17 Kasım Uluslararası Öğrenciler Günü’ne, uzun zamandır olduğu gibi lise ve üniversitelerde eğitim kalitesinin her geçen gün daha fazla niteliksizleştiği, öğrencilerin daha fazla yoksullaştığı ve gelecek umutlarının gitgide azaldığı koşullarda giriyoruz. Peki dünyanın farklı yerlerinde öğrenciler çok iyi koşullarda yaşayıp güzel düzenlenmiş eğitim sistemlerine göre mi eğitim alıyorlar; yoksa onlar da mı eğitimin niteliksizliğinden, yemeklerin pahalılığından veya hükümetlerin öğrenci düşmanı politikalarından muzdarip? Bu soruyu cevaplandırmak için Öğrenci Sendikası olarak dört farklı ülkede eğitim gören öğrencilerle, ülkelerinde öğrenci olmanın kendilerine ne getirdiğine dair konuştuk.

Amin, Fransa – Panthéon-Sorbonne Üniversitesi

Fransa’nın durumu oldukça karışık. Son dönemde gerçekleşen sarı yelekliler eylemleri krizinden sonra genç bir üniversite öğrencisi olarak kendine bir gelecek planı çizmek zor hâle geldi.

İsmim Amin, Panthéon-Sorbonne üniversitesinde hukuk bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim. Yani oldukça prestijli bir okul. Bahsettiğim sorunlar hakkında düşüncelerim biraz karışık, ailesiyle yaşayan ve burs alan bir öğrenciyim dolayısıyla bu sorunlar beni diğer öğrenciler kadar güçlü etkilemiyor, bu sebeple şanslılardan olduğumu düşünüyorum, yine de COVID-19’dan önce bile, grevler (2019 sonundaki ulaşım grevleri) dolayısıyla benimle birlikte Parisli öğrencilerin hepsi uzaktan eğitime geçmek zorunda kalmıştı. Bu çoğu şeyin başlangıcıydı ve uzaktan eğitimin küçük alanlarda başka insanlarla yaşamak zorunda olan öğrenciler için zorlayıcı olduğunu düşünüyorum.

Demin bahsettiğim sarı yelekliler meselesi ile ilgili, eylemler genç öğrencilerin kolektif çabalarıyla dinamik kazansa da (lise ve üniversitelerin işgali) asıl büyük etkisi, Fransız toplumunun geri kalanında ve tamamında olmuştu.

COVID-19 sürecinde büyük bir sorun ortaya çıktı. Beni doğrudan etkilemese de belirtmemin önemli olduğunu düşünüyorum. İlk olarak, üniversiteler organizasyon ve hazırlık yapmak konusunda yetersiz kalmıştı; eğitime başlayacak olan üniversitelerde şartlar uygun değildi, bu nedenle eğitimin devam edip etmeyeceği konusu kesinleştirilmemişti. Bu yüzden uzaktan eğitim, öğrencilerin eğitime rahatça devam edebilmesi konusunda, demin bahsettiğim gibi ben dahil kalabalık ve ufak yerlerde yaşayan öğrencilere zorluk çıkarmış, bunların üstesinden gelmek için de öğrenciler kendileri farklı yöntemler bulmaya çalışmıştı. Ek olarak, çoğu öğrencinin olası en basit şartlarda çalışmak için evinde sağlam internet bağlantısı, yüksek performanslı bilgisayarı, hatta yazıcısı bile yok. Dolayısıyla öğrenciler arasındaki eşitlik de etkilenmiş oldu. Bu meseleye ek olarak,, üniversitelerin en büyük sorunu olan, internet sisteminde çöken sınavları organize etmek de katılıyor. Sınavın daha sonradan tekrar okulda mı yapılacağını, yoksa uzaktan yeniden mi yapılacağını bilmiyorduk, eğer olacaksa ne zaman olacağını da bilmiyorduk (hatta bu mesele İdare Mahkemesine kadar taşındı).

Özetle, öngörülebilir olmasından dolayı şu anki durum daha yaşanılabilir olsa da (Üniversiteler ikinci dalganın geleceğini öngörüyorlar.) Fransa’da peş peşe gelen krizlerin milyonların hayatını etkilediği gerçeğini söylemek isterim.

Luca, İtalya – Lise

Merhabalar, ismim Luca, İtalya’da yaşıyorum. Lise son sınıf öğrencisiyim ve İtalyan eğitim sistemiyle şimdiye kadar olan tecrübemin pek iyi olmadığını söyleyebilirim. Bana kalırsa on yıllardır değiştirilmemiş bu eğitim sisteminin ciddi restorasyonlara ihtiyacı var. Öğrencilerin üzerinde, çok fazla şeyin bir an önce yapılması için uygulanan büyük bir baskı ve stres var. Öğretmenlerin çoğunun öğrencilerin okul dışında spor ve müzik gibi farklı ilgilerinin olduğunu anlayamadıklarını düşünüyorum. Ayrıca izlenilmek istenen program, fazla uzun ve geçerliliğini yitirmiş kurallardan oluşuyor, dolayısıyla öğretmenler de sene sonunda programı bitirememiş oluyor. Tüm bunlarla birlikte okullarımızda öğrenciler için yeteri kadar hizmet olmadığını da söyleyebilirim. Öte yandan, uygulanmak istenen sistem ne kadar başarısız olsa da müfredatın iyi ve yüksek seviyede, üniversiteye hazırlanma konusunda başarılı olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarım ve geçirdiğim zamandan dolayı lise hayatımı sevmediğimi söylemek istemiyorum fakat tüm bunları tekrar yaşamak istemezdim.

Raim, Kanada – Douglas College

Liseyi Kazakistan’da bitirip daha sonradan Kanada’ya gelmiş biri olarak biraz karşılaştırmalı gitmek istiyorum. Ülkemdeki eğitim sistemi Kanada’dakinden çok farklı, bu yüzden buraya geldikten sonra adapte olmak konusunda sorun yaşadım. Kazakistan’ın öyle bir eğitim sistemi var ki ders çalışmak için kendini ittirmek yerine aile ve arkadaş gibi dıştan motive eden bir şey olmadığı sürece kimse istemez ve kimse de faydalı olduğunu düşünmüyor. Bütün bunlar bir yana, Kanada’ya ilk geldiğimde, insanlara ve çevreye adapte olabilme konusunda biraz kültür şoku yaşamıştım. Kanada’da yabancı bir ülkeden gelen bir öğrencinin en büyük sorunu ise her zaman yemek fiyatları oluyor. Mesela bir restoranda on beş dolarlık bir yemeğin yanına %12’lik bir vergi de ekleniyor, böylece fiyatı artıyor. Bu belki burada yaşayan insanlar için çok büyük bir sorun olmayabilir fakat öğrenciler, özellikle yabancı öğrenciler için karşılaması her zaman çok da kolay olmuyor.

İngiltere – Manchester Üniversitesi

İngiltere’de üniversitelerin COVID-19 döneminde işleyişi öğrenciler tarafından en çok sorgulanan konulardan bir tanesiydi. Eğitimin yüz yüze mi uzaktan mı devam edeceği konusu üniversitelerin insiyatiflerine bırakılmış ve Manchester Üniversitesi diğer bazı üniversiteler gibi uzaktan devam etme kararı almıştı. Buna rağmen, uzaktan eğitim kararı alan diğer üniversitelere kıyasla astronomik ücretlerin alınması öğrencileri harekete geçiren en temel nokta oldu. Bununla birlikte, ülkemizde öğrencilerin en çok yüz yüze kaldığı sorunlardan birisi olan ev sahiplerinin evlerini öğrencilere yüksek fiyatla kiralaması sorununun tamamıyla aynı şekilde gerçekleşmesiyle birlikte, okulda kalan öğrencilerin, okul yönetimi tarafından salgın döneminde kira sözleşmelerinin iptal edilmesinin reddedilmesiyle birlikte, saydığımız iki talep öğrencilerin meydanlardaki en önemli sloganları oldu. Sokak eylemleriyle okul binasını işgal edip, okul yönetimine kira sözleşmeleri konusunda geri adım attırmasıyla binlerce öğrencinin sesi olan öğrenciler, polisin ırkçı ve şiddetli baskısına rağmen Ekim ayından bu yana direnişlerini devam ettiriyorlar. Öğrenci Sendikası olarak, Manchester Üniversitesi’nde eylemlere öncülük eden öğrenci örgütü “S.A.F.E.R.” ile yaptığımız röportajı çok yakında internet sitemizdeki blog sayfamızdan yayınlayacağız.